| |
4.23 Fasıl 23: Yargı ve Temel Haklar
Genel olarak, yargı alanında bir miktar ilerlemeden bahsetmek mümkündür.
Yargının bağımsızlığı alanında, YARSAV14, aday hakim ve savcıların seçim sürecinde Adalet Bakanlığı’nın rolünü sınırlamak ve ayrıca 600 civarında aday hakim ve savcının alınmasına ilişkin olarak planlanan sınavlara15 dair yürütmeyi durdurma amacıyla 2006 Ekim ayında Danıştay’a başvuruda bulunmuştur. Bu nedenle sınavlar yapılamamıştır. 2007 Mart ayında Danıştay, yazılı sınavın Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezince düzenlenmesi, sınavların bir bütün olarak tarafsız ve objektif bir anlayışla yapılması gerektiği, mülakat kurulunun Danıştay ve Yargıtay’ı temsilen Adalet Akademisi üyelerini de içermesi gerektiği yönünde karar vermiştir. Haziran ayında, Adalet Bakanlığı ilgili yönetmeliği Danıştay’ın belirlediği şartları görünüşte karşılayan şekilde değiştirmiş ve sınavları Kasım 2007’nin başı için planlamıştır. Bununla birlikte, 2007 Ağustos ayında YARSAV, yeni yönetmeliğin de yürürlükten kaldırılması için Danıştay’a başvuruda bulunmuştur. Dava halen Danıştay’ın önündedir.
58
2006 yılındaki mahkeme kararına göre, hakimler ve savcılar sicil dosyalarına erişebilmekteydiler. Ocak 2007’de, adli müfettişlere ilişkin olarak Adalet Bakanlığınca yayımlanan yeni yönetmeliğe göre bu artık mümkün değildir. Bu yönetmelik ayrıca, halen diğer alanların yanı sıra kurulacak olan bölge istinaf mahkemeleri ile ceza infaz kurumlarından sorumlu olan müfettişlerin sorumluluk alanlarını genişletmektedir. Mart ayında, YARSAV Danıştay’a başvurarak müfettişlerin Adalet Bakanlığı’na bağlı olmaması gerektiğini ileri sürerek Yönetmeliğin yürürlükten kaldırılmasını talep etmiştir. Dava halen devam etmektedir.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun16 oluşumu ve adli müfettişlerin17 raporlama zinciri konularında hiçbir ilerleme olmamıştır. Ek olarak, Kasım 2006’daki nihai kararında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Şemdinli davasındaki iddianameyi hazırlayan savcıyı görevden almıştır.18
Yargının tarafsızlığına ilişkin kaygılar devam etmektedir. Yeni Cumhurbaşkanının Nisan ayında seçilmesi bağlamında, Anayasa Mahkemesi 4’e karşı 7 oyla 2/3 toplantı yeter sayısının (367 milletvekili) TBMM’de Cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci ve ikinci turları için gerekli olduğu kararına varmış ve oylamanın ilk turunu iptal etmiştir. Bu karar kuvvetli siyasi tepkilere ve Anayasa Mahkemesinin bu kararı alırken tarafsız olmadığına dair iddialara yol açmıştır. Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanının Parlamento tarafından seçilmesine ilişkin olarak fiiliyatta 1/3 engelleyici azınlığı ortaya çıkartmıştır.
Yargının profesyonelliği ve yeterliği hususunda, Adalet Bakanlığı ve Adalet Akademisi, hakimler, savcılar ve mahkeme personeli için geniş kapsamlı eğitim düzenlemiştir. Eğitim, diğer konuların yanı sıra, yeni Ceza Kanunu ve Ceza Usulü Kanunu, ifade özgürlüğü, istinaf mahkemeleri, mahkeme idaresi, internet suçları ve çocukların yargısı konularını kapsamıştır. Bununla birlikte, Adalet Akademisi, tüm yargı sistemini kapsayacak bölgesel düzeyi de içeren güçlü ve bağımsız bir eğitim sağlayıcısına henüz dönüşememiştir.
Yargının etkinliği hususunda, hakimler mahkemelerin görülmesi sırasında Ulusal Yargı Ağı Projesi’nin (UYAP) olumlu sonuçlarının görüldüğünü bildirmişlerdir. Avukatlara dair bir portalın Mart ayında ağ’a dahil edilmesiyle avukatlar şimdi devam eden davalarını elektronik olarak takip edebilecek, yeni davalar açabilecek, davalarına ilişkin belgeleri mahkemelere gönderebilecek, yargılama bedel ve masraflarını ödeyebilecek konumdadırlar. Mayıs ayında, Adalet Bakanlığı, Telekomünikasyon Kurumu ve Noterler Birliği ile bilgi değişimi konularında iki protokol imzalamıştır.
Türk makamlarınca sağlanan bilgiye göre, yargı için ayrılan mali kaynaklar 2005 yılındaki 409 milyon Avrodan 2006 yılında yaklaşık 482 milyon Avroya çıkmış olup, 2007 yılında bu rakamın
59
865 milyon Avroya çıkması planlanmaktadır. Bu, bütün yargı mensuplarının maaşları ve sosyal güvenlik ödemeleri ile yargının hizmetlerini ve gayrimenkul alımlarını kapsamaktadır. 3 Ekim 2006’dan 27 Nisan 2007’e kadar yeni atanan hakimlerin sayısı 864, savcıların sayısı ise 476 olmuştur. Bu çerçevede, 1 Mayıs 2007 itibarıyla, hakimlerin toplam sayısı 6785 ve savcıların toplam sayısı 3744 olmuştur. Rapor döneminde, sulh hukuk, ceza, icra, iş, çocuk ve idare olmak üzere 21 yeni mahkeme kurulmuş; ayrıca Ankara, Diyarbakır ve Erzurum bölge istinaf mahkemeleri dahil olmak üzere 10 yeni adliye binasının inşaatına başlanmıştır.
Bununla birlikte, Ceza Usulü Kanununun öngördüğü iddianamenin geri çevrilmesi, uzlaşma ve çapraz sorgulama uygulamada yeterince kullanılmamıştır. Bölge İstinaf Mahkemelerine ilişkin olarak, bu mahkemeleri kuran 2004 yılında yürürlüğe giren mevzuata göre mahkemelerin 2007 Haziran ayında faaliyete geçmeleri gerekiyordu, ancak uygulamada bu gerçekleşmemiştir. Son olarak, 2006 Kasım ayında kabul edilen mevzuatla avukatlık lisansı için yapılan baro sınavı kaldırılmıştır. Bu hükmün uygulanmasının, mesleki olarak daha düşük standartlara yol açabileceği için izlenmesi gerekir.
Yargı reformu alanında önemli gelişme olmamıştır. Adalet Bakanlığı’nda 2006 Eylül ayında kurulan Strateji Geliştirme Müdürlüğü TÜBİTAK ile işbirliği içinde mahkemelerin gelecekteki ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla alan araştırmaları başlatmıştır. Yargı için genel bir Ulusal Reform Stratejisi ya da bunu uygulamaya yönelik bir plan yoktur.
Yolsuzlukla mücadele alanında sınırlı ilerlemeden bahsedilebilir.
Kamu yönetiminde şeffaflık alanında, Bilgi Edinme Kanununda yapılan değişikliklerin sonucu olarak bilgi edinme hakkının kullanımı artmıştır. Resmi istatistiklere göre, toplam 864.616 bilgi edinme başvurusu yapılmış ve kamu kurumları başvuruların yüzde 86.40’ına olumlu şekilde yanıt vermiştir. Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu bu istatistiklerin güvenilirliğini kontrol etmemektedir.
Bununla birlikte, yolsuzlukla mücadele için kurumsal yapılanma ve yasal çerçevenin güçlendirilmesi alanlarında ilerleme kaydedilmemiştir. Seçim kampanyalarının finanse edilmesi gibi yasal çerçevedeki zayıflıklar devam etmektedir. Milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılması konusunda ilerleme olmamıştır. Milletvekilleri ile akademisyenler, ordu ve yargı mensupları gibi diğer kamu görevlisi gruplarına ilişkin etik ilkeler bulunmamaktadır. 2004 yılında kurulan Kamu Görevlileri Etik Kurulu hala Başbakanlığa bağlı olup, ayrı bütçesi ya da kendi personeli bulunmamaktadır. Bu durum, Kurulun, etik ilkelere saygının izlenmesi ve şikayetlerin soruşturulması görevlerinin gereği gibi yerine getirilmesinde sınırlamalara yol açmaktadır.
Avrupa Konseyi’nin Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu’nun (GRECO) Türkiye’deki yolsuzluğa ilişkin 2005 değerlendirme raporunda yer alan toplam 21 tavsiyenin uygulanmasına ilişkin özel bir ilerleme kaydedilmemiştir. GRECO Raporu, Türk yönetimi ve sivil toplum kuruluşlarıyla çok sayıda temasa dayalı olup, dokunulmazlıkların sınırları ve kapsamı, yolsuzluktan elde edilen gelirler ya da kamu yönetimi içinde yolsuzluk gibi konuları içeren geniş bir alanı tahlil etmektedir.
Kamu sektöründe, merkezi ve yerel yönetimler için yolsuzluk yaygın bir meseledir. Özel sektörde göreceli olarak daha sınırlı bir boyutu vardır. Türk Ceza Kanunu, özel sektörde yolsuzluğu, kamu teşebbüslerinde rüşvet gibi alanlarda kısmen suç saymaktadır.
60
Kapsamlı bir yolsuzlukla mücadele stratejisi ile yolsuzlukla mücadele ve yolsuzluğu önlemek için etkin uygulayıcı kurumlar içeren bir plan hala yoktur. Böyle bir stratejinin geliştirilmesi en üst siyasi düzeyde ele alınmayı gerektirmektedir.
***
14 YARSAV hakimlerin ve savcıların bir derneğidir.
15 Hakim ve savcıların seçimine ilişkin usul çerçevesinde, hukuk fakültesi mezunları Adalet Akademisi sınavlarına katılabilir ve böylece aday hakim ve savcı olabilirler.
16 Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun oluşumu yargıyı bütünüyle temsil etmemektedir. Sadece Yargıtay ve Danıştay’dan kıdemli yargı mensupları bu Kurulun üyesidirler.
17 Hakimler ve savcıların performanslarını değerlendirmekle sorumlu adli müfettişler Yüksek Kurul’a değil, Adalet Bakanlığı’na bağlıdır.
18 2006 Mart ayında, Şemdinli bombalamasına ilişkin olan ve Kara Kuvvetleri Komutanı ile üst düzey komutanlara yönelik suçlamalar içeren iddianamenin yayımlanması üzerine, Genelkurmay Başkanlığı iddianameyi eleştirmiş ve Anayasal sorumluluk taşıyanlara harekete geçmeleri çağrısında bulunmuştur. Nisan 2006’da, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu savcıya ilişkin suçlamaları gözden geçirmiş, en ileri düzey disiplin uygulaması olan görevden almayı uygulamıştır. Bu orantısız olarak görülmüş ve Yüksek Kurul’un diğer devlet kurumlarından bağımsızlığı hakkında soru işaretlerine yol açmıştır.
Sonuç
Yargının etkinliği bakımından bir miktar ilerleme olduğu söylenebilir. Ancak, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda endişeler devam etmektedir. Kapsamlı bir Ulusal Yargı Reformu Stratejisi veya bunu uygulamaya ilişkin bir plan bulunmamaktadır.
Yolsuzluğa karşı kapsamlı bir strateji geliştirme ve yasal çerçeveyi güçlendirme konusunda fazla bir ilerleme kaydedilmemiştir. Yolsuzluğu önleme ve yolsuzlukla mücadele konusunda kapsamlı bir strateji veya eylem planı bulunmamaktadır.
Temel haklar bakımından, mevzuatta ve uygulamada sınırlı bir ilerleme kaydedilmiştir. Belli başlı konular halledilememiş ve önemli sorunlar var olmaya devam etmektedir. Son olarak, özellikle azınlıklar ve din konularında ülkenin içinde bulunduğu atmosfer temel haklara tam manasıyla saygı duyulmasına yardımcı olmamakta ve temel hakların fiilen kullanılmasını sınırlandırabilmektedir.
Önceki sayfa
|
|