Denetimin ve Denetim Elemanlarının Sorunları

Yolsuzluklar ülkemizin gündemine oturdu. Yolsuzluğun nedenleri ve çözüm yolları konusunda çok şeyler söylendi; Gelir dağılımının bozukluğu , toplumun değer yargılarını yitirmesi , kamu görevlilerinin ücretlerinin yetersizliği, bürokratik yapının hantallığı, siyasi etkiler, yürütmenin yasamaya müdahalesi, yargının bağımsız olmaması, yasaların yetersizliği, adaletin geç tecelli etmesi, sık sık af çıkarılması, çıkar gruplarının siyasete ve bürokrasiye etkisi vs. vs.. Kısacası yolsuzluklarla ilgili tartışmalar yapılırken, "Denetim ve Denetimin sorunları" hariç her şey gündeme getirildi.

Oysa ;"DENETİM", yolsuzlukları ortaya çıkarması gereken sistemin adıdır.

Denetimin sorunlarını gözardı ederek yapılan her yolsuzluk değerlendirmesi, eksik kalmaya mahkumdur.

Denetimin gücü arttıkça yolsuzluklar azalır. Bir başka deyişle denetim ile yolsuzluk ters orantılıdır. Biz DENETDE olarak bu görüşümüzü: "Bir yerde yolsuzluk varsa denetim, denetim varsa yolsuzluk yoktur." Şeklinde ifade ediyoruz. Bu cümle aynı zamanda, denetim elemanlarının tamamını temsil eden tek meslek örgütü olan DENETDE'nin, denetim sistemine getirdiği bir eleştiridir.

Sağlıklı bir denetim sisteminden bahsedilebilmesi için, denetimin; bağımsız olmak, tüm kamu kaynaklarını denetlemek, etkin olmak, verimli olmak, caydırıcı olmak, güçlü olmak gibi gibi fonksiyonlara sahip olması gerekir. Bunları bir denetim sisteminin olmazsa olmazları diye de nitelendirebiliriz.

Acaba Türkiye'deki denetim yapısı bu olmazsa olmazlara ne ölçüde sahiptir? Bu soruya sağlıklı cevap verebilmek için Türkiye'de denetimle görevlendirilmiş organların yapısına bir göz atmak gerekir.

Ülkemizde kamu denetimi ile görevli birimleri, yapılarına,yetkilerine ve görevlerine göre dört ana grupta incelemek mümkündür

a)Devlet Denetleme Kurulu; Bu Anayasal Kurumun Cumhurbaşkanınca atanan 5 üyesi vardır. Cumhurbaşkanına bağlı olarak görev yapar. Cumhurbaşkanınca görevlendirildiği konularda inceleme yapar.

b)Sayıştay: Genel ve Katma Bütçeli idarelerin gider bütçelerinden yapılan harcamaları, harcamaların bütçeye uygunluğunu denetler. Sayıştay'da göreve denetçi yardımcısı olarak başlanır, üç yıllık bir staj döneminde ve bu dönemin sonunda yapılan yeterlik sınavında başarılı olunması halinde denetçi, daha sonra da kıdeme göre baş denetçi ve uzman denetçi olunur. Sayıştay üyeleri TBMM tarafından, Sayıştay Başkanı da Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. Sayıştay mensupları hakim statüsündedirler.

c)Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurumu: Bu Kurulun görevi KİT'leri denetlemektir. Denetimlerinin sonuçlarını her yıl birer raporla TBMM KİT komisyonuna sunarlar. Gerek sayıları gerekse yapılanmaları nedeniyle, denetimleri genelde makro düzeydedir. Soruşturma yapma yetkileri yoktur. Denetçileri arasında, göreve Denetçi Yardımcısı olarak başlayıp yeterlik sınavından sonra Denetçi olanlar yanında, başka kurumlarda yöneticilik yaptıktan sonra Denetçi olarak atananlar da vardır.Üyeler TBMM tarafından seçilir.

d)Başbakanlık, Bakanlık, Genel Müdürlük Müfettişleri, Bakanlık Merkez Teşkilatı Kontrolörleri, Hesap Uzmanları; Denetim elemanları arasında sayıca en fazla olan gruptur ve ülkemizde denetimin önemli bir bölümü bu denetim elemanları tarafın yapılmaktadır. Yapıları gereği MSB, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları denetim elemanları ilgili meslek mensupları arasından atanırlar ve ücretlerini de ilgili sınıflarından (Mülkiye, adalet ve Silahlı Kuvvetler) alırlar. Bunların dışında kalan denetim elemanlarının tamamı bir giriş(seçme) sınavı ile göreve başlarlar, 3 yıllık bir staj döneminin sonunda girdikleri yeterlik sınavında başarılı olmaları halinde Müfettiş, Kontrolör veya Hesap Uzmanı olarak göreve atanırlar. Bakana veya Genel Müdüre Bağlı olarak çalışırlar. Genel ve Katma Bütçeli Kurumlarda görev yapan denetim elemanları bugüne kadar üçlü kararname ile atanırlardı. KİT Genel Müdürlüklerindeki müfettişler ise Yönetim Kurullarının kararıyla atanmaktadırlar. Teftiş, inceleme ve soruşturma yetkileri vardı.

Soruşturmaya başlamaları bağlı oldukları Makam'ın (Bakan veya Genel Müdür) onayına tabidir. Yurt çapında denetim yetkisine haiz denetim birimlerinin sayısı 120 civarındadır.Bu denetim birimlerinin kurulmasında bir strateji izlendiği söylenemez. Bazı Bakanlıklarda birden çok denetim birimi olup, görev ve yetki sınırları tam belirlenmemiştir. Maliye Bakanlığına; 7 Denetim Birimi Bağlıdır. Aynı Şekilde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Merkez Teşkilatında 2 teftiş kurulu vardır. Hatta bu iş o kadar kuralsız hale gelmiştir ki, Gümrük Müsteşarlığına bağlı denetim birimi sayısı dörde yükselmiş, bir genel müdürlükte (SSK Genel Müdürlüğünde) iki teftiş kurulu oluşturulmuştur. Buna karşılık, RTÜK gibi Telekomünikasyon Kurumu gibi gerçekten denetlenmesi gereken kurumlarda Teftiş Kurulu oluşturulmamıştır. Fonlar, döner sermayeler, vakıflar, kamu kaynaklı spor klüpleri önemli ölçüde denetim dışıdır.

Mevcut durumu, olmazsa olmaz dediğimiz kıstaslara göre değerlendirdiğimizde hiç de iç açıcı olmayan bir tabloyla karşılaşırız.

Denetim Elemanları ve Denetim Birimleri Bağımsız Değildir

Denetim elemanları ve denetim birimleri bağımsız mıdır sorusuna, bir ölçüde Sayıştay, Devlet Denetleme ve Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurumu için evet demek mümkündür. Ancak, bu birimler de iş yoğunluğu altında ezilmişlerdir, işleri çok yoğun, sayıları yetersizdir. İşin ilginci nispeten bağımsız olan bu birimlerin soruşturma yetkileri yoktur. Oysa, denetimde sucu tüm kanıtları ile ortaya konarak kusurluların tespit dileceği yöntem soruşturmadır. Bağımsız olarak nitelendirilmesi mümkün olan denetim birimlerinin ise soruşturma yetkileri yoktur.

Kaldı ki, nispeten bağımsız gözüken Başbakanlık Yüksek Denetleme Kuruluna Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı bir yazı yazarak, cezai suç isnadı taşıyan raporların Savcılığa gönderilmemesini isteyebilmektedir.

Bakanlık ve Genel Müdürlük Denetim Birimleri ise kelimenin tam anlamıyla "Bağımlıdırlar". Sicil amirleri; Bakanlık Denetim Elemanlarında Teftiş Kurulu Başkanı ve Bakan, Genel Müdürlük Denetim Elemanlarında Teftiş Kurulu Başkanı ve Genel Müdürdür. Denetim elemanlarının teftiş programları Teftiş Kurulu Başkanları tarafından hazırlanır, Genel Müdür veya Bakanın onayıyla yürürlüğe girer. Genel Müdür veya Bakan istemezse bir birim yıllarca denetlenmeyebilir. Mesela Personel Genel Müdürlüklerinin, Personel Daire Başkanlıklarının teftişi genellikle verilmez. Bankalarda müfettişler genellikle şube teftişi yaparlar, seksiyon müdürlüklerinin teftişi genellikle verilmez. Denetim Elemanı teftiş sırasında bir yolsuzluk tespit ederse, soruşturmaya başlamak için yazılı onay alması gerekir. İstisna da olsa, bazen soruşturma oluru verilmediği de olabilir. Önemli yolsuzluklar birinci adamın haberi olmadan gerçekleşmesi mümkün olmadığından; bu yapıyla önemli yolsuzlukların saptanmasının mümkün olmadığını rahatlıkla ifade edebiliriz.

Meclis Tutanaklarını incelediğimizde bile Türkiye'de Denetimin Bağımsız olmadığını rahatlıkla görmemizi sağlayacak tespitlere rastlayabiliriz;

16.Şubat 2000 günü TBMM kürsüsünden konuşan milletvekili bir gazete kupürü okuyor "Dün gazetemiz bürosunu ziyaret eden Devlet Bakanı Yüksel Yalova sohbetinde ..... 4 600 vakıf kuruluşunu denetlemede ciddî sıkıntılar çekiyorum. 80 civarında olan müfettişime 100 yeni müfettiş ilave etmek durumundayım. ....' dedi.25.09.1999" Burada maledinme eki olarak kullanılan "im" takısına dikkatinizi çekmek istiyoruz. Bir bakan Müfettişi kendi eşyası gibi görürse, ondan istediği doğrultuda rapor yazmasını istemesinden doğal ne olabilir.

Yine bir eski bakanımız Sayın Yaşar TOPÇU bakın 29.06.2000 günü TBMM kürsüsünden ne diyor: "Değerli arkadaşlar, hukukçular arasında 240'ın adı 'kırk ambar suçu'dur; 230'un adı da öyledir, 'kırk ambar suçu' derler. İdarede -birçoğunuz idareden geldiniz- 240 suçuna 'müfettiş suçu' derler. Amir, müfettişe 'git, şuna bak' dediği zaman, müfettiş, hiç takacak bir şey bulamazsa, 240'tan takar; niye; çünkü, orada der ki 'hangi nedenle olursa olsun görevi kötüye kullanma' ya da 'hangi nedenle olursa olsun görevi ihmal etmek.' Açık, istediğinizi sokun. " Burada tüm müfettişlere bir suçlama var. Ben bütün meslektaşlarımı tenzih ediyorum. Ama sabık Bakan'ın ifadelerinden, Bakanlık döneminde bazı müfettişleri bu yolda kullanmak istediğini, mevcut yapının böyle bir kullanma eylemine müsait olduğuna inandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu da denetimin bağımsız olmadığının bir eski bakan ağzından TBMM tutanaklarına geçmiş kanıtıdır.

Denetimin bağımsız olmadığı, bakan veya genel müdür emrinde çalışan teftiş kurulu yapılanmasına büyük yolsuzlukların çözüleceğini beklemek bir hayaldir.

Demek ki, denetimin en önemli sorunu denetim sisteminin bağımsız olmamasıdır. Denetimin bağımsızlığına ancak ve ancak "tek çatı altında birleşmiş bağımsız ve etkin bir denetim yapılanması" ile ulaşılabilir.

Kamuda Bazı Alanlar Denetlenmemektedir

Kamu gelir ve giderinin önemli bir bölümü denetlenmemektedir. Fonlar ve bazı Döner Sermaye işlemleri kamuda denetlenmeyen alanların başında gelmektedir. Özellikle bazı fon kaynaklarının nasıl kullanıldığı herkesin meçhulüdür. Kamuda ehliyetten, silah ruhsatına, nüfus kaydından, tapu tesciline kadar işlemler sırasında hiç de küçük olmayan meblağlar vakıf veya dernekler adına tahsil edilir. Bu vakıflar, yalnızca Vakıflar Genel Müdürlüğünün denetimine tabidir. Vakıflar müfettişlerinin sayıca yetersiz, vakıf sayısı da çok fazla olduğu için, bu vakıfların sağlıklı denetimi yapılamaz.

Bazı kanunlar ve KHK'ler ile bütçeden yapılacak bazı harcamalar Sayıştay denetiminin dışında tutulabilmektedir. Örneğin 27.08.1999 gün 4452 sayılı yetki yasasına dayanarak çıkarılan 581, 582 ve 583 sayılı KHK'ler ile Afet Harcamaları Sayıştay Denetiminin kapsamı dışına çıkarılmıştır.

Bazı Kamu Bankalarında genel müdürlük seksiyonları, hemen hemen her kurumun personel birimleri kurumlarının iç denetimine tabi tutulmazlar.

Çağımızın en yeni ve gerekli denetim birimi çevre denetimidir. Çevre Bakanlığı müfettişlerinin sayıca yetersizliği, çevre denetiminin gerektiği gibi yapılmasını engeller.

Bütün bunların yanında RTÜK gibi Telekomünikasyon Kurumu gibi trilyonlara hükmeden kamu kuruluşlarında da denetim birimi oluşturulmamıştır. Özelleştirme idaresinin denetiminin de yapıldığını söylemek mümkün değildir.

Kısacası kamu kaynaklarının çok büyük bir kısmı herhangi bir denetime tabii tutulmazlar.

Vergi incelemesi yönünden durum daha vahimdir. Vergi mükelleflerinin çok büyük bir bölümünün işlemleri hiç incelenememektedir. Kayıt dışı ekonomi de, adı üzerinde bırakınız denetlenmeyi, denetleme kapsamına nasıl alınacağının tartışması dahi başlamamıştır.

Kamuda denetime tabi olmayan alan kalmaması ancak sağlıklı bir denetim planlaması ve denetim birimlerinin eşgüdümü ile mümkündür. Denetim planlaması ve denetim birimlerinin eşgüdümü ise, ancak; "tek çatı altında birleşmiş bağımsız ve etkin bir denetim yapılanması" ile gerçekleştirilebilir.

Mükerrer Denetim veya Kamu Denetiminde Koordinesizlik

Kamu kaynaklarının denetimi için 120'nin üzerinde denetim birimi kurar, bunlar arasında koordineyi sağlayacak herhangi bir birim oluşturmazsanız; Mükerrer denetimi, denetim elemanlarının heba edilen zamanını, aynı konuda birbiri ile çelişen raporları, aynı konuda düzenlenmiş teftiş ve soruşturma raporlarını olağan karşılamanız gerekir. Tabii bütün sonucu olarak, denetim sistemi denetim elemanları yıpratılır ve denetimi yönetime engel gören bir anlayış bürokrasiye egemen olur.

Kamudaki denetim birimleri arasındaki koordinesizlik denetim yöntemlerine da yansımıştır. Bugün, denetimleri sırasında çağın en son araçlarını (dizüstü bilgisayar, internet, e-mail, kamera vb) kullanan denetim elemanları da vardır, yazacağı raporun kağıdını nereden temin edeceği peşinde olan denetim elemanı da. Bazı kurulların aşırı şekilci yapısı, denetim elemanının yaratıcılığını öldürecek düzeydedir. Pekçok kurulda raporun şekli içeriğinin çok önüne geçmiştir.

Mükerrer denetim, kamu denetiminin en aksak yönlerinden birisidir. Mükerrer denetim denerime tabi tutulan kamu görevlisini de, denetlenen esnafı da denetimden illallah diyecek duruma getirmiştir.Bir KİT ; BYDK Denetçileri, Başbakanlık, bağlı olduğu Bakanlık ve kendi Genel Müdürlük müfettişlerince denetlendiği gibi; vergi yönünden Hesap Uzmanları, Gelirler Kontrolörleri ve Vergi Denetmenleri ; iş mevzuatı yönünden İş müfettişleri, SSK mevzuatı yönünden SSK müfettişleri, poliklinikleri varsa Sağlık Bakanlığı müfettişleri vb. tarafından defalarca denetlenebilmektedir. Bu kadar değişik birimlerce denetlenen bürokratlar da, denetimi yönetimin iş yapmasını engelleyen bir aygıt olarak görebilmektedir.

Aynı konular farklı denetim organları tarafından farklı zamanlarda denetlenebilmekte, hatta aynı konuya ilişkin raporlarda birbirlerinden çok farklı, hatta zıt sonuçlara varılabilmektedir. Bir yakınıcının farklı Makamlara yazdığı yakınma mektuplarına göre, aynı olay için aynı gün 3-4 farklı denetim birimi eleman gönderebilmektedir.

Bütün bu durumlar da denetime ve denetim elemanına duyulan güveni sarsmaktadır.

Kamuda pek çok alan hiç denetlenmezken, tek bir olayın defalarca denetlenmesi tek kelime ile kaynak israfıdır.

Öte yandan, Teftiş Kurullarının yolsuzlukla mücadeledeki deneyimlerini ve bilgi birikimlerini birbirlerine aktarmaması; önemli kaynak savurganlığına yol açmakta, bir denetim birimince uzunca süredir uygulanan çok yararlı bir yöntemi, başka bir teftiş kurulu yıllarca sonra deneme-yanılma yöntemiyle öğrenmesine neden olmaktadır.

Yolsuzluklar çoğu zaman birden fazla kurumu ilgilendirmekte, bu durum da her kurumun denetim birimi olayın kendilerini ilgilendiren yönü üzerinde durmakta, bazen gerekli eşgüdüm olmadığı için önemli yolsuzluklar ortaya çıkamamaktadır.

Mükerrer denetimi önlemenin, denetim elemanından azami yararlanmanın, denetimde verimi artırmanın yolu, denetim birimleri arasında kurulacak eşgüdümden geçmektedir.. Gerçek eşgüdüm de ancak; "tek çatı altında birleşmiş bağımsız ve etkin bir denetim yapılanması" ile sağlanabilir.

Etkin Bir Denetimden Sözedilemez

Denetimin etkinliğinin en önemli ölçütü; denetim elemanlarının düzenlediği raporlarının uygulanıp uygulanmamasıdır. Düzenlenen raporların gereği yapılıyorsa, raporlarda eleştirilen hataların tekrarından kaçınılıyorsa, denetimin caydırıcılığı varsa etkin bir denetimden sözedilebilir.

Maalesef Türkiye'de denetim etkin değildir. Denetim elemanı raporunu yazar, ancak onu uygulayıp uygulamamak bürokrata kalmıştır.

Hangi birime ait olursa olsun son 10 yıla ait cevaplı teftiş raporlarını, BYDK yıllık raporlarını, Sayıştay denetim raporlarını alın ve karşılaştırın; eleştirilerin de verilen cevapların da aynı doğrultuda olduğu görülecektir. Denetlenenler aynı hataları yapmaktan, denetleyenler de aynı şeyleri yazmaktan vazgeçmemektedir.

Hatalı işlemler nedeniyle denetim elemanlarınca önerilen disiplin cezalarına, personelin gücüne göre uyulur yada uyulmaz. Sık sık çıkarılan disiplin afları da, denetimin etkinliğini olumsuz yönde etkileyen unsurlardan birisidir.

Bürokratik yapımız en olumsuz kavramlarından "Sümenaltı" , denetim raporları için de geçerlidir. Düzenlenen raporlar bazen biryerlere takılır.

Denetimde etkinliğin yolu, raporların gereğini yapmayanlardan da hesap sormaktan geçer. Bu da ancak; "tek çatı altında birleşmiş bağımsız ve etkin bir denetim yapılanması" ile mümkündür.

Denetim Elemanları Diğer Kamu Görevlilerinden Neden Farklıdır

Teftiş Kurullarının Tüzük ve Yönetmelikleri incelendiği zaman görülür ki; denetim elemanlarına getirilen kısıtlama, görev ve mesleki zorunluluklar diğer kamu görevlileri ile kıyaslanmayacak ölçüde katı ve zordur. Denetim elemanının hediye alamayacağından, personelden borç para isteyemeyeceğine, samimi ilişki kuramayacağına pek çok kural. Bunlara denetim elemanlığında çok önemli olan üstad-muavin ilişkisinden öğrenilen, yazılı kurallara nazaran çok daha katı kuralları da ekleyin. Bu kurallar, bazı kurullarda denetlenenin çayını dahi içmemeye varan katılıkta uygulanabilir.

Denetim elemanlarında staj dönemi de çok katıdır. Anneye babaya gösterilen saygının çok fazlası üstada gösterilir. Giyim kuşama aşırı özen, hitap tarzına, kişisel ilişkilere gösterilen azami dikkat, üstaddan önce kapıdan çıkmamak, yemeğe o başlamadan başlamamak vs. vs. belki askeri eğitimden sonraki en katı eğitim dönemi. Yaptıkları birkaç ufak yanlışlık nedeni ile gelecekleri kararan yardımcılar.

Başarıyla geçirilen üç yıllık staj döneminde, eşliğinde stajda bulunan üstadlar, denetim elemanı olabileceğiniz yolunda görüş beyan etmişlerse, yeterlik sınavına girmeye hak kazanırsınız. Çok katı uygulanan, bazen girenlerin önemli bir bölümünün elendiği yeterlik sınavında başarılı olabilirseniz, artık denetim elemanı olabilirsiniz

Ve çok zor bir meslek yaşantısı. Özenli, çalışkan, ölçülü olarak başlanan ve sonuna kadar o şekilde sürdürülen bir hayat tarzı.

Günceli izlemek, mevzuata hakim olmak; iyi bir ekonomist, iyi bir işletmeci, mesleğini yürütecek ölçüde muhasebe ve hukuk bilgisine sahip olmak. Hepsinden önemlisi, Türkçe'ye hakimiyet.

Yalnızlık, belki de denetim elemanını en iyi ifade eden kelime. Her yıl aylar süren turneler. Denetlenene konan mesafe. Biran önce dönebilmek için geceyarılarına kadar sürdürülen çalışma saatleri

Mesleğin tek eksisi yalnızlık değil elbet. Aylarca evden ayrı kalmanın aile hayatına getirdiği olumsuzluk. Özlemle geçen bir ömür. Büyük şehirde bir taşralı veya taşrada bir kentli. Sosyal uyumsuzluklar. Sabit bir yerinizin, sabit bir telefonunuzun olmamasının getirdiği olumsuzluklar. Sürekli daralan bir çevre. . Bazen, bir ilçe otelinde tahtakuruları ile mücadele ederek, bazen çalışma odanıza koyduğunuz hurçta geçen geceler.

Böylesine zor bir mesleğe, okullarının en parlak, en çalışkan, en yetenekli öğrencileri niye girer;

a)Bürokraside kolay yükselme ihtimali, bazı kurumlarda denetim birimlerinin bir yönetici mektebi gibi görev yapması.

b)Ücretinin ve harcırah yevmiyesinin cazip olması.

c)Bağımsızlığı, yolsuzlukla ve haksızlıkla mücadele isteği,

d)Sosyal statüsü,

e)Başka iş bulamaması,

Maalesef bugün denetim elemanlığı (Müfettiş Yardımcılığı, denetçi yardımcılığı, kontrolör yardımcılığı vs) giriş sınavlarına yönelten tek şey, başka iş bulamama ihtimalidir. Belki bir ölçüde haksızlıkla mücadele etme isteği. Artık yöneticiler, denetim elemanlığından gelen, "o yanlış", "bu mevzuata aykırı", "bunu yapmamız idareyi zarara sokar" diye itiraz edecek kişileri alt yönetici olarak görmek istemiyorlar. Onların yerine, o görevi haketmediği için, her şeye evet diyen, karşı gelme duyusunu yitirmiş, sözlüğünden hayır kelimesini çıkarmış kişilerle çalışmak istiyorlar. Denetim elemanlarının ücretleri de, sosyal statüleri de çok gerilediği; bir Bakanlık müfettişinin maaşı 1970'lerdeki maaşının reel olarak 1/3'üne düştüğü, bürokratik yapıda şube müdürünün bile çok altında kaldığı için; genç mezunlar için mesleğin bir cazibesi kalmamıştır. Başka bir yere giremezsem, el altında bulunsun diye girilmektedir denetim elemanlığı sınavlarına.

Okullarının parlak öğrencileri, öncelikle özel sektörü, daha sonra hazine gibi dpt gibi kurumların uzmanlıklarını, kaymakamlığı tercih etmekte; bunların hiçbiri gerçekleşmezse denetim elemanlığı sınavlarına bir zorunluluk olarak girilmektedir. İlk fırsatta kaçmak üzere.

Bütün bunların bir sonucu olarak da, denetim birimleri kan kaybetmekte, kadro ilavelerine rağmen sayı azalmakta, meslek aşkı körelmekte ve denetim birimlerinin verimi azalmaktadır.

1980'li yılların başlarına kadar; ücret yönünden kaymakamlık, hakimlik, araştırma görevliliği gibi mesleklerden çok çok iyi durumda olan müfettiş yardımcılığı, bugün bu mesleklerin çok gerisinde kalmıştır. 1970'li yılların sonlarında bir Bakanlık Müsteşarının 1.3 katı maaş alan 1. derecenin 4. kademesindeki Bakanlık Başmüfettişinin maaşı bugün aynı müsteşarının maaşının %50'sine gerilemiştir.

Öte yandan, tahsili, kariyeri, mesleğe giriş ve yükselişleri, kadro ve ünvanları arasında fark olmayan denetim elemanları arasında önemli ücret farkları da oluşmuştur. Maliye Bakanlığına bağlı birimler KDV fonundan, Gümrük Müsteşarlığına tabii birimle gümrük fonundan tazminatlar almaktadır. KİT müfettişlerine diğer KİT personeline ödendiği şekilde KİT tazminatı ödenmektedir. Temsil tazminatı, yol gider vb adlarla ilave ücretler alan denetim elemanları vardır. Buna karşın, Bakanlık Müfettişlerinin önemli bir bölümü bu tür ilave ödemelerden mahrumdurlar. 1980 öncesi hemen hemen aynı ücreti alan denetim elemanları arasında oluşan ve önemli meblağlara ulaşan bu farklılık, denetim elemanlarının birlikteliğini olumsuz etkilediği gibi, DENETDE'nin "tek çatı altında birleşmiş bağımsız ve etkin bir denetim yapılanması" idealini de baltalamaktadır.

SONUÇ VE İSTEM

Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Hakkındaki Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ilişkin Yetki yasasının kabulü; ülkemizdeki denetim yapılanmasındaki çarpıklıkları gidermek, denetim elemanlarının ücretlerini tatmin edici düzeye yükseltmek, tahsili, kariyeri, mesleğe giriş ve yükselişleri, kadro ve ünvanları arasında fark olmayan denetim elemanları arasındaki ücret farkların gidermek ve denetim elemanlarının çok düşük düzeyde kalmış harcırah yevmiyelerini günün koşullarını uyarlamak için bir fırsat olduğunu düşünüyoruz.

Yolsuzlukla mücadeleye, programında geniş yer vermiş olan 57. hükümetimizin bu konuda önemli bir atılımı gerçekleştirerek "tek çatı altında birleşmiş bağımsız ve etkin bir denetim yapılanması"nı hayata geçireceğine ve "Denetim Hizmetleri Sınıfı"nı oluşturacağına inanmak istiyoruz. Böyle bir karar verildiği takdirde biz DENETDE olarak her türlü katkıyı vermeye hazırız.

Eğer TBMM'den yetki alınırken amacın köklü sistem değişiklikleri olmayıp, bazı iyileştirmeler yaparak, aynı görevi yapanlar arasındaki ücret eşitsizliğini gidermek olduğu düşünülüyorsa, bu takdirde;

a)1982 yılında Özel Hizmet Tazminatının, denetim elemanlarının kaldırılan daimi yolluklarının yerine konduğu, ancak daha sonra hemen hemen herkesi kapsayacak şekilde genişletildiği dikkate alınarak, ya Denetim Elemanlarına sürekli yevmiye ödenmesine yeniden başlanması veya Özel Hizmet Tazminatlarının Başbakanlık müsteşarı düzeyine çıkarılması,

b)Tüm Denetim birimleri "Kurul" olarak adlandırıldığı, kurul üyeleri arasında da eşitlik sözkonusu olduğu, kurul başkanının da eşitler arasında birinci olduğu, bu yargının doğal bir sonucu olarak 3-4 yıl öncesine kadar, müfettişler ve teftiş kurulu başkanlarının maaşları aynı düzeyde hatta müfettişlerin maaşlarının biraz daha fazla olduğu, ancak son yıllarda bu durumun Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanları lehine bozulduğu, şu anda Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlarının Makam Tazminatlarının 7000 olması nedeniyle temsil tazminatı da aldıkları, bu durumun müfettişler arasında Teftiş Kurulu Başkanı olma çabalarına neden olduğu, dolayısıyla çalışma barışının bozulmasına yol açtığı hususları dikkate alınarak; ek gösterge, makam tazminatı ve temsil tazminatları belirlenirken bu hususların da dikkate alınması, denetim elemanlarının tamamının ek gösterge ve makam tazminatlarının mutlaka temsil tazminatı alabilecek ölçüde belirlenmesi

c)Denetim elemanları için geçici görevin bir hayat tarzı haline geldiği, mevcut harcırah yevmiyeleriyle insanların aylarca evlerinden ayrı bir yaşam sürmelerinin çok zor olduğu, her fedekarlığın bir karşılığı olması gerektiği hususları gözetilerek, denetim elemanlarının sürekli kanayan yarası olan, harcırah yevmiyesi sorununun çözümü için; 6245 sayılı harcırah yasasının 33. madde b fıkrasındaki 1,3, 1 ve 0.9 oranlarının 2, 1,5 ve 1 olarak değiştirilmesi,

d)Ülke çapında denetim yapma yetkisine sahip, üç yıllık bir staj döneminden sonra yeterlik sınavına giren, kısacası kariyer yapıdan gelen denetim elemanları arasında mevcut ücret farklılıklarının giderilmesi ve mevcut farklılıklara yeni farklılıklar eklenmemesi,

Denetim elemanlarının huzurlu çalışma ortamına kavuşmaları ve iş veriminin artırılması için gerekli görülmektedir.

Arz ederiz.