"MADENLER MİLLETİNDİR"
Bilindiği gibi 3213 sayılı Maden Kanununun bazı maddeleri değiştirilmeye
çalışılmaktadır. 57. Hükümet döneminde konu TBMM'ye gelmiş, kamuoyu tarafından
"talan yasası" olarak adlandırılan tasarı yoğun tepkiler sonucunda ve erken
seçim kararı alındığı için yasalaşmamıştır. Tasarı ile ilgili olarak Bütçe Plan
Komisyonu'nda yoğun tartışmaların yaşandığı hususu da basına
yansımıştır.Başbakanlığın 07.01.2003 tarihli TBMM Başkanlığı muhatap yazısından,
MadenKanunu değişiklik tasarısının 57. Hükümetin düzenlediği şekliyle aynen
kabul edildiği ve yasalaştırılmak üzere Meclise intikal ettirildiği
anlaşılmaktadır.
Bu değişiklik tasarısı yasalaştığı takdirde;
- Zeytinliklerin, ormanların, ağaçlandırma alanlarının, ulusal parkların,
kıyıların, meraların, tarım alanlarının, içme ve kullanma suyu barajlarının
koruma alanlarının, tarihsel ve doğal sit alanlarının ve turizm bölgelerinin
kayıtsız koşulsuz madenciliğe açılması,
- Bu konulardaki kararlara kimsenin karışmaması ve bu kararların yalnızca
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca verilmesi,
- Aramalarda Çevre Etki Değerlendirmesinin yapılmaması,
-Aramalarda araştırma geliştirme teşvik edilirken öteki aşamalarda bunun
düşünülmeyişi,
- Çevre Etki Değerlendirmesi'nin de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın da
ayrı kurallara göre incelenmesi,
- Maden ocağından ihraç limanına kadar olan taşıma giderleri vergiden
düşülerek tüvenan(ham) maden ihracatının özendirilmesi,
- Yine ihracatta;
- Vergi indirimleri ve gelir ve kurumlar vergisinden 5 yıl süre ile bağışıklık,
- Rezerv tüketimi karşılığında vergi indirimi,
- SSK işveren hissesinin devlet hakkından indirilmesi,
- Ucuz elektrik sağlanması, şeklinde tüm halka külfet olarak yüklenecek bir
teşvik sisteminin getirilmesi,
- Kamu kuruluşlarının elindeki ruhsatların bölünmesi ve özel kesime açılması;
- Anayasaya aykırı olarak özel şirketler lehine kamulaştırma esasının
getirilmesi,
- Korunması gereken Kültür ve Tabiat Varlıklarının tespitinin madencilere
bırakılması,
- İzinsiz ve ruhsatsız çalışmaya yol açacak yeni düzenlemeler getirilmesi,
- Aşırı ve plansız üretime yol açılması,
gibi sakıncalı durumlar söz konusudur.
Bürokratik işlemlerin azaltılması, izin alımında çeşitli kurumlardaki karar
süresinin sınırlanması, bazı bayındırlık alanlarında ruhsatların taksiri,
ruhsatlarda değişikliklerin kolaylaştırılması, taban teminat kavramının
getirilmesi, devlet hakkının yıllık satış tutarından kesilmesi, özel idarelere
bundan pay ayrılması, kamunun bayındırlık projeleri için yapılacak madencilik
işletmelerinden harç alınmaması, işletilmeyen sahalardan akçalı ceza alınması,
MTA'nın havza bazında arama yapmasına imkan sağlanması gibi olumlu yönleri de
bulunan tasarının temel mantığına katılmak mümkün değildir.
Tasarı ile yapılacak düzenlemeler kontrolsüz, plansız ve aşırı üretim
nedeniyle fiyatların düşmesine neden olacaktır. Daha çok üretip daha az gelir
elde edilecektir. Uluslararası firmaların isteğine uygun olan bu düzenleme ile
ham maden ihracatına teşvik verilmesi, yerli sanayinin çökmesine neden
olacaktır. Ucuz hammaddeyi temin eden uluslararası firmaların ülkemize yatırım
yapması için bir nedenleri kalmayacağı gibi, yerli firmalara karşı rekabet
avantajı elde edeceklerdir.
Tasarı yasalaştığı takdirde yüzyıllarca üzerinde hassasiyetle durularak
oluşturulan zeytinliklerimiz talana açılacaktır. Maden arama adı altında yok
edilecek zeytinliklerin eski haline getirilmesinin ne kadar zaman alacağını
düşünmek bile istemiyoruz.
Zeytinlikler, ormanlar, ağaçlandırma alanları, ulusal parklar, kıyılar,
meralar, tarım alanları, içme ve kullanma suyu barajlarının koruma alanları,
tarihsel ve doğal sit alanları ve turizm bölgelerinde madencilik yapılmasına
ilişkin esasların belirlenmesinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın
yetkili olması buraların yerli ve yabancı madencilik firmalarının insafına terk
edilmesi demektir. ETKB buralardaki madencilik faaliyetlerinin sınırlanmasından
şikayetçidir. Nitekim bu şikayetleri resmi belgelere ve TBMM tutanaklarına
yansımıştır. Maden firmaları ve ETKB bürokratları için, madenciliğin önündeki bu
engeller kaldırılmalıdır. Oysa onların engel olarak gördükleri temiz çevre,
temiz su, temiz hava, tarihi eserler ve temiz geçmiş ile temiz gelecektir.
Birkaç uluslararası madencilik firmasının kirli emelleri için tüm bu
temizliklerden vazgeçmemiz düşünülemez.
Tasarıda "Korunması gerekli taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının
tespiti, Kültür Bakanlığı'nın koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri
etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır." şeklinde bir
değişiklik maddesi var ki tam bir skandal. Faaliyeti etkilenen kurum ve
kuruluşlar, yani madencilik firmaları, korunması gereken Kültür ve Tabiat
Varlıklarının tespitini yapacak.Demokratik hiçbir ülkede veya Kabile
yönetimlerinde bile böyle bir düzenlemeyi bulamazsınız. Böyle bir tasarı ile
kimse halkın önüne çıkmaya cesaret edemez.
Tasarı TBMM'den geri çekilerek, başta meslek odaları olmak üzere yerli
madenciler, yerli sanayiciler, yerli sivil toplum kuruluşları ve diğer kamu
kurumlarının görüşleri de alınarak yeniden düzenlenmelidir. Kamuoyundan
kaçırılarak, gizlice yasalaştırılmaya çalışılmasının altındaki mantığı anlamak
mümkün değildir.
Derneğimiz hazırlanacak yeni tasarının;
* Maden yataklarının akılcı
madencilik ölçüleri ile işletilmesinin sağlanmasına,
* Ülkenin ihtiyaç duyduğu madenlerin aranmasının teşvik edilmesine,
* Tüvenan (ham) olarak ihracata yönelik madenciliğin caydırılmasına,
iç tüketimde kullanılacak üretimin teşvik edilmesine,
* Ülkenin stratejik çıkarları açısından önem taşıyan madenlerin
üretiminin kamu çıkarı açısından planlanmasına,
* Maden ürünlerinin işlenerek ikinci ve üçüncü türev ürünlerinin
ülke içinde elde edilmesinin sağlanacağı endüstrilerin teşvik edilmesine,
* Korunacak maden havzalarının belirlenmesine,
* Madenciliğin gerektirdiği teknoloji ve donanımların ülke içinde
üretiminin özendirilmesine,
* Madencilik işletmelerinde çalışan işçiler ve çevre halkının
sağlığını korumaya yönelik önlemlerin alınmasına,
* Madenciliğin ayrı bir sektör olarak değil, sanayinin alt sektörü
olarak ele alınması, bu bağlamda hammadde üretiminden nihai ürüne kadar olan
üretim zincirinin ülke içinde tamamlanmasının hedeflenmesine,
yönelik düzenlemeleri ihtiva etmesini Hükümetten beklemektedir.
bilinmelidir ki, hammadde ihracı ile kalkınmış hiçbir ülke bulunmamaktadır.
Tüm kamuoyunu, Hükümeti ve diğer ilgilileri;
1991 yılında Ankara'da bir oteldeki sabah kahvaltısında "Karanlıklar
Prensi" Richard Perle'in, zamanın Etibank Genel Müdürü'nün kulağına
fısıldadığı "alıcı opsiyonunda hisse senedine dönüşebilir tahvil ihracı"
yöntemiyle başta Bor madeni olmak üzere stratejik madenlerin ve kuruluşların
sessiz sedasız özelleştirilmeye çalışılacağı ve aslında eski olan bu
yöntemin yeniden ısıtılarak gündeme getirileceği hususunda uyararak,
Perle'in, Parris'in adına çalıştıkları karanlık odakların karanlık
emellerine karşı uyanık olmaya davet ediyoruz.
Yeraltının yabancılara verilmesinin, otomatikman o yerin üstünün de
verilmesi sonucunu doğuracağını, bununda ülkenin sessiz işgali anlamına
geldiğini bilmeyenleri millet ve tarih asla affetmeyecektir.
Tarih milletinin yararına iş yapanları hep Kahraman olarak anmaktadır.
DENETDE
DEVLET DENETİM ELEMANLARI DERNEĞİ