AVRUPA BİRLİĞİ YOLUNDAKİ TÜRKİYE’NİN 
YOLSUZLUKLA MÜCADELE POLİTİKASI
   
Yusuf ŞAHAN
   
SGK Müfettişi - Kamu Yönetimi Uzmanı
     

I. GİRİŞ:

“Ülkemizde yolsuzlukların çok yaygın olduğu görüşü genel bir kanı niteliğindedir. Gazeteler hemen her gün yeni yolsuzluk olaylarına geniş yer ayırmakta, geniş halk kitleleri sürekli yolsuzluk olgusunun yaygınlaştığından yakınmaktadır. TESEV tarafından Kasım 2000’de yapılan araştırmada, Türkiye’nin çözülmesi gereken en önemli sorunları arasında “rüşvet ve yolsuzluk” üçüncü sırada yer almıştır.” (1)
“Uluslararası Saydamlık Örgütü’nün yayınladığı 2002 yolsuzluk algılaması endeksinde Türkiye 102 ülke arasında 64 üncü sırada yer almaktadır. Başta TESEV, TÜSİAD ve TOBB olmak üzere hükümet dışı birçok kuruluş (siyasal partiler ve diğer sivil toplum kuruluşları) tarafından yapılan saha çalışmaları yolsuzluğun yaygınlığını kanıtlamaktadır.” (2)
“Avrupa Konseyi Yolsuzlukla Mücadele Devletler Grubu’nun [GRECO], değerlendirme raporunda yapılan bazı saptamaları ve önerileri şöyle: 1- Yolsuzluk Türkiye'de en önemli sorun olarak ortaya çıkıyor. Yolsuzluklar kamuda, yönetimde ve yargıda yaygındır...” (3)
Çalışmamızda, böylesine önemli olan ve her zaman olduğu gibi bugün de ülkemizin en önemli gündem maddelerinden birisi halinde olmaya devam eden yolsuzluklar konusundaki mevcut mücadele politikasını Avrupa Birliği (AB)  perspektifinden incelemeyi amaçladık.
Bu amaçla, çalışmamızın İkinci Bölümünde Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele konusundaki doğrudan ve dolaylı müktesebatı ele alınacak, Üçüncü Bölümünde ise Türk müktesebatının AB müktesebatına uyumu değerlendirilecektir.

II. TÜRKİYE’NİN YOLSUZLUKLA MÜCADELE MÜKTESEBATI

Ulusal mevzuatımızda doğrudan veya dolaylı olarak “yolsuzluk” kapsamında sayılan suçlara ilişkin hükümler bulunmakla birlikte, bu kavramın tanımı yapılmamış, “yolsuzluk suçu” şeklinde özel bir betimlemeye gidilmemiştir.
Hukukumuzda; rüşvet, zimmet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, güveni kötüye kullanma, nüfuz ticareti, dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma, kaçakçılık, suç gelirlerinin aklanması, içerden öğrenenin ticareti (insider trading) ve bankalar kanununa muhalefet gibi suçlar yolsuzlukların değişik şekilleri olarak düzenlenmiştir.
Aşağıdaki bölümlerde sadece müktesebatımızdaki yolsuzlukla mücadeleye ilişkin kanunlara yer verilmiş, çalışmamızın uzun olmaması için bu kanunlarla ilgili ikincil ya da üçüncül düzenlemelerin (yönetmelik, tebliğ, vb) ayrıca belirtilmesine gerek görülmemiştir.

2.1. TÜRKİYE’NİN YOLSUZLUKLA MÜCADELE ÇERÇEVESİ

Ülkemizde yolsuzlukla mücadele konusu daima ilk gündem maddelerinden birisi olmuştur. Bu nedenle, yolsuzlukla mücadele ile etkili şekilde mücadele edilebilmesini teminen, kamu denetim yapısının yeniden yapılandırılması çalışmaları uzun bir geçmişe sahiptir. Bu alanda yapılan belli başlı çalışmalar şunlardır:

    • 1949 yılında Fritz Neumark tarafından hazırlanan “Devlet Dairelerinin ve Müesseselerinin Rasyonel Çalışması” konulu rapor,
    • 1951 yılında Dünya Bankası desteği ile James M. Barker’in önderliğinde hazırlanan “Devlet Personeli Rejimi” konulu rapor,
    • 1958 yılında TODAİE tarafından hazırlanan “Türkiye’de Devlet Personeli Hakkında Rapor”,
    • TODAİE tarafından 1963 yılında yayınlanan “Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi–MEHTAP”,
    • 1963 yılından bu yana bütün kalkınma planlarında “kamuda yeniden yapılanma” başlığı altında yapılan öneriler,
    • 1972 yılında yapılan “İdarenin Yeniden Düzenlenmesi: İlkeler ve Öneriler” adlı rapor,
    • 6. Kalkınma Planı hazırlıkları kapsamında, TODAİE tarafından 1991 yılında yayınlanan “Kamu Yönetimi Araştırması Projesi–KAYA”,
    • 8. Kalkınma Planı kapsamında 2001 yılında hazırlanan “Türkiye’de Saydamlığın Artırılması ve Kamuda Etkin Yönetimin Geliştirilmesi Eylem Planı”.

Söz konusu belgelerde, yolsuzlukla daha iyi mücadele edilmesi amacıyla kamu denetim yapımızla ilgili çeşitli öneriler yer almıştır. Bu konuda, gerek Türk kamuoyu, gerek AB, gerekse uluslararası kuruluşlar da (IMF, Dünya Bankası, OECD vb.) yolsuzlukla mücadele konusundaki çabaları desteklemişlerdir.

8. Kalkınma Planı’nın hazırlıkları kapsamında, 2000/Mart’ta yayınlanan “Kamu Mali Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması ve Mali Saydamlık Özel İhtisas Komisyonu Raporu”nda; (4)

    • Denetim sisteminin etkinliğinin arttırılması ve performans denetiminin sağlanması,
    • Ulusal denetim standartları ile mesleki ahlak kurallarının bir an önce hazırlanması, kamu kesiminin ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran denetim standartlarının belirlenmesi,
    • Kurumsal anlamda yeniden yapılandırmaya yönelik kamu harcamalarının etkinlik ve performans açısından değerlendirilmesini ve denetlenmesini yürütecek denetim mekanizmasının oluşturulması,

Hedefleri verilmiştir.
Yine, aynı Plan’ın hazırlıkları kapsamında, 2000/Mart’ta yayınlanan “Kamu Yönetiminin İyileştirilmesi ve Yeniden Yapılandırılması Özel İhtisas Komisyonu Raporu”nda da; (5)

    • Yapılan uygunluk denetimlerinin performans denetimiyle desteklenmesi,
    • Denetim birimleri arasında iletişim ve koordinasyonun sağlanması,
    • Denetim Şurası’nın oluşturulması,
    • Denetim Hizmetleri sınıfının oluşturularak Türk Denetim Yasası ihdas edilmesi,
    • Yetki ve görevler arasındaki kısmi belirsizliklerin giderilebilmesi amacıyla Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu ile Sayıştay’ın birleştirilmesi ve Sayıştay çatısı altında örgütlenmeye gidilmesi,

Hedefleri verilmektedir.
Anılan özel ihtisas komisyonları ışığında hazırlanan 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda(6) da; “denetimi sınırlayan düzenlemeler ve fiili uygulamaların, denetim sisteminin bağımsız çalışmasını sağlayacak mekanizmaların güçlendirilmesi ile birlikte kaldırılacağı” belirtilmiştir.

8. Plan’a ek olarak, AB’ye katılma sürecinde yapılması gerekenleri sıralayan ve “bir bakıma AB ölçütlerine ulaşmak için verilmiş bir söz niteliğinde” (7) olan “Ulusal Program” Bakanlar Kurulu’nca 2001/Mart’ta yayınlanmıştır.
Ulusal Program’ın (8) yolsuzlukla mücadelenin ilgili olduğu “24. Adalet ve İçişleri” başlığı altında;

    • Yolsuzluk, yasadışı uyuşturucu madde kullanımı ile üretimi ve ticareti, örgütlü suçlar, kara paranın aklanması ile ceza hukuku ve medeni hukuk alanlarında adli işbirliği konularındaki AB müktesebatı benimsenecek, bu alanlarda uluslararası işbirliği yoğunlaştırılacaktır.
    • Örgütlü suçlar, yasadışı uyuşturucu madde kullanımı ile üretimi ve ticareti, yolsuzluk ve karaparanın aklanmasıyla mücadele ile polis ve adli işbirliği kapasitesi güçlendirilecektir.
    • Şüpheli mali muamelelerle ilgili bilgilerin toplanması, muhafaza edilmesi, işleme konulması, analiz edilmesi ve değişimi faaliyetleri hızlandırılacaktır.

Denilmektedir.
18. Stand-By Düzenlemesi kapsamında 3. gözden geçirmeye ilişkin 30/07/2002 tarihinde IMF’e verilen Niyet Mektubu’nda; (9) Yolsuzluk mücadele planında belirtildiği üzere, 2003 yılında Meclis’e bir Teftiş Kanunu hazırlanıp sunulacaktır. Bu Teftiş Kanunu ile tüm teftiş birimlerinin yeniden yapılandırılmasının sağlanması amaçlanmaktadır. Kanun ile teftiş standartlarının uygulamaya konması ve müfettişlerin işe alınma ve çalışma prensipleri belirlenecektir.”  taahhüdü bulunmaktadır.
57. T.C. Hükümeti (Ecevit Hükümeti) döneminde, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, üniversite öğretim üyeleri ile Dünya Bankası’nın katkı sağladığı, Bakanlar Kurulu’nun 12/01/2002 tarihli ve 2002/3 sayılı prensip kararı ile yolsuzlukla mücadeleye ilişkin esaslı unsurları da kapsayan “Türkiye’de Saydamlığın Artırılması ve Kamuda Etkin Yönetimin Geliştirilmesi Eylem Planı”nın (10) uygulamaya sokulması kabul edilmiştir.
Anılan Eylem Planı’nda;

    • Kamu hizmet sunumunda performans standartlarının oluşturulması,
    • Personel sisteminin iyileştirilmesi,
    • Bilgi edinme hakkının geliştirilmesi ve kamu yönetiminde saydamlığın artırılması,
    • Denetim sisteminin güçlendirilmesi,
    • Yargı sisteminin iyileştirilmesi,
    • Karapara aklama ile mücadelenin etkin hale getirilmesi,
    • Seçim kampanyalarının finansmanında hesap verilebilirliğin ve saydamlığın artırılması,
    • Mal beyanında hesap verilebilirliğin artırılması,
    • Kamuya ve siyasal sisteme duyulan güvenin güçlendirilmesi.

Hedeflenmiş ve atılacak adımlar bir takvime bağlanmıştır.
Bunların dışında, 58. T.C. Hükümeti’nin (Gül Hükümeti) 03/01/2003  tarihinde açıkladığı “Acil Eylem Planı”nın (11) 5/I/d maddesi yolsuzlukla mücadeleye ayrılmış ve şu taahhütlerde bulunulmuştur:

    • Yolsuzluklar Hakkında Ceza ve Medeni Hukuk Sözleşmeleri onaylanacaktır.
    • Yolsuzluk ve usulsüzlük konusunda cezalar caydırıcı hale getirilecektir.
    • Görevden ayrıldıktan sonra yapılamayacak işlerle ilgili alanlar genişletilecek ve etkin bir şekilde uygulanacaktır.
    • Siyasetin finansmanı saydam hale getirilecektir.
    • Mevzuatımızdaki sır kavramı yeniden belirlenecektir.
    • Yolsuzluk konusunda hükümet, kamu yönetimi, yargı, medya, sivil toplum diyalogu geliştirilecektir.
    • Kanun gerekçelerinde kanunun getireceği fayda ve maliyetler yer alacaktır.

Yapılan söz konusu taahhütler haricinde, 59. T.C. Hükümeti (Erdoğan Hükümeti) tarafından yasal bir düzenleme yapılarak, yolsuzlukla mücadele konusunda somut bir adım atılmıştır. Bu adıma göre, 15/07/2004 tarihli ve 5227 sayılı “Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun” kabul edilmiş, Kanunun 40. maddesinde; iç denetimin, kamu kurum ve kuruluşlarının kendi yöneticileri ya da kurumun üst yöneticisinin görevlendireceği iç denetim elemanlarınca (iç denetim elemanlarından, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu” ile kamu yönetimimize yeni giren iç denetçiler kastedilmektedir) yürütüleceği, dış denetimin ise Sayıştay’ca yapılacağı ya da yaptırılacağı belirtilmiş, böylece bakanlıklar, bağlı ve ilgili kuruluşların örgütlenmesine ilişkin maddelerinde denetim birimlerine yer verilmemiş, bir başka ifade ile ülkemizde köklü bir geçmişe sahip olan teftiş kurulları ve denetim birimleri ortadan kaldırılmıştır. Ancak, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER tarafından bahse konu düzenlemenin veto edilmesi nedeniyle denetim birimleri bugün için varlıklarını koruyabilmişlerdir.

2.2. DOĞRUDAN TÜRKİYE MÜKTESEBATI

Yolsuzlukla mücadele konusunda mevzuatımızda doğrudan yer alan kanunlar şunlardır.

2.2.1. Türk Ceza Kanunu
Yukarıda bahsedilen yolsuzluk suçlarının büyük bir çoğunluğu, 26/09/2004 tarihli ve 5237 sayılı TCK’nın “Özel Hükümler” başlıklı İkinci Kitabının; “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı İkinci Kısmının Onuncu Bölümündeki “Malvarlığına Karşı Suçlar”, “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı Üçüncü Kısmının Dördüncü Bölümündeki “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” ve Dokuzuncu Bölümündeki “Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar” ile “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı Dördüncü Kısmının Birinci Bölümündeki “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” ve İkinci Bölümündeki “Adliyeye Karşı Suçlar” başlıkları altında tanımlanmış ve yaptırımları belirtilmiştir.
TCK’da;
“Malvarlığına Karşı Suçlar”; güveni kötüye kullanma (md.155), dolandırıcılık (md.157), nitelikli dolandırıcılık (md.158), hileli iflas (md.161),
“Kamu Güvenine Karşı Suçlar” geniş anlamda sahtecilik suçları olup, bunlar; paralarda, kıymetli kağıtlarda ve kıymetli damgalarda sahtecilik (md.197-199), mühürde sahtecilik (md.202), resmi belgede sahtecilik (md.204), özel belgede sahtecilik (md.207), resmi belge hükmündeki belgelerde sahtecilik (md.210),
“Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar”; ihaleye fesat karıştırma (md.235),
“Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar”; zimmet (md.247), irtikap (md.250), rüşvet (md.252), yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama (md.255), görevi kötüye kullanma (md.257) kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf (md.261),
“Adliyeye Karşı Suçlar” ise; suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (eski adı karapara aklama suçudur) (md.282),
Şeklinde sayılmıştır.

2.2.2. Ceza Muhakemesi Kanunu
04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CMK’da yolsuzlukla mücadele açısından “taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma” başlıklı 128. madde önem taşımaktadır.
Suçluların takip ve yakalanması ile ilgili olan bu maddenin 2. fıkrasında belirtilen ve çoğunlukla yolsuzluk suçları olan (güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflas, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, ihaleye fesat karıştırma, zimmet, irtikap, rüşvet ve kaçakçılık) suçların işlenmesi halinde, suçla ilgili taşınmazlara, hak ve alacaklara el konulabileceği hüküm altına alınmıştır.
Bunun dışında, “bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma” başlıklı 134, “iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” başlıklı 135, “gizli soruşturmacı görevlendirilmesi” başlıklı 139 ve “teknik araçlarla izleme” başlıklı 140. maddelerde yolsuzluk suçlarının tespitine yönelik düzenlemeler bulunmaktadır.

2.2.3. Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanunu
19/04/1990 tarihli ve 3628 sayılı “Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanunu”nun amacı, rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele amacıyla, bu Kanunda sayılan görevlilerin mal bildiriminde bulunmalarını, bildirimlerin yenilenmesini, mal edilmelerin denetimiyle, haksız mal edinme veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunma halinde uygulanacak hükümleri, bu Kanunda belirlenen suçlarla bazı suçlardan dolayı kamu görevlileri ve suç ortakları hakkında takip ve muhakeme usulünü düzenlemektir.
Kanuna veya genel ahlaka uygun olarak sağlandığı ispat edilmeyen mallar veya ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından geliriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar şeklinde ortaya çıkan artışlar, bu Kanunun uygulanmasında haksız mal edinme sayılmaktadır.
Haksız mal edinme, rüşvet, irtikap, ihtilas, zimmet, görev sırasında veya görevinden dolayı kaçakçılık, resmi ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma şeklindeki yolsuzluk suçları bu Kanun kapsamında soruşturulmakta olup, 4483 sayılı “Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun” hükümleri uygulanmamaktadır.

2.2.4. Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun
11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı “Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun” esas itibariyle, 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı “Karaparanın Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun”un yerine çıkartılmış ve bu kanunun bir çok maddesini yürürlükten kaldırmıştır. Ancak, her iki kanun da yürürlüktedir.
İki kanun arasındaki en önemli fark; 4208 sayılı Kanunda “karapara” ifadesi kullanılırken, 5549 sayılı Kanunda geniş anlamda “suç geliri” ifadesi kullanılmıştır. Bu durum, 765 sayılı Kanunu mülga eden 5237 sayılı yeni TCK’nın 282. maddesinde “suç suçtan kaynaklanan malvarlığı değerleri” ifadesine yer verilmesinden kaynaklanmıştır.
Suç gelirlerinin aklanması, yasadışı yollardan elde edilen kazançların kaynağının gizlenmesi ve niteliğinin değiştirilmesi suretiyle yasal görüntü kazandırılarak ekonomik sisteme sokulmasıdır.
Ayrıca, 4208 sayılı Kanununun 2. maddesindeki “Karapara Aklama Suçu”nun kapsamı genişletilerek, tek tek suçları saymak yerine 5549 sayılı Kanunun 1/g maddesinde TCK’nın 282. maddesine atıf yapılarak; “alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkarmak veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek ve meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tabi tutmak” suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu sayılmıştır.
Bu suçla mücadele için 4208 sayılı Kanunla MASAK kurulmuştur.

2.2.5. Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu
30/07/1999 tarihli ve 4422 sayılı “Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu” esasen yürürlükte olmakla birlikte, 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinde  örgüt tanımı, “Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler” şeklinde düzenlendiği ve 4422 sayılı Kanunun 1. maddesindeki “suç örgütü” tanımını “çıkar amaçlı” şeklinde sınırlanmasının aksine bütün suçları kapsama alanına aldığı için 4422 sayılı Kanun örtülü biçimde mülga olmuştur.
4422 sayılı Kanundaki diğer hükümler ise 5271 sayılı CMK’da düzenlenmiştir.

2.2.6. Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu
21/03/2007 tarihli ve 5607 sayılı “Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu”nda nelerin kaçakçılık suçunu oluşturduğu ayrıntılı şekilde sayılmış, bu kaçakçılık fiillerinin önlenmesi ve tespit edilmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır.
Bu Kanun, “kaçakçılık” ile ilgili temel kanun olmakla birlikte, aşağıda belirtileceği üzere, çeşitli kanunlarda da kaçakçılıkla ilgili hükümler bulunmaktadır. Bir başka deyişle, genel kaçakçılık suçları bu Kanunda, özel kaçakçılık suçları ise (petrol kaçakçılığı, vb) ilgili kanunlarda düzenlenmiştir. İlgili kanunlarda bir hüküm bulunmaması halinde 5607 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaktadır.

2.2.7. Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun
02/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı “Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun”, devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmekte ve izlenecek usulü düzenlemektedir. Ayrıca bu Kanun, kamuoyunda “memur dokunulmazlığını sağlayan kanun” şeklinde bilinmektedir. 
Bu Kanunda, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı soruşturulacakları düzenlenmiş olup, Kanun kapsamına giren yolsuzluk suçları; “görevi kötüye kullanma”, görev gereğince düzenlenen “resmi evrakta sahtecilik” gibi suçlardır.

2.2.8. Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu
10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu”, mali mevzuatımızın anayasası olarak adlandırılan 1050 sayılı “Muhasebe-i Umumiye Kanunu”nun yerini almış olup, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü düzenlemek amacıyla çıkartılmıştır.
5018 ile “iç kontrol” ve “iç denetim” kavram ve yapıları kamu yönetimimizin bir parçası haline getirilmiştir.
Kanunun 56/c maddesine göre iç kontrolün amacı; her türlü mali karar ve işlemlerde usulsüzlük ve yolsuzluğun önlenmesini sağlamaktır.
Yeni getirilen iç denetim sistemi ise, “kamu idaresinin çalışmalarına değer katmak ve geliştirmek için kaynakların ekonomiklik, etkililik ve verimlilik esaslarına göre yönetilip yönetilmediğini değerlendirmek ve rehberlik yapmak amacıyla yapılan bağımsız ve nesnel güvence sağlayan danışmanlık faaliyeti” olarak öngörülmüş olup, bu faaliyetlerin soruşturma yetkisi bulunmayan iç denetçiler tarafından gerçekleştirilmesi hükme bağlanmıştır.

2.2.9. Bazı Kanunlardaki Muhbir ve Müsadir İkramiyesine Dair Hükümler
Yolsuzlukların saptanmasında önemli araçlardan birisi olan muhbir (ihbar eden) ve müsadir (yakalayan) ikramiyesine ilişkin olarak mevzuatımızda yer alan hükümler şunlardır:
25/06/1927 tarihli ve 1156 sayılı “Kanuna Mugayir Tahakkuk ve Tediye Muamelatını ihbar Edenlere İkramiye itasına Dair Kanun”un 1. maddesinde, usulüne uygun tahakkuk ettirilerek ödenen veya tediye emrine bağlanarak, ödenmesi gereken hale gelen bir masrafın kanunen istirdadı veya verilmemesi gerektiğini ihbar edenlere ikramiye olarak verilmesi öngörülmüştür.
21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı “Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu”nun 23. maddesi uyarınca, yasak veya kaçak şüphesiyle mal ve eşya yakalanması halinde muhbir ve müsadirlere ikramiye ödenmektedir.
27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı “Gümrük Kanunu”nun 233. maddesinde; gümrük işlemlerinde muayene ve tahlilden önce cezayı gerektiren durumun meydana çıkarılmasına hizmet veren muhbirler ile cezayı gerektiren durumu meydana çıkaranlara ilgililerden tahsil edilen para cezalarının %30’nun dağıtılacağı düzenlenmiştir.
04/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı “Petrol Piyasası Kanunu”nun Ek 4. maddesi gereğince, kaçak petrolü ihbar edenler ile yakalayan kamu görevlilerine, kaçak petrolün sahipli ya da sahipsiz olmasına göre ikramiye ödenmektedir.

2.3. DOLAYLI TÜRKİYE MÜKTESEBATI

Mevzuatımızda, dolaylı olarak yolsuzlukla mücadeleye ilişkin hükümler içeren kanunlar aşağıda sıralanmıştır:

2.3.1. Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanun
02/10/1981 tarihli ve 2531 sayılı “Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanun”da belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapanların, her ne sebeple olursa olsun görevden ayrıldıktan sonra 3 yıl süre ile ayrıldıkları tarihten önceki 2 yıl içinde hizmetinde bulundukları kurum ve kuruluştaki görev ve faaliyet alanlarıyla ilgili konularda doğrudan doğruya veya dolaylı olarak görev ve iş almaları, taahhüde girmeleri, komisyonculuk ve temsilcilik yapmaları yasaklanmıştır.

2.3.2. TBMM Üyeliği İle Bağdaşmayan İşler Hakkında Kanun
31/10/1984 tarihli ve 3069 sayılı “TBMM Üyeliği İle Bağdaşmayan İşler Hakkında Kanun” gereğince; milletvekillerinin, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve sendikaların yönetim ve denetim kurullarında görev almaları, vekil olmaları, herhangi bir taahhüt işini doğrudan veya dolaylı olarak kabul etmeleri, temsilcilik ve hakemlik yapmaları, ücret karşılığı iş takipçiliği, komisyonculuk ve müşavirlik yapmaları, serbest mesleklerini icrada milletvekilliği unvanlarını kullanmaları yasaklanmıştır.

2.3.3. Vergi Usul Kanunu
04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı “Vergi Usul Kanunu”nun “Kaçakçılık Suçları ve Cezaları” başlıklı 359/b maddesine göre; vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan; defter, kayıt ve belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar ile belgeleri Maliye Bakanlığı ile anlaşması olmadığı halde basanlar ile sahte olarak basanlar veya bu belgeleri kullananlar hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar ağır hapis cezası hükmolunmaktadır.

2.3.4. Kamu İhale Kanunu
04/01/2002 tarihli ve 4734 sayılı “Kamu İhale Kanunu”nun 17. maddesine göre; ihalelerde çıkar sağlama, rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırmak ile sahte belge veya sahte teminat düzenlemek yasak olup, bunların ihlali halinde 58. maddeye göre; bu Kanun kapsamında yer alan kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklama kararı verilmektedir.
Ayrıca, bu Kanun hükümlerini uygulamak üzere üst kurul niteliğinde “Kamu İhale Kurulu-KİK” kurulmuştur.

2.3.5. Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu
19/10/2005 tarihli ve 4735 sayılı “Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu”nda da “Kamu İhale Kanunu”ndaki söz konusu yasak fiillerde bulunma yasağına paralel düzenlemeler yapılmıştır. Aradaki fark ise, “Kamu İhale Kanunu”nda sayılan yasak fiillerin ihale aşamasında mevcut olması, “Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu”nun 25. maddesinde sayılan yasak fiillerin ise, ihaleyi kazananlarla yapılan sözleşmelerin uygulanması sırasında ortaya çıkmasıdır.

2.3.6. Bankacılık Kanunu
19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu”nun 160. maddesinde, banka yönetim kurulu başkan, üyeleri ve diğer mensupları ile faaliyet izni kaldırılan veya “Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu”na (TMSF) devredilen bir bankanın hukuken veya fiilen yönetim ve denetimini elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklarının işleyebilecekleri zimmet suçunun tanımı ve müeyyideleri düzenlenmiştir.

2.3.7. Sermaye Piyasası Kanunu
28/07/1981 tarihli ve 2499 “Sermaye Piyasası Kanunu”nun 47. maddesinde, sermaye piyasalarında yapılacak yolsuzluk türleri (içerden öğrenenin ticareti-insider trading vb.) ve bunların yaptırımları açıklanmış, söz konusu yolsuzlukları saptamak üzere 17. maddesi gereğince üst kurul niteliğinde “Sermaye Piyasası Kurulu-SPK” kurulmuştur.

2.3.8. Taşıt Kanunu
05/01/1961 tarihli ve 237 sayılı “Taşıt Kanunu”nun 16. maddesine göre, resmi taşıtları kamu hizmetleri dışında özel amaçlı kullananlar hakkında bir yıla kadar hapis cezası verilmektedir.

2.3.9. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu
21/07/1983 tarihli ve 2863 sayılı “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu”nun 68. maddesine göre; yurt içinde korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları yurt dışına çıkartılması durumunda, beş yıldan on yıla kadar ağır hapis ve ağır para cezası hükmolunmakta; 74. maddesine göre ise; izinsiz sondaj, kazı, define ve benzeri araştırma yapanlara iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis ve ağır para cezası verilmekte, bu fiillerin yurt dışına kültür varlıklarını kaçırma amacıyla yapıldığın anlaşılması halinde söz konusu cezalar iki katına yükseltilmektedir.

2.3.10. Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun
10/07/1953 tarihli ve 6136 sayılı “Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun”un 12. maddesinde silah ve mermi kaçakçılığı suçu tanımlanmış ve yaptırımı belirtilmiştir.

 2.3.11. Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun
29/05/1979 tarihli ve 2238 sayılı “Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun”un 15. maddesine göre; bu kanuna aykırı şekilde organ ve doku alan, saklayan, aşılayan ve nakledenlerle  bunların alım ve satımını yapanlar, alım ve satımına aracılık edenler veya bunun komisyonculuğunu yapanlar hakkında hapis ve para cezası öngörülmektedir.

2.3.12. Uyuşturucu Maddelerinin Murakabesi Hakkında Kanun
12/06/1933 tarihli ve 2313 sayılı “Uyuşturucu Maddelerinin Murakabesi Hakkında Kanun”un 20. maddesi gereğince; gümrüklerden ülkeye izinsiz sokulmaya çalışılan veya ülke içinde izinsiz satıldığı görülen ve her ne surette olursa olsun kanuni yetkisi olmayanlar yanında bulunan uyuşturucu maddeler, maddede sayılan memurlardan herhangi birisi tarafından bir tutanak düzenlemek suretiyle zaptedilmektedir.

2.3.13. Petrol Piyasası Kanunu
04/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı “Petrol Piyasası Kanunu”nun 2. maddesinin 21. fıkrasında kaçak petrolün, 44. fıkrasında da “ulusal marker”in tanımı yapılmış, Ek 5. maddesinde ise, kaçak petrol ile ulusal markeri satan, bulunduran, alan, taşıyan veya saklayan kişilerin iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağı açıklanmıştır.

2.3.14. Devlet Memurları Kanunu
14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı “Devlet Memurları Kanunu”nun 48. maddesinin 5. fıkrasında; affa uğramış olsalar bile devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma şeklindeki yolsuzluk suçlarından dolayı hükümlü olanların devlet memuru olamayacakları belirtilmiştir. Anılan yolsuzluk suçlarının memurluk görevi sırasında işlenmesi halinde ise 125. maddesinin E fıkrasının g bendi uyarınca “devlet memurluğundan çıkarma cezası” uygulanmaktadır.

2.3.15. Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun
01/11/1984 tarihli ve 3071 sayılı “Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun”unun 2. maddesine göre; Türk vatandaşları kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ve yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler.

2.3.16. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu
Yolsuzlukla mücadele açısından kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının saydam olmalarının, bazı istisnalar dışında yaptıkları faaliyetlerinin kamuoyuna açıklanması için 09/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı “Bilgi Edinme Hakkı Kanunu” kabul edilmiş olup, Türkiye’de ikamet eden yabancılar ile Türkiye’de faaliyette bulunan yabancı tüzel kişiler, isteyecekleri bilgi kendileriyle veya faaliyet alanlarıyla ilgili olmak kaydıyla ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde Kanun hükümlerinden yararlanmaktadırlar.

2.3.17. Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması Hakkında Kanun
25/05/2004 tarihli ve 5176 sayılı “Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması Hakkında Kanun” ile kamu görevlilerinin uymaları gereken saydamlık, tarafsızlık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme gibi etik davranış ilkeleri belirlemek ve uygulamayı gözetmek üzere, Başbakanlık bünyesinde “Kamu Görevlileri Etik Kurulu” kurulmuştur.
Kurul, kendisine şikayet veya ihbar yoluyla ulaşan başvurular üzerine yapacağı inceleme ve araştırmayı en geç üç ay içinde sonuçlandırarak sonucu ilgililere ve Başbakanlık Makamı’na yazılı olarak bildirmekte; Başbakanlık da söz konusu kararı Resmi Gazete aracılığıyla kamuoyuna duyurmaktadır.

2.4. TÜRKİYE’NİN YOLSUZLUKLA MÜCADELE İLE İLGİLİ TARAF OLDUĞU ULUSLARARASI SÖZLEŞMELER

Yolsuzlukla mücadele ülkemiz gündeminde önemli ve öncelikli bir yer tutmaktadır. Bir yandan ülke çapında yolsuzlukla mücadele çalışmalarına hız verilirken, diğer yandan bu konuda uluslararası alanda yürütülmekte olan çalışmalara da aktif olarak katılım sağlanmaktadır. Yolsuzluk suçlarının uluslararası boyutlara ulaşmış olması sebebiyle, bu suçlarla mücadelede uluslararası işbirliği müesseselerinin sağlıklı ve hızlı bir şekilde işlemesi çok önemli hale gelmiştir. Bu sebeple, mevzuatımızı uluslararası standartlara uygun hale getirmek ve işbirliğini arttırmak amacıyla  ülkemiz, bu konuyla ilgili  temel uluslararası sözleşmelere taraf olmuştur.
Öte yandan, Anayasamızın 90. maddesine göre; usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmünde olup, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamamaktadır. Dolayısıyla, taraf olduğumuz uluslararası antlaşmalar, iç hukukumuzun bir bakıma kanunüstü biçimde parçası durumundadır.

2.4.1. AB İle İlgili Sözleşmeler
“Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Medeni Hukuk Sözleşmesi” 17/04/2003 tarihli ve 4852 sayılı Kanunla onaylanmıştır.
“Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesi” 14/01/2004 tarihli ve 5065 sayılı Kanunla onaylanmıştır.
“Avrupa Konseyi Suçtan Kaynaklanan Gelirlerin Aklanması, Araştırılması, Ele Geçirilmesi ve El Konulmasına İlişkin Sözleşme” 16/06/2004 tarihli ve 5191 sayılı Kanunla beyanlar ve çekinceler ile birlikte onaylanmıştır.
Avrupa Konseyi bünyesinde yer alan GRECO’ya 01/01/2004 tarihinde üye olunmuştur.

2.4.2. Diğer Uluslararası Sözleşmeler
“BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi” 10/12/2003 tarihinde imzalanmış, 18/5/2006 tarihli ve 5506 sayılı Kanunla onaylanmıştır.
“BM Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Sözleşme” 30/01/2003 tarihli ve 4800 sayılı Kanunla onaylanmıştır.
“BM Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Viyana Sözleşmesi” 22/11/1995 tarihli ve 4136 sayılı kanunla onaylanmıştır. Ancak, Sözleşmenin 32. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına çekince konmuştur.
“OECD Uluslararası Ticari İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Verilen Rüşvetin Önlenmesi Sözleşmesi” 01/02/2000 tarihli ve 4518 sayılı Kanunla onaylanmıştır.
Sekreteryasını OECD’nin yürüttüğü “Karaparanın Aklanmasının Önlenmesi Mali Eylem Görev Grubu’na 25/09/1991 tarihinde üye olunmuş, Grubun kabul ettiği tavsiye kararları, MASAK tarafından yayınlanan tebliğlerle iç hukukumuza kazandırılmıştır.

III. TÜRKİYE’NİN YOLSUZLUKLA MÜCADELE POLİTİKASININ AB’YE UYUMU

AB ile yürütülen müzakerelerde yolsuzlukla mücadele konusu tek bir fasıl altında ele alınmamakta, 4 fasıl içinde yürütülmektedir. Bunlar; Sermayenin Serbest Dolaşımı (4. Fasıl), Yargı ve Temel Haklar (23. Fasıl), Adalet, Özgürlük ve Güvenlik (24. Fasıl) ve Mali Kontrol (32. Fasıl) fasıllarıdır.
Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele politikasının AB’ye uyumlu olup olmadığının anlaşılmasının en kestirme yolu, her yıl Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan ve AB müktesebatına uyum konusundaki gelişmeleri gösteren ilerleme raporlarına bakmaktır.
İlki 1998 ve en sonu da 2007 yılında hazırlanan ilerleme raporlarına baktığımızda, hemen hemen tamamında yolsuzlukla mücadele konusundaki ilerleme ve/veya tenkitlere yer verilmiştir.
Çalışmamızın bu bölümünde, en son ve dolayısıyla en güncel olan 2007 İlerleme Raporu’ndaki hususlar irdelendikten sonra, Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele politikasının AB’ye uyumu için yapılması gerekenler ele alınacaktır.

3.1. 2007 TÜRKİYE İLERLEME RAPORU’NDA YOLSUZLUKLA MÜCADELE

06/11/2007 tarihli ve SEC (2007) 1436 sayılı “2007 Yılı Türkiye  İlerleme Raporu”nda (12) Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele politikası;

2.1 Demokrasi ve hukukun üstünlüğü
...Yolsuzlukla Mücadele Politikası
Yolsuzlukla mücadele konusunda halen yürürlükte olan sistemin koordinasyonuna ilişkin olarak, Başbakanlık, siyaset belirlenmesi ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği konularında koordinasyon konusundaki sorumluluğunu, Şeffaflığı Arttırma ve İyi Yönetişimi Güçlendirme Bakanlar Komitesi’ne devretmiştir. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, Komite’ye teknik ve idari destek vermekle görevlendirilmiştir.
Genelkurmay Askeri Mahkemesi, ilk kez, bir muvazzaf korgenerali yolsuzluk nedeniyle hapisle cezalandırmıştır. Ayrıca sekiz subay da cezalandırılmıştır. Yüce Divan, bir ihalede yaşanan düzensizlikler nedeniyle eski bir enerji bakanına ertelenmiş hapis cezası vermiştir. Başta yerel yönetimlerde gerçekleşenler olmak üzere yolsuzluk olayları medyada geniş yer bulmuştur.
Ancak bazı hususların ele alınması gerekmektedir. Sayıştay Kanununun kabul edilmesiyle ilgili olarak ilerleme sağlanamamıştır. Ayrıca, Parlamento, bünyesinde bir Kamu Harcamaları Komitesi bulunmadığı için kamu harcamaları üzerinde etkin denetim yürütememektedir.
Milletvekillerinin ve kamu görevlilerinin kapsamlı dokunulmazlıklarının sınırlandırılması, siyasi parti ve seçim kampanyasına ilişkin mevzuatın iyileştirilmesi ile şeffaflığın sağlanması ele alınması gereken kilit konular olarak öne çıkmaktadır. Etik ilkelere ilişkin Kanunun, milletvekilleri, akademisyenler, ordu ve yargıya genişletilmesi konusunda ise bir ilerleme kaydedilmemiştir.
Yolsuzlukla mücadele stratejisi oluşturulması hususunda bir gelişme yaşanmamıştır. Yolsuzlukla mücadele konusunda politika oluşturmak ve etkinlikler düzenlemek ile bu politika ve etkinlikleri değerlendirmekle görevli bir merkezi organın kurulması önem taşımaktadır. Yolsuzlukla mücadelede görev alan denetleme kurulları gibi kurumlar güçlendirilmemiştir. Yolsuzluk konusunda istatistik ve veri toplamakla görevli bir kamu kurumu bulunmamaktadır.
Genel olarak, yolsuzluk yaygın olup, yolsuzlukla mücadelede sınırlı ilerleme sağlanmıştır. Bir yolsuzlukla mücadele stratejisinin oluşturulması, bu stratejinin uygulanmasını koordine etmek üzere merkezi bir kurumun oluşturulması ile güçlendirilmiş mevzuat büyük önem taşımaktadır (Ayrıca bkz: Fasıl 23 – Yargı ve Temel Haklar).

4.4. Fasıl 4: Sermayenin Serbest Dolaşımı
...Türkiye, kara para aklama ile mücadele konusunda belirli bir ilerleme kaydetmiştir. Kara paranın aklanmasını engellemeye yönelik yeni bir yasa yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Yasa, özellikle, şüpheli para hareketi işlemlerinin rapor edilmesi sistemini, kayıtların tutulmasını, yükümlü tarafların korunmasını ve Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın (MASAK) rolünü düzenlemektedir. Bazı hükümler, birtakım uygulama yönetmeliklerinin kabul edilmesini zorunlu kılmaktadır. Tahkikatlara ilişkin ilke ve prosedürleri ortaya koyan bir yönetmelik kabul edilmiştir. Türkiye, terörizmin finansmanı ve suç aracılığıyla elde edilen gelirlerin aklanması, aranması, haczi ve müsaderesine dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni imzalamış bulunmaktadır. Türkiye, Mali Eylem Görev Gücü’nün (MEGG), üçüncü gözden geçirmesine konu olmuş ve müşteri kimlik tespiti, sorumlu tarafların listesi ve şüphe duyulan hareketlerin raporları gibi alanlarda MEGG’nin tavsiyelerine uyulmadığını ortaya koyan bir rapor yayımlamıştır. MASAK’a bildirilen şüpheli para hareketi işlemlerinin sayısı 2005’te 352’den 2006’da 1140’a çıkmıştır ve bu artışın büyük kısmı bankacılık sektöründen kaynaklanmaktadır. 2005 yılında kaydedilen 33 olaya karşılık, 2006 yılı içinde toplam 23 olay kovuşturma ile sonuçlanmıştır. Mahkumiyet, müsadere ve mal varlığının dondurulması ile sonuçlanan mahkeme kararları 2006 yılında önceki yıla oranla daha sınırlı bir miktarda kalmıştır. Bu fasıldaki katılım müzakereleri için anahtar öğe olan mevzuatın uygulanmasının güçlendirilmesi konusunda bir eylem planının halen kabul edilmesi gerekmektedir.
Sonuç
...Kara para aklama ile mücadele konusunda, özellikle suç aracılığıyla elde edilen kazançların aklanmasının önlenmesi konusunda getirilen yeni yasal çerçeve aracılığıyla, ileri adımlar atılabilmiştir. Genel olarak uyum tamamlanmamıştır.

4.23. Fasıl 23: Yargı ve Temel Haklar

...Yolsuzlukla mücadele alanında sınırlı ilerlemeden bahsedilebilir.
Kamu yönetiminde şeffaflık alanında, Bilgi Edinme Kanununda yapılan değişikliklerin sonucu olarak bilgi edinme hakkının kullanımı artmıştır. ...Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu bu istatistiklerin güvenilirliğini kontrol etmemektedir.
Bununla birlikte, yolsuzlukla mücadele için kurumsal yapılanma ve yasal çerçevenin güçlendirilmesi alanlarında ilerleme kaydedilmemiştir. Seçim kampanyalarının finanse edilmesi gibi yasal çerçevedeki zayıflıklar devam etmektedir. Milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılması konusunda ilerleme olmamıştır. Milletvekilleri ile akademisyenler, ordu ve yargı mensupları gibi diğer kamu görevlisi gruplarına ilişkin etik ilkeler bulunmamaktadır. 2004 yılında kurulan Kamu Görevlileri Etik Kurulu hala Başbakanlığa bağlı olup, ayrı bütçesi ya da kendi personeli bulunmamaktadır. Bu durum, Kurulun, etik ilkelere saygının izlenmesi ve şikayetlerin soruşturulması görevlerinin gereği gibi yerine getirilmesinde sınırlamalara yol açmaktadır.
Avrupa Konseyi’nin Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu’nun (GRECO) Türkiye’deki yolsuzluğa ilişkin 2005 değerlendirme raporunda yer alan toplam 21 tavsiyenin uygulanmasına ilişkin özel bir ilerleme kaydedilmemiştir. GRECO Raporu, Türk yönetimi ve sivil toplum kuruluşlarıyla çok sayıda temasa dayalı olup, dokunulmazlıkların sınırları ve kapsamı, yolsuzluktan elde edilen gelirler ya da kamu yönetimi içinde yolsuzluk gibi konuları içeren geniş bir alanı tahlil etmektedir.
Kamu sektöründe, merkezi ve yerel yönetimler için yolsuzluk yaygın bir meseledir. Özel sektörde göreceli olarak daha sınırlı bir boyutu vardır. Türk Ceza Kanunu, özel sektörde yolsuzluğu, kamu teşebbüslerinde rüşvet gibi alanlarda kısmen suç saymaktadır.
Kapsamlı bir yolsuzlukla mücadele stratejisi ile yolsuzlukla mücadele ve yolsuzluğu önlemek için etkin uygulayıcı kurumlar içeren bir plan hala yoktur. Böyle bir stratejinin geliştirilmesi en üst siyasi düzeyde ele alınmayı gerektirmektedir.
Sonuç
...Yolsuzluğa karşı kapsamlı bir strateji geliştirme ve yasal çerçeveyi güçlendirme konusunda fazla bir ilerleme kaydedilmemiştir. Yolsuzluğu önleme ve yolsuzlukla mücadele konusunda kapsamlı bir strateji veya eylem planı bulunmamaktadır.

4.24. Fasıl 24: Adalet, Özgürlük ve Güvenlik
...Cezai konularda yargı işbirliği alanında ilerleme kaydedilmemiştir. ...Cezai konularda istinabe büyük ölçüde ikili anlaşmalarla sağlanmaktadır ve bu konudaki mevzuat AB standartları ile uyumlu değildir. Türkiye 2001 yılından bu yana Eurojust ile işbirliği yapmaktadır; ancak, herhangi bir işbirliği anlaşması imzalanmamıştır. Karşılıklı Adli Yardımlaşma konusunda özel bir mevzuat yoktur.
Polis işbirliği konusunda sınırlı bir ilerleme kaydedilmiştir. ...Bilgi güvenliği konusunda mevzuatın olmaması, uluslararası alanda işbirliğini güçleştirmekte ve Europol ile operasyonel bir anlaşmanın imzalanmasını engellemektedir.
Örgütlü suçlarla mücadele konusunda ilerleme sağlanmıştır. Örgütlü suçlarla mücadele için ulusal bir strateji kabul edilmiştir. Kaçakçılığa karşı, yeni mevzuatı Türk Ceza Kanununun ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun yeni hükümlerine uyarlamayı amaçlayan, yeni bir kanun kabul edilmiştir.
Örgütlü suçlarla mücadele ulusal stratejisi somut bir eylem planıyla tamamlanmalı ve bu çerçevede uygulanmalıdır. Suçla daha etkin mücadele için altyapı ve adli tıp incelemeleri için teçhizat güçlendirilmelidir. Soruşturmalarda kurumlar arası işbirliği, veri koruma ve adli yetenek geliştirilmeyi bekleyen unsurlar olmaya devam etmektedirler.
...Gümrük işbirliği alanında bir miktar ilerleme sağlanmıştır. Polis ve gümrük yetkililerinin işbirliği neticesinde ele geçirilen uyuşturucu miktarında bir artış kaydedilmiştir.
Avronun sahteciliğe karşı korunması alanında, sahte banknotların ve madeni paraların analizi ve sınıflandırılmasına ilişkin uzmanlık mevcuttur ve idari kapasite yeterlidir. Sahtecilik izleme sistemi faaliyettedir. Sistemin yeni yapılar kurulması ve mevzuata yaptırımlar eklenmesi suretiyle tamamlanması gerekmektedir.
Sonuç
...Organize suç, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı alanlarında ilerleme sağlandığı söylenebilir. Polis işbirliği ve dış sınırlar konularında önemli boyutta ve sürekli çabalara ihtiyaç bulunmaktadır.

4.32. Fasıl 32: Mali Kontrol
Kamu iç mali kontrol (PIFC) alanında bir miktar ilerleme kaydedilmiştir. Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu (KMYKK) için uygulama yönetmeliği kabul edilmiştir, ancak, bu tam olarak uygulanmamaktadır. İç denetçilerin atanmasıyla, bazı devlet kurumlarında iç denetim mekanizması işlevsel hale getirilmiştir.
Dış denetim alanında rapor edilebilecek bir gelişme yaşanmamıştır. Gözden geçirilmiş Sayıştay Kanununun kabulü tamamlanmamıştır. Gözden geçirilmiş Sayıştay Kanununun gecikmesinin, örneğin yerel yönetimlerin dış denetimi gibi konularda önemli sonuçları olmaktadır.
AB’nin mali çıkarlarının korunması alanında sınırlı ilerleme kaydedilmiştir. Başbakanlık Teftiş Kurulu (BTK) Avrupa Hileyle Mücadele Ofisi-OLAF’ın Türkiye’deki temas noktası olarak işbirliğine başlamıştır. Türkiye, Avrupa topluluklarının çıkarlarının korunması amacıyla tüm işlevsel ve yasama, yürütme ile ilgili hususların eşgüdümü ve usulsüzlük ile hile şüphesi bulunan durumların Komisyon’a bildirilmesi için işlevsel ve bağımsız bir hileyle mücadele koordinasyon yapısı (AFCOS) kurulmasına karar vermemiştir. Geçici önlem olarak, Başbakanlık Teftiş Kurulu’nda bir OLAF temas noktası kurulmuştur. Avrupa topluluklarının mali çıkarlarının korunması sözleşmesiyle (PIF-sözleşmesi) uyumun tamamlanması için 8 yasal değişiklik yapılmış olup; bununla ilgili protokollere dair çalışmalar halen sürmektedir. Bu alanda hazırlıklar mütevazı düzeyde ilerleme kaydetmiştir.
Avronun sahteciliğe karşı korunması hususunda ilerleme kaydedilmemiştir. İdarenin, sahte banknot ve madeni paraların analiz ve sınıflandırılmasına ilişkin mevcut uzmanlığı ve dört kolluk biriminin kapasitesi yeterli düzeydedir. Sahte para denetim sistemi, ulusal analiz merkezi, ulusal madeni para analiz merkezi ve ulusal merkez ofisi oluşturulmak suretiyle tamamlanmamıştır.
Sonuç
Genel olarak, sınırlı ilave ilerleme kaydedilmiştir. KMYKK’nin tam olarak uygulanmasını teminen daha çok çaba gerekmektedir. ...Gözden geçirilmiş Sayıştay yasasının kabul edilmesi gerekmektedir.
AB mali çıkarlarının korunmasında, Avrupa Hileyle Mücadele Ofisi-OLAF ile işbirliğini teminen, sürekli yapıların oluşturulması gerekmektedir. Aynı mekanizmalar, Avronun sahteciliğe karşı korunmasında, AB Komisyonunun ilgili birimleriyle sürekli temas kurulması için de gereklidir.
Genel olarak, Türkiye’nin bu fasıldaki müktesebatla uyum düzeyi, içerikli katılım müzakerelerine olanak tanımaktadır.”
Şeklinde değerlendirilmiştir.

3.2. AB’YE UYUM İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

“2007 yılı AB İlerleme Raporu”nda yapılan eleştiri ve tavsiyelerden hareketle yolsuzlukla mücadele konusunda AB’ye uyum için atılması gereken adımları maddeler halinde şu şekilde sıralayabiliriz:

    • Kapsamlı bir yolsuzlukla mücadele stratejisi hazırlanmalı, yolsuzlukla kararlı şekilde mücadele resmi devlet politikası haline getirilmelidir.
    • Yolsuzlukla mücadelede siyasi iradenin yoğun ve sürekli desteği sağlanmalıdır.
    • Hazırlanacak yolsuzlukla mücadele stratejisi kapsamında yer alacak denetim birimlerini koordine etmek üzere merkezi ve özerk bir kurum kurulmalı ve bu kurum yürütme erkinin başı ile ilişkilendirilmelidir.
    • Yolsuzlukla mücadelede görev alan OLAF benzeri teftiş kurulları ve diğer denetim birimleri güçlendirilmeli ve her tür etkiden bağımsız olmalarına özen gösterilmeli, denetim elemanlarının seçimi ve meslekte ilerlemelerinde liyakat ve kariyer ilkelerine dikkat edilmeli, ücretlerinin oldukça iyi olması sağlanmalı ve mesleki açıdan yenilenmeleri için sürekli eğitilmelerine önem verilmelidir.
    • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda “Denetim Hizmetleri Sınıfı” oluşturulmalı ve temel “Türk Denetim Kanunu” çıkarılmalıdır.
    • Denetim birimleri ile Sayıştay arasında etkin bir işbirliği sağlanmalıdır.
    • Başta bilgisayar destekli denetim (IT Denetimi) olmak üzere etkin denetim teknikleri geliştirilip uygulanmalıdır.
    • Yolsuzluğa karşı alınan mevcut tedbirler gözden geçirilmeli, yolsuzlukla mücadele etmek için gereken mevzuat değişiklikleri süratle yapılmalıdır.
    • Yolsuzlukla ilgili cezalar caydırıcı hale getirilmeli, bu suçlar kesinlikle af kapsamında olmamalıdır.
    • Yolsuzluk konusunda istatistik ve veri toplama görevi bir kamu kurumuna verilmelidir.
    • Milletvekillerinin kürsü dokunulmazlığı dışındaki yasama dokunulmazlığı kaldırılmalıdır.
    • Milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılması ile paralel olarak, memurlar hakkında yürütülen bazı yolsuzluk suçları ile ilgili olarak üst makamdan ön izin alma zorunluluğunu gösteren 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmalıdır.
    • Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun daha etkili şekilde çalışması sağlanmalıdır.
    • Milletvekilleri ile kamu personeline ilişkin etik ilkeler belirlenmelidir.
    • Yolsuzluk suçlarının genelde örgütlü suç olduğu dikkate alındığında, örgütlü suçlarla mücadele için ulusal strateji tespit edilmeli, suçla daha etkin mücadele için altyapı ve kriminal incelemeleri için gerekli teçhizat güçlendirilmelidir.
    • Başta kamu alımları olmak üzere bütün alanlarda saydamlık sağlanmalıdır.
    • Ulusal ve uluslararası kurum, kuruluş ve örgütler arasında karşılıklı adli ve polis yardım uygulamaları güçlendirilmelidir.
    • Adli makamların yolsuzluk konusunda uzmanlaşması sağlanmalıdır.
    • Adalet hizmetlerinde etkinlik ve çabukluk sağlanmalıdır.
    • Siyasi partiler ile kamu kurumu niteliğindeki sendika, oda, birlik, dernek, vakıf ve benzeri  örgütlenmelerin finansmanı sıkı kurallara bağlanmalı ve denetlenmelidir.
    • Kamu görevlilerinin genel olarak mali durumları iyileştirilmeli, ücretlerde adalet sağlanmalıdır.
    • Yolsuzlukları ihbar edenler korunmalı ve tatmin edici şekilde ödüllendirilmelidir.
    • Yolsuzluk nedeniyle elde edilen gelirlerin müsadere edilmesi önündeki hukuki engeller kaldırılmalı, müsadirler tatmin edici şekilde ödüllendirilmelidir.
    • Kamu, özel sektör ve sivil toplum arasındaki ilişkiler geliştirilmelidir.
    • Yolsuzlukla mücadele konusunda okulların eğitim müfredatlarına ders ve seminerler konulmalıdır.
    • Yolsuzluğun ciddi bir suç olduğuna ilişkin kamu bilinci yaygınlaştırılmalı,  vatandaşın devlete olan güveni ile yolsuzluklara karşı duyarlılığı artırılmalıdır.
    • Yolsuzlukla mücadele konusunda yeterli kamuoyu baskısının oluşturulması için medyadan etkili olarak yararlanılmalıdır.

IV. SONUÇ

AB’nin üç saç ayağından birisi olan “Adalet ve İçişleri Alanında İşbirliği”nin içerisinde yer alan yolsuzlukla mücadele, Birlik tarafından üzerinde hassas şekilde durulan bir konudur. Öyle ki, bu konudaki hukuki düzenlemeler oldukça ayrıntılı olup, sürekli geliştirilme halindedir.

Son ilerleme raporu ışığında bir değerlendirme yapıldığında, Türkiye’nin “AB Yolsuzlukla Mücadele Politikası’na uyumu, diğer fasıl konularına nazaran orta düzeydedir. Bir başka deyişle, AB’nin bizzat kabul ettiği ya da taraf olduğu sözleşmelerin önemli bir kısmı iç hukukumuza kazandırılmıştır. Buna karşın, daha alt düzeydeki teknik mevzuatın büyük kısmı henüz benimsenmemiştir.

Yolsuzlukla mücadele, yolsuz davranışlara karşı etkili, kapsamlı ve olumlu netice verecek tedbirlerin kamu otoritelerince alınması ve toplum tarafından da desteklenmesini gerektiren bir süreçtir. Yolsuzluğu önlemek için geliştirilecek politikalar, bir yandan yolsuzluğun kökenlerinin analiz edilmesi, diğer yandan da yolsuzluk karşıtı bir ortamın oluşturulması ile ilgilenmelidir. Bu tip politikalar oluşturulurken hukukun üstünlüğü, iyi yönetim, saydamlık ve hesap verebilirlik gibi ilkeler göz önünde bulundurulmalıdır.

Yolsuzlukla mücadele uzun soluklu, planlı ve kararlı olmayı gerektiren karmaşık bir süreçtir. Yolsuzlukla mücadele politikaları, sadece yasal düzenlemelerin yapılmasından oluşmamalı, bunun yanında toplumsal desteği de arkasına almaya çalışmalıdır. Zira, yolsuzluk olaylarının kaynağında toplumun değer yargıları, etik kuralları ve siyasal kültürünün etkisi vardır. Yolsuzlukla mücadelenin belki de en önemli safhası, toplumun yolsuzluk olgusunu meşru görmemesi ve yolsuzluk yapanlar hakkında işlem yapılması için yetkili makam ve mercileri harekete geçirecek girişimlerde bulunmasıdır.

Fakat, söz konusu mücadelede ilk adım siyasi iktidardan gelmelidir. Zira, ilk adım en tepeden gelmezse, yolsuzlukla savaşan kamu veya özel kuruluşların başarı şansı oldukça azdır. Bu yüzden, siyasi iradenin desteği çok önemlidir.

Başta çalışmamızın Üçüncü Bölümü’nde açıklanan yolsuzlukla mücadele önlemlerinin alınması olmak üzere, buraya kadarki açıklamaların ışığında, AB’ye tam üye olmak isteyen Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele konusunda yapması gerekenleri bir paragrafta özetlersek; öncelikle, genel olarak yolsuzlukla mücadele politika ve eylem planlarının tespit edilmesi, ikinci olarak, yolsuzluk risk ve imkanlarının yok edilmesi veya en azından azaltılması; üçüncü olarak, yolsuzlukla mücadelenin idari boyutu ile ilgili denetim olanaklarının güçlendirilmesi, denetim kalitesinin artırılması, denetim organları arasında eşgüdümüm sağlanması ile denetim sonuçlarının etkili şekilde izlenmesi; dördüncü olarak, yolsuzlukla mücadelenin adli boyutunun soruşturma kapasitesinin artırılması; beşinci olarak, örgün eğitime ilave olarak yaygın eğitim olanaklarını kullanarak kamuoyunun bilinçlendirilmesi ve son olarak, sivil toplum kuruluşlarının yolsuzlukla mücadele sürecine etkin katılımının sağlanması gerekmektedir.

Bu altı madde altında özetlediğimiz önerilerin yanında, belki de en önemli yolsuzlukla mücadele tedbirini İsmet İnönü’nün şu veciz sözüyle belirtebiliriz: “Bir ülkede namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmadıkça o ülke için kurtuluş yoktur.

DİPNOTLAR

1 - Kemal Özsemerci, Türk Kamu Yönetiminde Yolsuzluklar, Nedenleri, Zararları ve Çözüm Önerileri, Sayıştay Araştırma/İnceleme/Çeviri Dizisi: 27, Ankara, 2003, s. 1.
2 -Türkiye Büyük Millet Meclisi, Yolsuzlukların Sebepleri, Sosyal ve Ekonomik Boyutlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu (10/9) Raporu Kısım:1, Ankara, 2003, s. 3.
3 - Fikret Bila, http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&Date=12.10.2008&ArticleID=1001313 &AuthorID=61&b=&a=Fikret%20Bila&ver=99 (13.10.2008).
4 - Bkz., http://ekutup.dpt.gov.tr/kamumali/oik535.pdf (29.05.2008).
5 - Bkz., http://ekutup.dpt.gov.tr/kamuyone/oik527.pdf (29.05.2008).
6 - Bkz., http://ekutup.dpt.gov.tr/plan/viii/plan8str.pdf (30.05.2008).
7 - Turgay Ergun, Kamu Yönetimi Kuram Siyasa Uygulama, TODAİE Yayın No:322, Ankara, 2004, s. 372.
8 - Bkz., http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=195&l=1 (24.05.2008).
9 - Bkz., http://www.hazine.gov.tr/standby/3gg_nm_tr.pdf (17.05.2008).
10 - Bkz., http://www.masak.gov.tr/Yolsuzluk/belgeler/karar.pdf (26.05.2008).
11 - Bkz., http://ekutup.dpt.gov.tr/plan/aep.pdf (22.05.2008).
12 - Bkz., http://www.abgs.gov.tr/files/AB_Iliskileri/AdaylikSureci/IlerlemeRaporlari/2007ilerlemeraporu_tr.pdf   (22.05.2008).

 

KAYNAKÇA

Kitaplar

Ergun, Turgay (2004), Kamu Yönetimi Kuram Siyasa Uygulama, TODAİE Yayın No: 322, Ankara.
Özsemerci, Kemal (2003), Türk Kamu Yönetiminde Yolsuzluklar, Nedenleri, Zararları ve Çözüm Önerileri, Sayıştay Araştırma/İnceleme/Çeviri Dizisi: 27, Ankara.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (2003), Yolsuzlukların Sebepleri, Sosyal ve Ekonomik Boyutlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu (10/9) Raporu Kısım:1, Ankara.

İnternet

Avrupa Komisyonu (2007), Türkiye 2007 İlerleme Raporu (COM(2006) 663), http://www.abgs.gov.tr/files/AB_Iliskileri/AdaylikSureci/IlerlemeRaporlari/2007ilerlemeraporu_tr_.pdf (03.10.2008).
Bakanlar Kurulu (2001), Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı, http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=195&l=1 (11.09.2008).
Bakanlar Kurulu (2002), Türkiye’de Saydamlığın Artırılması Ve Kamuda Etkin Yönetimin Geliştirilmesi Eylem Planı,http://www.masak.gov.tr/Yolsuzluk/belgeler/karar.pdf (05.09.2008).
Devlet Planlama Teşkilatı (2000), Kamu Mali Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması ve Mali Saydamlık Özel İhtisas Komisyonu Raporu, http://ekutup.dpt.gov.tr/kamumali/oik535.pdf (17.09.2008).
Devlet Planlama Teşkilatı (2000), Kamu Yönetiminin İyileştirilmesi ve Yeniden Yapılandırılması Özel İhtisas Komisyonu Raporu, http://ekutup.dpt.gov.tr/kamuyone/oik527.pdf (14.09.2008).
Devlet Planlama Teşkilatı (2000), Uzun Vadeli Strateji Ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı 2001-2005, http://ekutup.dpt.gov.tr/plan/viii/plan8str.pdf (04.09.2008).
Hazine Müsteşarlığı (2002), Niyet Mektubu, Bkz., http://www.tcmb.gov.tr/ (09.10.2008).
T.C. 58. Hükümet(2003), Acil Eylem Planı, http://ekutup.dpt.gov.tr/plan/aep.pdf (06.09.2008).

Diğer Kaynaklar

Milliyet (2008), 10.10.2008.

 

ANKARA, 13/10/2008