13.11.2000 Tarihinde
Tüm Milletvekkillerine Gönderilen Mektup

Yolsuzluklar Toplumu tehdit ediyor...İçi boşalan bankalar... Kirli ilişkiler... Bu durumdan en fazla şikayetçi olanların, yolsuzlukların önlenmesi konusunda en fazla kafa yoranların TBMM’de bizleri temsil eden değerli milletvekillerimiz olduğuna inandığımız için, bu konudaki düşüncelerimizi sizlere sunarak, desteklerinizi talep etme gereği duyduk. GSMH’nın yetersizliği, gelir dağılımının bozukluğu, devlet çarkının ağır işlemesi ve şeffaf olmaması, yasal boşluklar gibi pekçok hususu yolsuzlukların nedenleri arasında sayabiliriz. Yolsuzlukları değerlendirirken, gözardı edilmemesi gereken hususlardan birisi de, denetim ile yolsuzluk arasındaki ilişkidir. Biz DENETDE olarak; “Bir yerde yolsuzluk varsa denetim, denetim varsa yolsuzluk yoktur.” Diyoruz. Gerçekten de, yakın tarihimizi incelediğimiz zaman denetime verilen önem azaldıkça yolsuzluğun arttığını, denetime önem verildiği dönemlerde de yolsuzluğun azaldığını görüyoruz. Denetime verilen önemin göstergeleri de; denetimin kariyer yapısı, denetim elemanlarının bağımsızlığı, raporların gereğinin yapılması, denetim elemanının sosyal konumu ve denetim elemanının mali statüsü şeklinde sıralanabilir. Son 15 yıllık gelişim dikkate alındığında, bu göstergelerin tamamında denetim sistemi ve denetim elemanı aleyhine bir gerileme söz konusudur. Denetimde çok başlılık vardır. Ülke genelinde 120’nin üzerinde teftiş ve denetim birimi oluşmuştur. Bunlar arasındaki koordinesizlik, bazı alan ve konuların hiç denetlenmesine imkan vermezken, bazı alanlarda mükerrer denetim söz konusudur. Bu durum denetim elemanlarının işgüçlerinin heba olmasına yolaçtığı gibi, mükerrer denetim olgusu da denetlenen kamu görevlilerinin ve küçük esnafın mağduriyetine neden olmaktadır. Denetimin olmazsa olmaz şartlarından birisi de denetimin bağımsız olma gereğidir. Bağımsız olmayan bir denetim elemanının yolsuzlukların üzerine gitmesi düşünülemez. Bir Bakana, bir Genel Müdüre bağlı denetim elemanının da bağımsızlığından söz edilemez. Olmazsa olmaz şartlardan bir diğeri de meslek güvencesidir. Denetim elemanı yazdığı rapor nedeni ile mağdur edilmeyeceğinden, mesleğinden atılmayacağından, cezalandırılmayacağından emin olmalıdır. Teftiş Kurulları’nın Tüzük ve Yönetmeliklerindeki hükümlerin ve denetim elemanlarının üçlü kararname ile atanmalarının bu güvenceyi kısmen sağladığı söylenebilirse de, Denetim elemanlarının üçlü kararname ile atamalarından vazgeçilerek, tek imza ile atama uygulamasına geçecek yasa hazırlıklarının tamamlanması da, bu güvenceyi ortadan kaldıran bir gelişme olarak karşımızda durmaktadır. Bazı kurumların kendi iç özellikleri nedeni ile yapabilecekleri istisnai uygulamalar dışında, Müfettişliğin kariyer bir meslek olması zorunludur. Yani, bir giriş sınavından geçerek Yardımcı olarak işe başlamalı, üç yıllık bir stajdan sonra gireceği yeterlik sınavında başarılı olduktan sonra Müfettiş olarak atanmalı yine staj döneminde ahlak ve davranış nitelikleri açısından Müfettiş olamayacakları anlaşılanlar elenmelidir. Türk Denetim Sisteminde yüzyılı aşkın süredir uygulanan bu yapı son yıllarda bozulmuş, bazı kuruluşlarda sıradan personel giriş ve yeterlik sınavına girmeden Müfettiş olarak atanmıştır. Denetimin kariyer yapısının bozulması, denetimin politize olmasına ve denetime duyulan güvenin sarsılmasına yolaçacaktır. Denetimin bu zaaflarını gidermenin tek bir yolu vardır: “Tek Çatı Altında Toplanmış Özerk bir Denetim Yapılanması”. Bu yapılanmayı sağlamak amacıyla DENETDE çeşitli tarihlerde hazırladığı “Devlet Denetleme Kurulu Kanun Teklifi Taslağı” ve “Kamu Denetimi Yüksek Kurulu Kanun Teklifi Taslağı”nı Siyasi Parti Genel Başkanlıklarına iletmiş ancak bu konuda herhangi bir gelişme olmamıştır. Değer yargılarının değişmesi, insanların değerlendirmelerini yaparken maddi göstergeleri çok fazla ön plana çıkarmalarına neden olmuştur. Bunun tabii bir sonucu olarak da kişilerin sosyal itibarları, statüleri gelir düzeylerine göre belirlenmeye başlamıştır. Ne yazık ki, paraya değer vermeyen, yetişme tarzları itibariyle bu konuları konuşmayı kendilerine zül addeden denetim elemanları, maddi bakımdan sürekli gerilemiştir. 1970’li yıllarda bir Bakanlık Müsteşarının 2 katı maaş alan Bakanlık Müfettişinin maaşı bugün aynı müsteşarın maaşının %40’ına gerilemiştir. Harcırah konusu ise içler acısıdır. Denetim Elemanları hayatlarının önemli bir bölümünü evlerinden ayrı geçirmektedirler. "Geçici Görev" denetim elemanları için bir hayat tarzı haline gelmiştir. Geçmiş yıllara kadar, denetim elemanları bu özverili çalışmanın karşılığını nispeten yüksek geçici görev harcırahları ile alıyorlardı. Ancak son 7-8 yıldır, harcırah yevmiyeleri beslenme ihtiyaçlarını bile karşılamaktan uzaktır. 1982 yılında bir ayda maaşının %120'si kadar harcırah ödenen müfettişe, bugün ödenen harcırah, maaşı da reel olarak çok azalmasına rağmen, maaşının ancak %35’i kadardır. Ödenen konaklama ücreti ise 3 yıldızlı bir otelin konaklama ücretinin 1/4'ünü bile karşılamamaktadır. DENETDE denetim elemanlarının harcırah yevmiyelerinin asgari barınma ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için 6245 sayılı Yasanın 33/b maddesinin değiştirilmesi gerektiğine inanmaktadır. Öte yandan “Sosyal Güvenlikle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkındaki Kanun”un 5. maddesi; makam tazminatı alan tüm personele temsil tazminatı ödenmesini ve temsil tazminatı miktarlarının Bakanlar Kurulunca belirlenmesine amir bulunduğu için, yasanın bu hükmü gereğince denetim elemanlarının mağduriyetlerinin giderileceğine, temsil tazminatı göstergelerinin yüksek tutularak emekliliğe özendirileceklerine, böylece hantallaşan denetim yapısının dinamik hale getirilmesine katkıda bulunulacağını umuyorduk. Ancak, 26 Nisan 2000 gün ve 24031 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 2000/457 tarihli Bakanlar Kurulu Kara­rının yalnızca 7000 ve üzeri Makam Tazminatı alanlara temsil tazminatı ödenmesini hükme bağlaması, denetim elemanlarında soğuk duş etkisi yaptı. Bu uygulama denetim elemanını bürokratik yapı içerisinde ücret yönünden daha geriye itti.

Sayın Milletvekilimiz; Denetimin yapısal problemlerini çözmeden, Denetim Elemanının mali durumunu düzeltmeden yolsuzlukla etkin mücadelenin gerçekleştirilemeyeceği kanaatindeyiz.

Bu nedenle;

Öncelikle, 2001 yılı Bütçe Yasası görüşülürken harcırah yevmilerinde, denetim elemanlarını tatmin edecek bir iyileştirmeye gidilmesi yolunda çaba göstereceğinize,

6245 sayılı Yasanın 33/b maddesindeki oranların sırasıyla 2, 1.5 ve 1 olarak değiştirilmesi yolunda girişimde bulunacağınıza,

Denetim elemanlarını tek çatı altında birleşmesini özerk bir yapılanmaya gidilmesini sağlayacak, kanun teklifine ilk imzayı koyanlar arasında yer alacağınıza,

Denetim elemanlarının tamamının temsil tazminatı alması için gayret sarf edeceğinize,

İnanıyoruz.