OECD VE KAMU YÖNETİMİNDE DÜZENLEYİCİ REFORM POLİTİKALARI

   
Özgür SEMİZ
   
Müfettiş
   
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
   
Teftiş Kurulu Başkanlığı

 

          OECD, küreselleşmiş rekabete açık bir ekonomiye uyum sağlamak ve küreselleşme süresinden maksimumu yarar sağlamak için kamu yönetiminde köklü bir değişikliğe gidilmesi gerektiği tezlerini ileri sürmekte; değişime açık, serbest piyasa ekonomisini güçlendirecek ve önünü açacak dinamik, hantal olmayan, ussal, adem-i merkeziyetçi ve “minimal” bir kamu yönetimi anlayışının sürdürülebilir bir kalkınmayı ve toplumsal refahı sağlamada hayati önem taşıdığını dile getirmektedir.
          OECD’ye göre, eski merkezi denetim ve düzenlemeler rekabeti olumsuz olarak etkilemekte, piyasa ekonomisinin işleyişi ve özel hayatın mahremiyeti üzerinde soru işaretleri yaratmaktadır. OECD, devletin ekonomiye müdahalesini ve sosyal ekonomik alana ilişkin karmaşık düzenlemelerini, kamusal çıkarların korunmasında maliyetli yaklaşımlar olarak değerlendirmekte ve piyasanın işlerliğini kazandıracak, piyasa ve tüketici odaklı düzenlemeler gibi maliyeti az yaklaşımların benimsenmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu nedenle, kamu yönetiminin yapısında, düzenleyici ve denetleyici fonksiyonlarında, iyi yönetişim prensipleri doğrultusunda yeni standartlara ihtiyaç duyulduğu ifade etmektedir.
          Bu çalışmada, OECD Kamu Yönetimi Komisyonu (PUMA), OECD’nin kamu yönetimine yönelik kurumsal çalışmaları ve bu çalışmaların OECD’ye üye ve üye olmayan ülkelere yansıması ele alınacaktır.
          Birinci bölümde genel olarak OECD’nin kuruluş yapısı, amaçları ve faaliyetlerine değinilecek, ikinci bölümde, PUMA’nın amaç ve çalışmaları ele alınacak, PUMA’ya göre kamu yönetiminde değişimin niçin gerekli olduğu ve değişimi zorlayan nedenler üzerinde durulacak ve PUMA çalışmalarının yayılma mekanizmaları aktarılacaktır. Ayrıca, bu bölümde OECD’nin “Nasıl Bir Kamu Yönetimi?” sorusuna verdiği cevap, küreselleşme, dinamik ve dışa açık ekonomi, değişen dünyaya ayak uydurma, sürdürülebilir kalkınma, sivil toplum, “minimal devlet” gibi kavramlar çerçevesinde ele alınacaktır.
          Son bölümde de, OECD’nin kamu yönetimi konusunda yapmış olduğu kurumsal çalışmaların üye ve üye olmayan ülkelere yayılma mekanizmaları olan konferans toplantı, ülke incelemeleri ve raporlara değinilecek, yine bu bölümde konu Türkiye açısından incelenerek OECD’nin ülkemize ilişkin değerlendirmeleri ele alınacaktır.

          1. GENEL OLARAK OECD

          A. KURULUŞU VE AMAÇLARI:

          OECD, 14 Aralık 1960 tarihinde imzalanan ve 30 Eylül 1961 tarihinde yürürlüğe giren Paris Anlaşması ile kurulmuş ve Avrupa Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın (OEEC) yerini almıştır. Günümüzde OECD’nin üye ülke sayısı 30’dur. 30 üyenin, piyasa ekonomisi ve demokratik değerleri paylaşan ülkelerden meydana geldiği ifade edilmektedir. (1) Üye ülkelerin yanında Avrupa Birliği de OECD’nin tüm çalışmalarına katılmakta ve bütün organlarında temsil edilmektedir.
          OECD’nin IMF ve IBRD gibi uluslararası kuruluşların sahip olduğu özel bir görev alanı yoktur; uluslararası özel yetkilerle donatılmış bir  kuruluş da değildir. Daha çok ekonomik ve ticari konuların ele alındığı bir tartışma ve inceleme forumu niteliğindedir. OECD, üye ülkelerin ekonomik, sosyal ve siyasal uygulamalarını belli bir uyum içinde ortaklaşa öğrenilip ahenkleştirilmesine, ortak sorunların çözümlenmesine, bu alanlarda uyulması zorunlu ya da ihtiyari kuralların belirlenmesine imkan hazırlamaya yönelik sürekli bir müzakere ve konferans ortamı görünümündedir. (2)
          Kurucu Paris Anlaşması’nın birinci maddesi, ekonomik kalkınmanın sadece üyeler açısından değil, üye olmayan ülkeler bakımından da gerçekleştirilmesinin zorunluluğuna değinmektedir. Bu bağlamda OECD’nin amaçları şu şeklide ifade edilmektedir: (3)
          -Üye ülkelerde güçlü ekonomiler yaratmak ve piyasa ekonomisinin etkinliğini arttırmak,
          -Piyasa sistemini güçlendirmek,
          -Serbest ticareti geliştirmek; gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ekonomik gelişmeye katkıda bulunmak,
          -Dünya ticaretinin uluslararası taahhütler çerçevesinde ve ayrımcı olmayan bazda gelişmesine yardımcı olmak.
          Amaçlardan da anlaşılacağı üzere OECD, genel olarak ekonomik ve ticari konular üzerinde çalışmakta, üye ve üye olmayan ülkelerde (özellikle merkezi planlamadan serbest piyasa geçiş sürecinde olan ülkelerde) serbest piyasanın işlerliğini ve etkinliğini artıracak düzenlemelerin geliştirilmesi üzerinde durmaktadır. OECD, serbest piyasa ekonomisinin geliştirilmesi ve benimsenmesi konusunda yapmış olduğu çalışmaları ve üye ülke deneyimlerini, özellikle ikinci dünya savaşından sonra bağımsızlığını kazanmış ülkeler ve geçiş sürecindeki ülkelerle paylaşma yoluna gitmektedir. OECD, küreselleşme sürecinde, pürüzsüz bir pazar ekonomisinin yaratılması ve bu amaçla bütün ülkelerde piyasa ekonomisinin kural ve standartlarının yerleştirilmesi doğrultusunda sürekli bir diyalog ortamı yaratan bir mekanizma olarak karşımıza çıkmaktadır.

          B. ORGANLARI :

          OECD’nin en yüksek karar organı Bakanlar Konseyi’dir. Konsey’in altında, 14 üyeden oluşan Yürütme Komitesi (Executive Commite) vardır. Bakanlar Konseyince beş yıl için seçilen Genel Sekreter, Konseye başkanlık eder ve OECD çalışma ve faaliyetlerinin yürütülmesinden sorumludur. Bu organlarla birlikte OECD çalışmalarını ve araştırmalarını yürüten yüz kırka yakın çalışma grubu ve komite mevcuttur. Ekonomik Politika Komitesi, Çevre Komitesi, Ticaret Komitesi, Teknik İşbirliği Komitesi, Bilim ve Teknoloji Politikaları Komitesi ve Kamu Yönetimi Komitesi bu komitelere örnek gösterilebilir. Çalışma grupları, komiteler içerisinde yer almaktadır. OECD’de yapılan bütün faaliyetler temelde çalışma grubu ve komite bazındadır. Komite faaliyetlerinin OECD içerisinde çok önemli bir yeri vardır. Çalışma grubu ve komite çalışmalarını destekleyen dokuz genel müdürlük söz konusudur. (4)
          OECD, çalışmalarını işveren ve işçi temsilcileri ile yakın ilişki içinde yürütülür. İşverenleri temsil eden BİAC (Business and Industry Committe) ile işçileri temsil eden TUAC (TRADE Union Advisory Committe), üye ülkeler tarafından kabul edilen kararların alınması aşamasında kendi görüşlerini ilgili komitelerde dile getirirler. (5)
          OECD merkezinde bulunan organlar yanında, Washington, Mexico, Berlin, Bonn İstanbul ve Ankara’da OECD merkezleri, Rusya’da da bir ofis kurulmuştur. Bu merkezler, bulundukları ülke ve bölgelerde OECD yayınlarını yerel dilde yayınlamakta, konferanslar düzenlemekte, yerel basına, kamu kuruluşlarına, talep halinde OECD’ye ilişkin enformasyon sağlamakta ve bulundukları bölgeye ilişkin sosyal ekonomik ve siyasal gelişmelerle ilgili verileri OECD merkezine göndermektedir. OECD merkezleri, ağırlıklı olarak, OECD çalışmalarını yayımlamakta ve tanıtmakta; OECD ile bulundukları bölge arasında bağlantı sağlamaktadır. (6) OECD Berlin merkezinin faaliyet alanı, Avusturya, Finlandiya, ve Doğu Avrupa ülkelerini kapsamaktadır. Meksiko Merkezi, OECD’nin Latin Amerika’ya uzanan bir koludur. Tokyo Merkezi, OECD’yi Asya’da temsil etmektedir. Washington Merkezi ise ABD ve Kanada ile bağlantıyı sağlamaktadır. Rusya ile ilişkilerin gelişim sürecinde 1994 yılında kurulan OECD Moskova Ofisi, Rusya hükümet birimlerine, eğitim kuruluşlarına, işletmelere ve yeni bağımsızlığını kazanmış eski doğu bloğu ülkelerine OECD ve çalışmaları hakkında bilgi sağlamakta; Rusya hükümet birimleri hakkında ve sosyo-ekonomik konularda OECD’ye bilgi akışını gerçekleştirmektedir. (7)
          1993 yılında OECD, İstanbul ve Ankara’da iki merkez kurmuştur. İstanbul’da kurulan Özel Sektörü Geliştirme Merkezi (Centre for Private Sector Development-CPSG), bugüne kadar Orta Asya, Balkan devletleri, Karadeniz, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ile Moğolistan ve Rusya’dan gelen 2300’e yakın siyasetçi ve bürokratı bir araya getiren konferans ve toplantılar düzenlemiştir. CPSG’nin faaliyetleri, genel olarak bölge ülkelerinde devlet girişimciliğinin azaltılmasını; özelleştirme ve özel girişimciliğin azaltılmasını; özelleştirme ve özel girişimciliğin teşvikini ve serbest piyasa mekanizmasının geliştirilmesini amaçlamaktadır. CPSG faaliyetlerinin Güney Doğu Avrupa,  Orta Doğu ve birkaç Akdeniz ülkesini de kapsayacak şekilde genişletileceği belirtilmektedir. (8)
          Ankara’da kurulan Çok Taraflı Vergi Uygulama Merkezi (OECD Multilateral Tax Centre), piyasa ekonomisine geçiş sürecindeki bölge ülkeleri maliye bürokratlarını vergileme, vergi ve uluslararası ticaret konusunda düzenlenen konferans ve toplantılarla bir araya getirmektedir. (9) Düzenlenen toplantı ve konferanslarla, Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkelerinin yanı sıra, Güney Afrika ve Çin’den de katılımlar olmaktadır.

        C. OECD BAKANLAR KONSEYİ KARARLARI

          OECD ana sözleşmesinin 5. maddesi, üye ülkelere yönelik iki tip karar alınmasını öngörmektedir. Bunlar; karar ve tavsiye kararlarıdır. Kararlar aksine hüküm yoksa, lehte oy veren ülkeleri bağlamaktadır. Buna karşılık tavsiye kararları, hukuki yönden üyeler için bağlayıcı değildir. üye ülkeler uygun görürse uygulamaya koymaktadır. Üye ülkelere yönelik alınan kararların yanında, üye olmayan ülkelere ve örgütlere dilek yöneltmeye ilişkin kararlar da alınmaktadır.
          Konsey kararların alınmasında 30 üyenin oybirliği esastır. Bir üyenin olumsuz oy kullanması kararı engeller. Çekimser oy kullanılması durumunda karar, sadece olumlu oy veren ülkeler bakımından geçerli olmak üzere kabul edilir. Hukuki müeyyide getirmesine karşın, Konsey kararlarının uygulanmamasının yaptırımı yoktur. Bununla birlikte çoğu defa OECD kararları için izleme sistemleri öngörülmüştür. İşbirliği ihtiyacı ve karşılıklı çıkarların, OECD kararlarının uygulanmasında en önemli güvenceyi oluşturduğu ifade edilmektedir. (10)

          II. OECD KAMU YÖNETİMİ KOMİTESİ (PUMA)

          A. KURULUŞ AMACI

          Kamu Yönetimi Komitesi (Public Management Committe)’nin faaliyet amacı, üye ilkelerin iyi yönetişim standartlarını yakalama çabalarını ihtiyaç ve önceliklerine göre desteklemek ve kolaylaştırmak şeklinde tanımlanmaktadır. (11) PUMA, hükümetlerin kamu sektörünü hangi araçlarla nasıl yeniden organize edecekleri üzerinde durmakta; ortaya çıkan sorunları tanımlayarak piyasa ekonomisinin etkin işbirliğini sağlayacak kurum ve araçlarla iyi yönetişim standartlarını geliştirmeye çalışmakta; küreselleşme sürecinde değişen koşullara, değişen dış çevreye ve piyasa ekonomisi mekanizmasının gereklerine uygun bir devlet ve kamu yönetimi yapılanmasının gerekliliğini vurgulamakta ve bu alanda bir tartışma ortamı yaratılmasını temel görevlerinden biri olarak görmektedir. (12)
          PUMA’ya göre; ülkeler, iyi yönetişim yapıları olmaksızın küreselleşme sürecinden ve piyasa ekonomisinden yarar sağlayamayacak; küresel pazarda  etkin bir rekabetten yoksun kalacaktır. Bu nedenle yönetişim ve kalkınma birlikte alınması gereken konulardır. PUMA, iyi yönetişim ile pürüzsüz işleyen, açık ve kurallara dayalı çok taraflı ticaret sistemi arasında güçlü bir bağımlılık görmektedir. İyi yönetişim, kamu yönetiminin piyasa ekonomisinin işleyişine uygun bir yapıda şekillenmesini gerektirmektedir. Buna göre serbest piyasa odaklı ve piyasanın işlerliğini artıracak düzenlemelere gitmek, üretilen mal ve hizmetlerde kaliteyi getirecek, rekabetçi bir ortam yaratacak ve tüketicilerin satın alma gücünü artıracaktır. İyi yönetişim ilkeleri benimsenmeksizin uzun dönemde hiçbir ülke yozlaşmanın yaratacağı sosyal, ekonomik ve siyasal maliyetleri kaldıramayacaktır. Bu nedenle PUMA’ya göre, modası geçmiş kurum ve uygulamaların gözden geçirilmesi ve piyasa ekonomisinin talep ve gerçeklerine daha uygun düşen yeniden yapılanmaya gidilmesi gerekmektedir. (13)
          Özetlemek gerekirse, PUMA, sosyal ve ekonomik hayatta etkin olarak müdahale eden devletin mevcut rolünün sorgulanması, piyasa ekonomisi odaklı, piyasanın önünü açan, ekonomiye daha az müdahale eden minimal bir devletin ve kamu yönetiminin yaratılması konusunda üye ülkelerde faaliyetlerde bulunmakta; özellikle piyasa ekonomisine geçiş sürecinde olan ülkelerle sürekli bir diyalog arayışına girmektedir.

          B. PUMA’NIN YAPISI VE ÇALIŞMA BİÇİMİ

          PUMA her yıl, yıllık olarak olağan toplantılarını yapmakta; yıllık bütçeyi, uygulamaya sokulacak politika ve faaliyetleri belirlemektedir. Ayrıca bu toplantılarda geçen yılların uygulamaları değerlendirilmekte; karşılaşılan sorunlar ve yeni öneriler üzerinde durulmaktadır.
PUMA’nın yapısına baktığımızda ‘network’ olarak da tanımlanan dört ana çalışma grubunu bünyesinde barındırdığını görmekteyiz. Bu çalışma grupları şunlardır.
          *  İnsan Kaynakları Çalışma Grubu (Human Resource Management Working Group)
          *  Düzenleyici Reform Çalışma Grubu (Regulatory Reform Working Group)
          * Kıdemli Maliye Uzmanları Çalışma Grubu (Senior Budget Officials Working Group)
          * Üye Ülke Hükümet Merkezlerinden Gelen Kıdemli Bürokratlar Çalışma Grubu (Working Group of Senior Officials From Central Govermental Bodies of Member Countries) 

          Çalışma grupları, PUMA’nın temel politikalarını belirlemekte ve uygulamaya sokmaktadır.

          C. FAALİYET ALANLARI

          PUMA’nın amaçları çerçevesinde faaliyet gösterdiği ve çalışmalar yaptığı alanlar aşağıdaki gibidir: (14)

          aa) Bütçeleme Yönetişim ve Hesap Verilebilirlik
          Kamu bütçesi ve yönetimi üzerindeki çalışma, kaynakların etkin ve verimli kullanımı ve dağılımını sağlamak için üye ülkelerin kurumlarını ve sistemlerini yeniden gözden geçirmelerine yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

          bb) E-Devlet
          PUMA, üye ülkelerin e-devlet projesini nasıl tanımlayacakları ve internet uygulamalarındaki gelişmelerin gelecekte devletin şekillenmesi üzerinde nasıl bir etki yaratacağı üzerinde çalışmaktadır. Kamu hizmetlerinin sağlanmasında, kalitesinin artırılması ve vatandaş-devlet ilişkilerinde e-yönetişimin kapasitesi üzerinde durmaktadır. PUMA, e-yönetişimin bilgiyi sağlama ve paylaşmada yüksek bir yeteneğe sahip olduğunu ifade etmektedir. OECD, e-yönetişim konusunda üye ülkelerde uygulama ve sistemin oturması bakımından 2005 - 2010  yılları arası bir zaman aralığı öngörmüştür.

          cc) Yönetişim ve Kalkınma
          OECD-PUMA’ya göre yönetişim ve kalkınma birbirine sıkı sıkıya bağlı iki kavramdır. İyi yönetişim yapıları olmaksızın, gelişmekte olan ülkeler küresel pazarda etkin rekabetten yoksun kalacaktır.

          dd) Etik ve Yolsuzluk
          Etik ve Yolsuzluk başlığı altında PUMA, yozlaşma ve yolsuzlukların nedenlerini ortaya koymakta; kamu sektöründe etik değerleri tesis edecek koşulların sağlanmasında ülkelere düşen büyük bir sorumluluk olduğunu ifade etmektedir. (15) Yolsuzlukların nedenleri şu şekilde sıralanmaktadır.
          a) Dışa kapalı bir ekonomi ve etkileşimsizlik,
          b) Hantal bir bürokratik yapı,
          c) Karmaşık düzenlemeler,
          d) Denetim eksikliği,
          e)Kamu sektörünün ekonomi içindeki büyüklüğü ve devletin ekonomiye müdahalesi.

          Yolsuzluk ve rüşvetin önüne geçilmesi için ise yapılması gerekenler; devletin ekonomik alana daha az müdahale eden bir yapıya bürünmesi, karmaşık düzenlemeleri ve kırtasiyeciliği ortadan kaldırması ve dışa açık bir ekonominin yaratılması şeklinde sıralanmaktadır. OECD’ye göre, “dışa açık, küresel pazar ile etkileşim içinde olan bir ekonomide uluslararası norm ve standartlar hakim olacaktır. Bu nedenle yolsuzluklara karşı mücadelede açık bir ekonomik yapının yaratılması büyük bir önem taşımaktadır. (16)

          ee) Devlet ve Vatandaş İlişkileri
          PUMA, bilgiye erişim ve kullanmada fırsatları artırmak, kamu politikalarının oluşturulmasında vatandaşların aktif katılımını teşvik etmek için üye ülkelerin çabalarını desteklemektedirler.

          ff) İnsan Kaynakları Yönetimi
          Bu alanda çalışmanın amacı, kamu sektöründe etkin ve verimli personel politikalarını desteklemek ve bu politikaları kamu yönetiminin finansal yönetsel ve stratejik bileşenleri ile birlikte ele alınmasını sağlamak şeklinde tanımlanmaktadır.
          İnsan kaynakları yönetiminde bir çok ülkenin sorunlarla karşılaştığı ve oldukça yetenekli personelin geliştirilmesinde ve muhafaza edilmesinde zorluklar yaşadığı, kamu sektöründe rekabeti artırmak ve uzmanlığı sağlamak için öncelikle sorunların tanımlanması gerektiği üzerinde durulmakta ve sorunlar şöyle sıralanmaktadır. (17)
          a) Demografik şişkinlik nedeniyle çalışanların büyük bir bölümü erken emekli olmaktadır.
          b) Ücretler düşüktür ve devlet bir işveren olarak rekabetçiliğini kaybetmiştir.
          c) Kamu sektörünün imajı bozuktur ve gittikçe kötüleşmektedir.

          Daha iyi çalışma koşullarının yaratılması, uzmanlığın geliştirilmesi, performansa dayalı değerlendirme yönteminin uygulanması ve esnek iş tanımlamalarına gidilmesi, sorunların çözümünde başlıca önlemler olarak sıralanmaktadır. (18)

          gg) Düzenleyici Yönetim ve Reform

          PUMA, düzenleyici yönetim ve reform başlığı altındaki çalışması ile devletin ve kamu yönetiminin piyasa ekonomisi koşullarına göre yeniden örgütlenmesinde ve düzenlemelerin tesisinde politik destek, yetenek ve çabaları inşa etmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede, 1995 yılında hazırlanan ‘Düzenleyici Reform Programı’nın 1997 yılında OECD ülkelerinde uygulanmasına yönelik tavsiye kararı alınmıştır. (19) Bu programda, yeniden yapılanma sürecinde politik destek ve liderlik çok önemli görülmektedir. Düzenleyici Reform Programı bir başlık altında aşağıda ele alınacaktır.

          hh) Sürdürülebilir Kalkınma ve Yönetişim

          PUMA, sürdürülebilir kalkınmanın yönetişim boyutuna odaklanmakta; iyi yönetişim yapıları tesis edilmeksizin kalkınmanın ve refahın sağlanamayacağını savunmaktadır.

          ii) Üye Olmayan Ülkelerle Yönetişim Diyalogu

          PUMA, iyi yönetişim üzerine yapmış olduğu mevcut çalışma sonuçlarını, üye olmayan fakat istekli ülkelerle paylaşmak için bir yönetişim girişimi başlatmıştır. PUMA, kamu yönetiminde yeniden yapılanmanın yeniden sağlanması konusunda üye ülkelerin yanında üye olmayan ülkelerle de sürekli bir müzakere arayışı içindedir. İyi yönetişim ve düzenleyici reforma ilişkin geliştirilen fikirlerin paylaşımı için toplantı, konferans ve tartışma programları düzenlenmekte, gelişmekte olan ülkelere, devletin ve kamu yönetiminin yeniden yapılanması konusunda tavsiyelerde bulunmaktadır. PUMA, özellikle Eski Doğu Bloku ülkeleri ve II. Dünya Savaşı sonrası bağımsızlığına kavuşmuş Afrika ülkeleri ile sürekli ilişkileri geliştirme arayışı içindedir. (20)

          D. İYİ YÖNETİŞİM İLKELERİ  (PRINCIPLES OF GOOD GOVERNANCE)

          PUMA, devlet ve kamu yönetiminin, piyasa odaklı ve piyasanın önünü açacak doğrultuda yeniden yapılanmasına ışık tutacak ilkeleri aşağıdaki şekilde ifade etmektedir. (21)
          - Hesap Verilebilirlik
          - Şeffaflık
          - Yeterlilik ve Etkinlik
          - Sorumluluk
          - Uzak Görüşlülük
          - Yasaların Üstünlüğü
          - Yetki Devri

          aa) Hesap Verilebilirlik: Yönetim, işlem ve eylemlerinin açık, tanımlanmış ve üzerinde anlaşılmış amaçlar ile ne dereceye kadar uyumlu olduğunu göstermeye yetenekli ve isteklidir. İşlem ve eylemleri dolayısıyla sorumluluğu, toplumsal ve yargısal denetime açıktır.

          bb) Şeffaflık: Yönetimin işlem ve eylemleri, karar alma süreçleri sivil toplum, özel sektör ve diğer ülkelerin araştırma ve incelemelerine bir dereceye kadar açıktır. Alınan kararlar ve uygulamaya konulan işlemler erişilebilir niteliktedir.

          cc)Yeterlilik ve Etkinlik: Yönetim, vatandaşa kaliteli ve verimli kamusal çıktılar üretmek için uğraşır.

          dd)Sorumluluk: Yönetim, toplumsal ve ekonomik değişimlere hızlı cevap verebilecek kapasite ve esnekliğe sahiptir. Genel kamu çıkarlarının tespitinde, sivil toplum ve özel sektörün beklentilerini dikkate alır. Yönetim, rolünü yeniden gözden geçirmeye isteklidir.

          ee) Uzak Görüşlülük: Yönetim, mevcut veri ve eğilimlere göre gelecekte ortaya çıkması olası sorunları öngörebilir kapasitededir. Gelecekteki maliyetleri dikkate alan politikalar geliştirir; demografik ekonomik ve sosyal değişimleri öngörebilir.

          ff) Yasaların Üstünlüğü: Yönetim, yasal düzenleme ve kuralları adil olarak uygular.

          gg) Yetki Devri: Merkezi yönetim, yetkilerini yönetimin taşra birimlerine yerel yönetimlere, sivil toplum örgütlerine ve özel sektör kuruluşlarına aktarmaya isteklidir. PUMA, hantal ve miadı dolmuş kurum ve yapıların tasfiye edilerek yönetimde yeni bir anlayışın hakim kılınması gerektiğini ifade etmektedir (22). Yeni bir anlayışın nasıl tesis edileceği sorusuna verilen cevap ise; iyi yönetişim ilkeleri doğrultusunda yönetimde ortaklığı hakim kılmak şeklinde tanımlanmaktadır. PUMA’ya göre, artık devlet geleneksel karar verme mekanizmalarını ve merkeziyetçi yapısını terk etmelidir; yönetişimde ortaklığı tesis etmelidir. PUMA’nın ileri sürdüğü yönetişimde ortaklık; devlet, özel sektör ve sivil toplum temsilcilerinin katılacağı kolektif karar alma sürecini ifade etmektedir. Bu süreç de özerk kurullarda gerçekleşecektir.
          Kamu kaynaklarının kullanımında merkezi yönetim yetkilerinin merkezi düzeyden yerel düzeye; kamu sektöründen özel sektöre aktarılması, mali kaynakların ve insan kaynaklarının kullanımında özerklik ve esnekliğin sağlanmasına; sonuca odaklı, talep ve piyasa koşullarına uygun bir yönetişimin kurulmasına hizmet edecektir. (23)

        E. YENİDEN YAPILANMA VE DÜZENLEYİCİ REFORM

          PUMA’ya göre, iyi yönetişim ilkeleri doğrultusunda devletin yönetsel yapısında ve fonksiyonlarında yaratılacak değişim, her ülke için yerel koşullara uygun olması gerekir. Ülkeler, sosyal ve ekonomik yapılarını göz önünde bulundurarak ve bunlara uygun olarak yeniden yapılanmaya gitmelidir. PUMA, yaşanacak değişimler nasıl olursa olsun mutlaka ulusal ve yerel koşullara uyum sağlaması gerektiğini ifade etmektedir. Yerel koşullara uyum sağlanması, yeniden yapılanmada önemli bir faktör olarak görülmekle birlikte, bunun yanı sıra iyi işleyen, müdahaleden uzak ve etkin çalışan kamu sektörü için siyasi liderlik, toplumsal destek ve yönetişime katılımcı bir yaklaşım da zorunlu unsurlar arasında gösterilmektedir. (24)
          Her ne kadar PUMA, sosyal ve ekonomik farklılıklara uygun yeniden yapılanmayı önemli bir koşul olarak görse de, aynı zamanda bütün ülkelerde küresel düzeyde piyasa ekonomisinin işlerliğini kazandıracak tek düze norm ve standartların oluşturulması gerekliliğini vurgulamasıyla da kendi içinde çelişkiye düşmektedir. Kamu sektöründe köklü değişimin gerekçeleri, etkin ve verimli çalışan bir kamu sektörü ve sosyal refahı getirecek piyasa ekonomisinin yaratılması şeklinde ifade edilse de, bu değişimlerle küresel boyutta belli standart ve kurallara göre işleyen, devletin müdahalesinden uzak, geniş bir pazarın yaratılması da amaçlar dahilinde görülmektedir.
          PUMA’nın OECD Bakanlar Konseyi’nin talebi üzerine hazırladığı ve Bakanlar Konseyi’nin 1997 yılında bütün üye ülkelerde uygulanmasına yönelik tavsiye kararı aldığı Düzenleyici Reform  (Regulatory Reform) adlı Rapor, yukarıda ifade edilenleri doğrular niteliktedir. Düzenlemelerde Reform Raporu, devletin ekonomik ve sosyal hayata müdahalesini; işleyiş mekanizmasını düzenleyen yasa ve kurallar dizisinde başarılı bir reform koşullarını, amaç ve yararlarını açıklamaktadır.
          Düzenleyici reformun başlıca hedefleri; ulusal ekonomilerin verimini artırmak, küreselleşme sürecine ve yaşanan çevresel değişimlere uyum sağlama becerilerini geliştirmek ve rekabetçi kılmak şeklinde tanımlanmaktadır. Hızla gelişen ekonomik ve sosyal dünyada, ulusal ekonomilerin verimini artırmak yoluyla yatırım, ticaret ve sosyal refah önündeki engellerin kaldırılmasının, ancak deregülasyon ile sağlanabileceği ifade edilmektedir. Teknolojik değişimin hızla gerçekleştiği ve uluslararası ticaret ve yatırımda sayıları giderek artan yeni oyuncuların yer aldığı bir dünyada, ekonomilerin bu değişimlere daha çabuk uyumunu sağlamak, düzenleyici reformun en önemli amacı olarak gösterilmektedir. (25)
          İş yükünü azaltan, düzenleyici rejimlerin şeffaflığını artıran bir reformun; işletmeciliği ve özel girişimi teşvik edeceği, yüksek ücretli ve yüksek kalitede iş olanakları yaratacağı, kırtasiyeciliği ortadan kaldıran reformun zamandan kazandıracağı ve bireysel girişimlere olanak tanıyacağı, mal ve hizmet ticaretinde serbest  dolaşım engellerini kaldıracağı, yatırım ve teknolojiyi destekleyip; yerel firmaların uluslar arası standartlara ulaşmasını temin edeceği ve milli gelir artışlar yaratacağı ileri sürülmektedir. (26)
          Devletin yönetsel, sosyal ve ekonomik alandaki düzenlemelerini yeniden gözden geçirmesi ve kısıtlayıcı hantal uygulamalara neden olan düzenlemelerin revize edilmesini gerektiren reformun başarıya ulaşılabilmesi için bir dizi ön koşul sıralanmıştır. Öncelikle başarılı bir reformun en önemli unsuru olarak, üst düzey politik desteğin varlığı ve devamlılığı gösterilmektedir. Statükonun devamını gözeten ve değişime direnen çevrelerle mücadele açısından kuvvetli bir siyasi liderliği temin etmek hususunda bakanların doğrudan bir rolü olduğu ifade edilmektedir. Diğer bir unsur; açık bir iletişim ve diyalogun varlığıdır. Böylece reformu destekleyenler seslerini daha iyi duyurabilir. Kamuoyu, reformun neden önemli olduğu konusunda bilgilendirilmeli ve destek sağlanmalıdır. Reformu yönetmek ve koordine etmek için devlet içinde etkili ve yaratıcı mekanizmaların tesis edilmesi de bir ön koşul olarak ileri sürülmektedir. Uluslar arası işbirliği, politika önerileri, DTÖ anlaşmaları ve OECD rehber bilgileri uyarınca uluslararası kural ve ilkelerin kuvvetlendirilmesi amacıyla diğer ülkelerle işbirliği yapmak ve teknik destek talep etmek, reformun en önemli koşulları arasında ifade edilmektedir. Programda yer alan son koşul da, ülkelerin farklı gereksinimleri için ortaya çıkan ticaret ve yatırım engellerini öncelikle ele almak ve azaltmaktır.
          Bu koşullar sağlanırken ekonomik ve sosyal politikaların karşılıklı olarak destekleyici olması gerektiği ifade edilmektedir. PUMA, piyasaya giriş, ücret, çıktı ya da üretim yöntemleri üzerindeki rekabet kısıtlamalarını, genel olarak devlet müdahaleciliğini, kamu çıkarlarını korumanın oldukça maliyetli bir yolu olduğunu; rekabetçi pazarlara daha iyi uyum gösteren, rekabet tarafsızlığına sahip pazar düzenlemeleri gibi maliyeti az yaklaşımların ele alınması gerektiğini belirtmektedir.
          Programda başarılı bir reform uygulamasının getirileri ise şu şekilde yer almaktadır. Başarılı bir reform, işletmeciliği, ekonomik büyümeyi sağlar; serbest girişimciliği teşvik eder. Yüksek ücret ve kalitede iş olanakları ortaya çıkarır. Mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı ile yatırım ve teknoloji desteklenir; yerel firmalar, uluslar arası standartları yakalar; kaynaklar daha verimli bir şekilde dağılır. Milli hasılada %3-6 oranları arasında ek artış ortaya çıkar. İstihdam piyasasının daha esnek hale getirilmesiyle işçilerin yeni işleri daha kolay kabul etmesini sağlayacak beceriler kazandırılır.
          Reform sonucunda iyi işleyen kamu sektörü de; doğrudan mal ve hizmet üretimine müdahale etmeyen fakat yönlendirici nitelikte olan, özel sektör; sivil toplum ve devlet temsilcilerinin yer aldığı kolektif bir karar alma sürecine sahip, arz odaklı değil fakat talep, tüketici ve piyasa odaklı politikalar sunan bir yapıya sahip olacaktır.

        F. PUMA’NIN ÜLKE ÇALIŞMALARI

          Devletin yeniden yapılanması ile ortaya çıkacak değişimleri ve bu değişimlerin hangi sonuçları doğuracağı konusunda PUMA’nın yaklaşımları yukarıda ele alındı.. PUMA, düzenleyici reformların üye ülkelerde ve geçiş sürecindeki ülkelerdeki uygulanmasını teşvik etmek için bir çok ülke merkezinde toplantı, konferans ve tartışma forumları düzenlemekte; çalışmalarını ve örnek ülke uygulamalarını kitap ve rapor şeklinde yayımlamakta; üye ülkelerin reformlar konusunda atmış olduğu adımlara, yıllık hazırladığı raporlarda değinmektedir. (27)... Bu faaliyetlerle PUMA, yaratmış olduğu teorik dünyayı benimsetmeye ve bütün ülkelerde benzer düzenleme ve uygulamaların tesisini sağlamaya çalışmaktadır.

          aa) Toplantı ve Konferanslar
          Düzenlenen toplantı ve konferanslarda hükümet, özel sektör, sivil toplum ve işçi temsilcileri bir araya getirilmektedir. Üye ülkelerde rutin toplantı ve konferanslar düzenlenmekle birlikte, üye olmayan ülkelerde de özellikle Afrika ve Doğu Avrupa ülkelerinde iyi yönetişim ve reformlar konusunda diyalog yolları aranmaktadır. Çalışmanın bu bölümünde düzenlenen toplantı ve konferanslardan bir kaçına değinilecektir.

          1. Asya ve Pasifik Bölgesinde Yolsuzluğa Karşı Mücadele Konferansı
          2000 yılı Aralık ayında, Güney Kore’nin Başkenti Seul’de Asya Kalkınma Bankası ve OECD tarafından ortaklaşa düzenlenen ‘Yolsuzluğa Karşı Mücadele’ konulu konferansda, yolsuzluğa karşı etkin mücadele yolları tanımlanmıştır.
İyi yönetişim uygulamaları doğrultusunda, yasal kurumsal ve yönetsel alanlarda etkin reformlara girişilmesi, yasaların üstünlüğünün tesis ve yolsuzluğa karşı mücadelede toplumsal katılımın sağlanması, yolsuzluklarla mücadele önemli faktörler olarak görülmektedir. (28)

          2. OECD Küresel Yönetişim Forumu
          6-7 Kasım 2001 tarihinde, PUMA tarafından OECD Paris merkezinde düzenlenen ve OECD ülke temsilcilerinin yanı sıra bir çok ülkenin katılımının da sağlandığı ‘yönetimi modernleştirmek’ konulu küresel forumda, son on yıllık süreçte yönetimin modernleştirilmesi konusunda bir çok adım atıldığı ve reform sürecinde ülkelerin birbirinden yararlanacakları ve paylaşacakları pek çok tecrübeye sahip oldukları ifade edilmiştir. (29)
          İyi yönetişimin ve düzenleyici reform alanlarında PUMA’nın yapmış olduğu çalışmaların ve ürettiği bilginin, bütün ülkeler için genellik taşıdığı ve yirmi birinci yüzyılda bütün hükümetlerin kamu yönetimi alanında karşılaştığı ve karşılaşacağı sorunlara çözüm sunduğu dile getirilmiştir. (30)

          3. Güney Afrika Küresel Yönetişim Forumu
          Güney Afrika’nın başkenti Johannesbourg’da 23-24 Kasım 2001 tarihinde, Güney Afrika Hükümeti ve OECD-PUMA tarafından ortak düzenlenen ‘yönetişim’ konulu forumda iyi yönetişim, ekonomik büyüme ve sosyal adalet kavramları üzerinde durulmuştur (31). Bu forum’da, iyi kamu yönetişiminin, ekonomik büyüme ve sosyal adaletin, dünyanın bütün ülkelerinde ortak siyasal amaçlar olduğu ve bu amaçların gerçekleştirilmesinde iyi yönetişimin temel rol oynadığı dile getirilmiştir.
          Küresel Forum, OECD ülkeleri ve Afrika ülkelerinin hükümet temsilcilerini, özel sektör, işçi ve sivil toplum taraflarını bir araya getirmiştir. Forum’un, OECD ve Güney Afrika arasında yıllar boyu süren işbirliğinin bir sonucu olarak ortaya çıktığı ve bu diyalogun zamanla bölgedeki diğer ülkeleri de kapsayacağı ifade edilmiştir. (32)

          4. Doğu Avrupa’da Açık Yönetimin İnşası Bilgiye Ulaşım ve Kamusal Katılım: Yuvarlak Masa Toplantısı
          23-24 Mayıs 2002’de, 16 OECD ülkesi ve 12 Orta ve Doğu Avrupa ülkesinin hükümet ve sivil toplum temsilcilerinin katılımında Slovenya’da düzenlenen yuvarlak masa toplantısı ile, OECD ülkeleri ve Doğu Avrupa ülkeleri arasında siyasal diyaloğun güçlendirilmesinin amaçlandığı belirtilmektedir. (33)
          Açık bir yönetimin inşası için kanun, kurum, araç ve ortaklıkların geliştirilmesine odaklanan yuvarlak masa toplantısı, PUMA ile birlikte Slovenya hükümeti, Dünya Enstitüsü ve Açık Toplum Enstitüsü tarafından organize edilmiştir. Bu toplantıda, ‘neden açık bir yönetim’ sorusuna; kamu yönetiminin modernize edilmesi, tüketiciye, müşteriye ve hak sahiplerine hesap verilebilirliğin sağlanması ve yolsuzluklarla mücadele gerekçeleri yanıt olarak verilmiştir. Aşağıda sıralanan önlemler, yönetimde açıklığın sağlanması konusunda hareket noktası olarak belirlenmiştir. (34)
          -Yönetsel işlemlere erişimin sağlanması için yeterli bir yasal çerçevenin inşası.
          -Etkin bir danışmanlık hizmeti için kapasite inşası.
          -Devlet-sivil toplum ilişkilerini düzenleyen, kabul edilebilecek karşılıklı kuralların tesisi.
          -Hükümet dışı örgütlerin (NGO) şeffaflığının sağlanması.

          5. Latin Amerika Forumu
          5-6 Aralık 2001 tarihinde, OECD ülkeleri, Latin Amerika ve Karahip ülkeleri hükümet temsilcilerinin katılımında “Asya Pasifik için Yolsuzluğa Karşı İnisiyatif” başlığı altında Brezilya’da düzenlenen toplantıda, yolsuzluklara karşı mücadele için kamu yönetiminde ve kamu hizmetlerinde şeffaflığın arttırılması ve hesap verilebilirliğin sağlanması konuları üzerinde durulmuştur. (35)

          6. E- Yönetişim : OECD Semineri
          11-12 Mart 2002 tarihinde OECD merkezinde düzenlenen seminerde, ‘e-yönetişim, iyi yönetişim pratiklerini nasıl güçlendirebilir’ ve ‘vatandaşların değişen ihtiyaçlarına yönetimin vereceği cevapları nasıl etkileyebilir’ soruları üzerinde durulmuştur. (36)
          PUMA’ya göre, e-yönetişim bilgiyi sağlama ve paylaşmada yüksek bir yeteneğe sahiptir. Bu nedenle, kamu hizmetlerinin sunumunda kalitenin artırılması ve vatandaş-devlet ilişkileri açısından e-yönetişimin kapasitesi kullanılmalıdır. Seminerde, e-yönetişimi pratiğe dökecek unsurlar şöyle tanımlanmıştır. (37)
          -bütün vatandaşların ihtiyaçlarına hitap edecek bir yapılanmayı tesis etmek,
          -dezavantajlı grupların e-kanalları kullanmasını sağlamak.
          -E-hizmetlerde güven ve korumayı temin etmek.

          OECD, e-yönetişim konusunda ülkelerde sistem ve uygulamaların oturması bakımından 2005 ve 2010 yılları arası bir zaman aralığı öngörmüştür. (38)

          7. Kamu Sektöründe Performans Yönetimi : OECD-Almanya Sempozyumu
          13-14 Mart 2002 tarihinde Berlin’de düzenlenen ve ‘kamu sektöründe performans yönetimi’ başlıklı sempozyumda bireysel performans yönetimi, başarı için teşvik sistemleri, bireysel ve örgütsel başarı arasındaki ilişki ve yüksek başarıda liderliğin rolü tartışılmıştır. (39)
          Genel olarak değerlendirmek gerekirse, düzenlenen toplantı, konferans ve seminerler kurumsal yapılanmayı ve siyasal reformları teşvik etmek suretiyle yönetişim yapılarını güçlendirmeyi amaçlamaktadır.Bu amaçların üç bileşenden oluştuğu söylenebilir. Bunlar:
          - Kamu sektörü yönetişimi ve düzenleyici reformları teşvik etmek,
          - yolsuzluklara karşı mücadeleyi sağlamak,
          - sivil toplum, özel sektör ve devleti kapsayan kolektif yönetişim yapılarını tesis etmek; bir başka deyişle yönetişimde ortaklığı sağlamak.

          bb. PUMA’nın inceleme ve raporları

          Kamu Yönetimi Komitesinin, düzenlediği toplantı konferans ve seminerler yanında, diğer bir etkinliği de, iyi yönetişim ve düzenlemelerde reform alanlarında üye ülkelerin kamu yönetimi yapılarında attıkları adımları, her yıl hazırladığı raporlarda ele almaktır. Hazırlanan bu raporlar, OECD kararlarının üye ülkelerce uygulanıp uygulanmadığını takip etmekte; bu yolla denetim ve izleme fonksiyonu görmektedir. PUMA’ya göre, hazırlanan raporlar üye ülkelerce uygulanıp uygulanmadığını takip etmekte; bu yolla denetim ve izleme fonksiyonu görmektedir. PUMA’ya göre, hazırlanan raporlar üye ülkelere karşılaştırmalı olarak ışık tutmaktadır.
          Yayımlanan raporlarla birlikte, örneğin insan kaynakları yönetiminde, performansa dayalı ücret sisteminin yerleştirilmesine ilişkin örnek ülke uygulamaları da PUMA’nın ‘Focus’ adlı dergisinde yayımlanmaktadır. (40) Aşağıda seçilmiş ülke uygulamalarından bir kaçına değinilecektir.

          1. Belçika’da Personel Politikası
          Belçika’da 2002 yılının başında uygulamaya konulan sisteme göre bakanlıkların başkanlık ve genel müdürlük gibi ana hizmet birimlerinin başına, sınavla yeterlilik ölçüldükten sonra atamalar yapılmaya başlandığı belirtiliyor. (41)
          Seçilen genel müdür (veya başkan) göreve başladığında, faaliyet programını ve bu programı finanse edecek bütçeyi hazırlayıp bakana sunmaktadır. Bakan, proje ve bütçeyi onayladığında genel müdür faaliyetlerini hazırladığı program ve bütçeye göre yürütür. Genel müdür, altı yıl için atanmaktadır. Bu süre bittikten sonra tekrar atanabilmesi, uyguladığı programın başarısına bağlıdır.
          PUMA, Belçika’da uygulamaya konulan sistemin amaçlara odaklı yönetime ve performans bütçe uygulamasına örnek olarak göstermektedir. 

          2. Amaçlara Göre Performans Yönetimi: Yunanistan İncelemesi
          PUMA raporunda, 2002 yılında Yunan İçişleri Kamu Yönetimi ve Yerel Yönetimler Bakanlığının amaçlara göre yönetim programını uygulamaya koyduğu yer almaktadır. Her kamu hizmetlerinin hedefi açıkça belirlenmiş; bu amaçlara belirli sürelerde ulaşma sorumluluğu belli birimlere verilmiştir. Belirlenen sürenin sonunda her bölüm ve personel, amaçların ne kadar gerçekleştirildiğine bağlı olarak değerlendirilecektir.
          Bu düzenleme ile amaç, bütün kamu hizmetlerinde amaçlara göre yönetimi ve etkinliği tesis etmek ve hesap verilebilirliği mümkün kılmak şeklinde ifade edilmektedir. (42)

          3. Kamu Sektörü Reformu ve E-devlet : Güney Kore
          Kore Hükümetinin, e-devlet konusunda bir dizi temel projeler gerçekleştirdiği ifade edilmektedir. E-devlet projesi, dört ana kategoriye ayrılmıştır. Bunlar;
          - Vatandaş için Yönetim (G2C),
          - İş Çevreleri için Yönetim (G2B),
          - Yönetim için Yönetim (G2G) ve
          - E-devlet için Altyapı.

          Örneğin G2B ve G2C projeleri çerçevesinde, devlete ait bir internet portalı, kamusal yaşamın temel alanlarıyla ilgiyi bilgiler sağlamaktadır. Bireyler konut, kira, otomobil, şirketler ve vergi konularında elektronik olarak bilgi talep edebilmektedirler. Yine bireyler, sağlık, işsizlik ve güvenlik gibi konularda durumlarını hükümetin veri merkezine internet aracılığıyla ulaştırabilmektedirler. İş çevrelerine yönelik vergi ve benzeri konularda, G2B projesi adı altında, elektronik iletişim sağlamak için çalışmalar yapıldığı; veri toplama, yaratma ve transfer etmek gibi personel yönetimi, kamu finansmanı ve elektronik imza alanlarında elektronik süreçlerin gerçekleştirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiği PUMA raporunda belirtilmektedir. (43)

          4. Türkiye Raporu
          OECD Bakanlar konseyi, 1995 yılında düzenlemelerde reform kalitesinin geliştirilmesine ilişkin karar almış, 1997 yılında Düzenleyici Reform Raporunu kabul ederek üye ülkelerin yasal ve idari düzenlemelerinde gerekli reform çalışmalarını teşvik etmeyi amaçlamıştır.
          Düzenlemelerde Reform çalışmalarını uygulamaya koyan ülkelere yönelik olarak, OECD tarafından yürütülen çalışmalar esnasında yapılan incelemelerde, kamusal yaşamı düzenleyen mevzuatın hazırlanma süreci, ekonomik ve sosyal kesimlerin bu sürece dahil edilme mekanizmaları, düzenlemelerin kamuoyuna duyurulması ve ilgili tarafların düzenlemelere erişimleri, düzenlemelerin hangi aralıklarla gözden geçirildiği, ilgili tarafların düzenlemelere uyumlarının nasıl sağlandığı ve düzenlemelerden zarar gören taraflar için başvuru yolları gibi konular ele alınmakta ve bu alanlara yönelik tavsiyeler sunulmaktadır. 2002 yılına kadar ABD, Japonya, Hollanda, Meksika, İspanya, Danimarka, Macaristan, Kore, İtalya, Yunanistan Çek Cumhuriyeti ve İrlanda olmak üzere on iki üye ülke incelemesi gerçekleştirilmiş ve bunların sonuçları birer rapor halinde yayımlanmıştır. (44)
          Türkiye de gerekli girişimlerde bulunarak İngiltere, Kanada ve Polonya ile birlikte 2001 yılı OECD ülke incelemelerine konu olmuştur. OECD inceleme çalışmalarına yardımcı olmak üzere, ‘Düzenlemelerde Reform Kurumlar Arası Koordinasyon Komitesi’ kurulmuş ve idari kapasite, rekabet, piyasalarda açıklık, enerji, telekomünikasyon ve karayolu yük taşımacılığı alanlarında çalışma grupları oluşturulmuştur. Ayrıca çalışmalara, sivil toplum örgütleri, özel sektör iş ve işveren temsilcilerinin de katılımı sağlanmıştır. (45)
          OECD’nin düzenleyici çalışmalar konusunda, Türkiye incelemesi sonrası 2001 yılında hazırlamış olduğu raporda, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik alana ilişkin mevcut durumu ele alınmış ve atılması gereken adımlar üzerinde durulmuştur.
          Söz konusu raporda, Türkiye’nin içinde bulunmuş olduğu mevcut durum şöyle ifade edilmektedir:

          “1980’li yıllarla birlikte Türkiye, devlet kontrolünde, içe dönük bir ekonomik yapıdan, dışa açık sürdürülebilir bir liberal ekonomik yapıyı oturtmaya çalışmaktadır… Ancak bütünsel reform çalışmalarının benimsenmemesi nedeniyle, 2000/2001 yıllarında ekonomik krizler yaşanmıştır. Geçmişte uygulanan politikalardan uzak, yapısal, kurumsal ve düzenleyici reform programı hazırlanmıştır.
          Yaklaşık yirmi yıldır, özellikle son yıllarda piyasaya odaklı politika ve düzenlemelerin geliştirilmesine karşın, Türkiye ekonomisi kritik bir durumdadır ve piyasa ekonomisine geçiş henüz tamamlanmamıştır. Devlet müdahaleciliği devam etmektedir ve özelleştirme uygulamaları istenilen hızda değildir. Enerji, telekomünikasyon, iletişim gibi sektörlerde devlet tekelini yaratmış olduğu maliyetler, düzenleyici politika ve mekanizmaların gerekliliğini ortaya koymuştur. Kamu sektöründe verimlilik özel sektöre göre düşüktür ve personel şişkinliği söz konusudur. Düzenleyici reformların geciktirilmesi ve bütünsel bir reform yaklaşımının benimsenmemesi nedeni ile bankacılık ve finans krizleri patlak vermiştir. Bu gelişmeler, bankacılık sektöründe ve genel olarak ekonomi politikalarında köklü reformlara gidilmesini gerekli kılmıştır. Çünkü devletin ekonomik ve sosyal alan içindeki yerinin ve bu alanlara müdahalesinin faturası yüksek olmuştur.” (46)

          OECD raporunda mevcut durumun analizine baktığımızda, devletin ekonomik ve sosyal alana müdahaleci politikalar izlemesinin sürdürülemez bir ekonomik yapı oluşturduğu dile getirilmekte ve devlet müdahaleciliğinin daha da azaltılması tavsiye edilmektedir. Ekonomik alanda hızlı özelleştirme programı uygulamak, etkin rekabeti sağlamak, ekonomiyi uluslararası rekabete açmak ve yabancı sermayeyi teşvik etmek konusunda ekonomik alanda yapılacak yeniden düzenlemelerle birlikte, kamu yönetimi alanında yapılması gereken düzenlemelerin de unutulmaması gerektiği hatırlatılmakta; ekonomik alana ilişkin reformların yanında, kamu yönetiminde, düzenleyici reformlar bütünsel bir yaklaşım için gerekli görülmektedir.
          OECD Raporu, kamu yönetiminde atılması gereken adımları ise özetle şu şekilde sıralamaktadır:

          “Düzenleyici reformun başarısı için etkin bir siyasi liderliğe ihtiyaç duyulmaktadır. … Geçmişin düzenleyici reformlara yönelik birbirinden kopuk yaklaşımlardan sakınılmalıdır. …. Hükümet çapında merkezi olarak yürütülen bir stratejiye ihtiyaç vardır. … Kamu istihdam politikasında performans ve liyakate dayalı, verimsizliği ortadan kaldıracak yaklaşımlar benimsenmelidir. … Şeffaflık ve etkin danışma yöntemleri geciktirilmeden oluşturulmalıdır. … Reforma kamu desteğini sürdürmek için etkili bir iletişim şarttır. … Kamu yönetiminde düzenleyici reformu koordine edecek veya geliştirecek mekanizmalar oluşturulmalı ve gözden geçirilmelidir. … Her kademede reform için Hükümet birimleri arasında koordinasyon gereklidir.” (47)

          OECD, ekonomik reformlarla birlikte yürütülecek kamu yönetimi reformunun gerekliliğini vurgulamakta ve daha rekabetçi ve etkin bir piyasada, özellikle sağlık çevre ve tüketicinin korunması alanlarında yeni düzenlemelere ve kurumlara ihtiyaç olduğunu yansıtmaktadır. Reformların başarısı açısından özellikle üzerinde durulan faktörler ise, güçlü bir siyasi liderlik ve geniş tabanlı bir kamuoyu desteğinin oluşturulmasıdır.

          SONUÇ

          1970’li yıllarla birlikte kendini hissettiren ve özellikle 1980’lerde bütün ağırlığıyla ortaya çıkan neo-liberal düşünce okulu, yerel ekonomilerin ve genel olarak dünya ekonomisinin içine düşmüş olduğu daralmanın temel nedenlerini, devlet ve devletin ekonomik ve sosyal alana etkin müdahalelerde bulunması olarak tanımladı. Okula göre; Devlet ekonomik ve sosyal alana müdahale ederken, piyasa ekonomisinin işleyişini aksatıyordu. Neo-liberal düşünce okulu, ekonomik resesyonun aşılması ve dünya ekonomisinin önünün açılmasında devletin rolünün yeniden tanımlanmasına; müdahaleci olmayan, minimal bir devlet yapılanmasına işaret ediyordu.
          Devlet, maliyeti yüksek sosyal ve ekonomik politika araçlarını kullanmak yerine, piyasa ekonomisinin kurallarına göre işleyişini tesis edecek ortamı yaratmalıydı. Zaten piyasa ekonomisi müdahaleden uzak ve etkin bir şekilde işlerken yaratacağı tam rekabet koşullarında bireysel çıkarları sağlarken, aynı zamanda toplumsal çıkarları da maksimize edecekti. Devlet, piyasa ekonomisinin etkin işleyişinin önünde engeller yaratan müdahalelerini azaltmalı, ekonomik girişimlerini ve yaratmış olduğu tekelleri kaldırmalı ve yerel ekonominin küresel ekonomiyle bütünleşmesine imkan sağlayacak mekanizmaları kurmalıydı.
          Devletin sosyal ve ekonomik alana etkin müdahalesini yadsıyan neo liberalist akım, 1980’li yıllarla birlikte ağırlık kazandı. Müdahaleden uzak yerel ekonomilerin uluslar arası pazarlara bağlanması, her ülkenin farklı düzenlemeleri sonucu ortaya çıkan ticaret ve yatırım engellerinin kaldırılması, küresel düzeyde pürüzsüz işleyen, tek düze norm ve standartların hakim olduğu büyük bir pazarın oluşturulması sürecinde devletin yapısında ve mekanizmalarında da değişim öngörüldü.
          Bu dönüşüm sürecinde devletin, ekonomiye etkin olarak müdahale etmeyen ve ekonomik faaliyetlerde bulunmayan, fakat  piyasanın da rekabet koşulları içinde ve dışa açık bir şekilde işlenmesini sağlayacak piyasa ve tüketici odaklı şeffaf düzenlemelerde bulunan, özel sektör ve sivil toplumun çıkarlarını gözeten, yönetişimde ortaklığı (özel sektör, STK ve devlet) tesis ederek karmaşık düzenlemeleri ortadan kaldıran ve yetki devrine giden bir minimal yapıya bürünmesi gerekliliği vurgulandı.
          1930’lu yıllarda tanımlanan ve 1970’li yıllara kadar hakim olan sosyal devlet anlayışı, 1980’lerle birlikte yerini ‘minimal devlet’ anlayışına bıraktı. Sosyal politikalara ve vatandaşa odaklı devlet, piyasa ve tüketici odaklı devlet olarak; vatandaş da, tüketici olarak tanımlanmaya ve görülmeye başlandı. Buharlaşan nesne, yerini yeni inşa edilen ‘minimal’ bir nesneye bıraktı. ‘Küçük iyidir’ yaklaşımıyla bireysel ve toplumsal refah için böyle bir yapılanma gerekli görüldü.
          OECD, birçok küresel kuruluş gibi bu dönüşümde aktif rol yüklenmiş bir yapılanmadır. OECD-Kamu Yönetimi Komitesi, yukarıda bahsedilen şekilde devlet ve kamu yönetimini yeniden tanımlayarak, küresel düzeyde bu teorik dünyanın benimsenmesi ve uygulamaya geçirilmesi için etkin olarak faaliyet göstermektedir.
Genel olarak değerlendirmek gerekirse, OECD ve Kamu Yönetimi Komitesi, uluslar arası alanda liberal ekonomik yapılanmaya uygun minimal bir devlet ve kamu yönetiminin yaratılmasında etkin olarak faaliyet gösteren bir etki ve yaygı mekanizması olarak karşımıza çıkmaktadır.

KAYNAKÇA

KİTAP VE DERGİLER  

 

Karluk, Rıdvan, Uluslararası Ekonomik Mali ve Siyasal Kuruluşlar, Turhan Kitabevi,Anakara,2002.

OECD Development Centre, Technical Papers No. 181  : How Globalisation Improves Governance, OECD, Paris 2001.

OECD, Türkiye’de Düzenleyici Reformlar : Ekonomik İyileşme İçin Önemli Destek, (çev. Vedat Uras, Ahmet Arslanoğlu), Başbakanlık Dış İlişkiler Başkanlığı,Ankara, 2002.

PUMA, Public Management Developments, OECD, Paris 1994.

______, Focus : Public Management Newsletter, sayı 22, (Aralık 2001).

______, Focus : Public Management Newsletter, sayı 23, (Mart 2002).

______, Governance in Transition : Public Management Reforms in OECD Countries, OECD, Paris 1995.

 

WEB SAYFALARI

 

<<http://www.oecd.org>>

<<http://www.başbakanlık.gov.tr/başbakanliktes/disiliskiler/anasayfa.htm>>

<<http://www.copernic-us.be>>

<<http://www.copernic-us.be>>

<<http://www.oecd.org/puma>>

<<http://www.oecd.org/puma/focus>>

<<http://www.olis.oecd.org/olis/2001doc.htm>>

<<http://www.worldbank.org./gdln/roundtable.htm>>

 

Dip notlar:


(1) <<http://www.oecd.org>> (14/06/2006).

(2) Rıdvan Karluk, Uluslar arası Ekonomik Mali ve Siyasi Kuruluşlar, Turhan Kitabevi, Ankara, 2002. s. 35.

(3) <<http://www.oecd.org>> (14/06/2006).

(4) Karluk, a.g.e., s. 36.

(5) Üstteki kaynak, s. 37.

(6) <<http://www.oecd.org>> (14/06/2006).

(7) Üstteki kaynak.

(8) Üstteki kaynak.

(9) Üstteki kaynak

(10) Karluk, a.g.e., s. 36.

(11) <<http://www.oecd.org/puma.htm>> (14/06/2006).

(12) Üstteki kaynak

(13) PUMA, Governance in Transition: Public Menagement Reforms in OECD Countries, OECD, Paris, 1995, s. 6.

(14) <<http://www.oecd.org/puma.htm>> (14/06/2006).

(15) <<http://www.oecd.org/puma.htm>> (14/06/2006).

(16) OECD Development Centre, Tecnical Papers  No: 81 : How Globalisation Improves Governance, OECD, Paris, 2001, s. 21.

(17) <<http://www.oecd.org/home/puma/documentation.htm>> (14/06/2006).

(18) Üstteki kaynak.

(19) <<http://www.oecd.org/subject/regreform/products/report.htm>> (14/06/2006).

(20) <<http://www.oecd.org/EN/puma.htm>> (14/06/2006).

(21) <<http://www.oecd.org/EN/about_furtherpage.htm>> (14/06/2006).

(22) PUMA, a.g.e., s. 6.

(23) Üstteki kaynak. s. 7-8.

(24) <<http://www.oecd.org/subject/regreform/products/report.htm>> (14/06/2006).

(25) Üstteki kaynak.

(26) Üstteki kaynak.

(27) <<http://www.oecd.org/EN/puma.htm>> (14/06/2006).

(28) PUMA, Focus : Public Mamagement Newsletter, sayı23, (Mart 2002), s. 7.

(29) <<http://www.olis.oecd.org/olis/2001doc.htm>> (10/06/2006).

(30) Üstteki kaynak.

(31) <<http://www.webnet1.oecd.org/EN/document.htm>> (10/06/2006).

(32) Üstteki kaynak.

(33) PUMA, Focus : Public Mamagement Newsletter, sayı23, s. 1.

(34) <<http://www.worldbank.org/gdln/roundtable.htm>> (14/06/2006).

(35) PUMA, Focus : Public Mamagement Newsletter, sayı 22, (Aralık 2001),  s. 8.

(36) PUMA, Focus : Public Mamagement Newsletter, sayı 23, s. 1.

(37) Üstteki kaynak. s. 1.

(38) Üstteki kaynak. s. 1.

(39) Üstteki kaynak. s. 8.

(40) <<http://www.oecd.org/puma/focus>> (14/06/2006).

(41) PUMA, Focus : Public Mamagement Newsletter, sayı 23, s. 5. ayrıca bkz,<<http://www.copernic-us.be>>

(42) Üstteki kaynak, s. 5.

(43) Üstteki kaynak, s. 2.

(44) OECD, Türkiye’de Düzenleyici Reformlar : Ekonomik İyileşme İçin Önemli Destek, (çev. Vedat Uras, Ahmet Arslanoğlu), Başbakanlık Dış İlişikiler Başkanlığı, Ankara, 2002, s. 3.

(45) Üstteki kaynak, s. 5.

(46) Üstteki kaynak, s. 9-10.

(47) Üstteki kaynak, s. 44 - 72.

 

 

        Ana sayfa