Hükümetin Denetimle İlgili İcraatları     

BASIN TOPLANTISI METNİ 25.10.2003

 

 Ülkemizde, 24 Ocak istikrar tedbirleri ile başlayan, IMF’ye verilen Niyet Mektupları ve kredi anlaşmaları ile devam eden, Gümrük Birliği Anlaşması ve uluslar arası sermayenin güvence altına alındığı ve önlerindeki engellerin kaldırılması amacıyla denetim dışı piyasa düzenleyici Üst Kurulların kurulması ve  Tahkim Yasası ile yeni bir boyut kazanan ve tüm sektörlerde üretimi durma noktasına gelen Türkiye Ekonomisi; alınan dış kredilerin hoyratça kullanılması, özel bankaların sahipleri tarafından hortumlanarak Devletin yaklaşık 50 milyar Dolar zarara uğratılması, el konularak satılan bankaların kısa sürede Devlete geri dönmesi, özelleştirme ihaleleri ile özellikle Derneğimizce kamuoyu gündemine taşınan kamu bankalarındaki kredi yolsuzlukları sonucunda söz konusu bankaların batma noktasına gelmesi, kamu bankalarının yabancı sermayeye satılabilmesi amacıyla  yeniden yapılandırma adı altında görev zararlarının Hazinece yüklenilmesi nedeniyle tüm halka ağır bedeller ödetilmesi, denetimin de devre dışı bırakılması sonucunda ülkemiz  iflas noktasına getirilmiştir.

Devlet Denetim Elemanları Derneği (DENETDE) olarak yaklaşık 4 yıldır düzenlemiş olduğumuz basın toplantıları ve katıldığımız televizyon programları aracılığıyla,  toplumun, yönetenlerin ve demokratik kitle örgütlerinin dikkatini çekmeye, kamuoyunu aydınlatmaya ve bu konuyu sürekli gündemde tutmaya çalıştık. Bunun yanısıra zaman zaman Devlet yetkilileri ve çeşitli siyasi parti genel başkan ve yöneticileriyle yaptığımız görüşmelerde bu hususları dile getirdik ve Devletimizi zaafa uğratan, ülke ekonomisini krize sürükleyen tehlikelere dikkat çektik. Bütün bu faaliyetlerimiz ve yaptığımız görüşmeler sırasında ayrıca, hazırlamış olduğumuz önerilerimizi de yazılı ve sözlü olarak kendilerine ilettik.

Bu görüşmelerimiz sırasında denetimin ve denetim elamanlarının   sıkıntılarını dile getirilmesine ve denetim elemanlarının görevlerini yaparken bağımsız olmaları gerektiğinin önemine dikkat çekilmesine rağmen, denetim elamanlarının görevlerini layıkıyla yapabilmeleri noktasında bugüne kadar hiçbir tedbir alınmamış, hiçbir düzenleme de yapılmamıştır.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen, denetim elamanları çeşitli baskı ve  zorlukları göğüsleyerek, gerektiğinde bağlı olduğu amiriyle ters düşmeyi de göze alarak görevlerini yerine getirmeye çalışmıştır. Bugün kamuoyunda Balina, Kasırga, Beyaz Enerji gibi adlarla bilinen birçok yolsuzluk,  işte bu denetim elemanlarının özverili çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılabilmiştir. Yine Meclis Yolsuzluk Araştırma Komisyonunca hazırlanan raporlar da, denetim elemanlarınca hazırlanan raporlara dayandırılmıştır.

3 Kasım 2002’de yapılan seçimler sonrasında işbaşına gelen Hükümet,  kamuda denetim birimleri arasındaki karmaşık yapının  sadeleştirileceğini, denetim elemanlarının bağımsızlığının  sağlanacağını ve kamuda denetime kapalı alanların  en aza indirileceğini vaat etmiştir. Ancak, bugün gelinen noktada, kamu bankalarının hortumlanmasını sağlayan yöneticiler, özel bankaların içini boşaltan banka sahipleri ve diğer yolsuzluğa bulaşanlar, pervasızca  ve pişkince ortada gezerken, yaşam standartlarında hiçbir gerileme olmadan yaşamlarını sürdürürken  yolsuzlukların faturası denetim elemanlarına çıkarılmış ve teftiş kurullarının kaldırılması yönünde çalışmalar başlatılmıştır.

Kamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu Başkanınca yapılan açıklamada, takipte 4 katrilyon TL alacağının olduğu bildirilen Halk Bankası’ndan usulsüz olarak kullandırılan kredilerle ilgili olarak bugüne kadar iki alt düzey görevli dışında ceza alan olmamıştır. Bu cezalar da 4616 sayılı Yasa uyarınca ertelenmiştir. Usulsüz kredilerin kullandırılmasında sorumluluğu bulunan üst düzey yöneticiler ise serbestçe dolaşmaktadır. Aynı şekilde,  cezaevinde bankasını boşaltan ve borçlarını hazineye yıkan hiçbir banka sahibi ve yöneticisi bulunmamaktadır. Kamu bankalarından usulsüz kredi kullanarak servetlerini artıran şirket sahipleri ise ekonomik krizden etkilendikleri gerekçesiyle İstanbul yaklaşımıyla yaklaşılarak mağduriyetleri önlenmiştir. 

Hayali ihracat ve naylon fatura ile Devleti soyanlara, banka batıranlara, kamu bankalarını soyanlara hiçbir şey olmazken, suçlu bulunmuş, soygunun bedeli vergilerle halka, düşük zamlarla memur ve işçiye çıkarılmış, öteki suç ortağı olan denetim elemanlarının tasfiyesi için de şu anda hükümet gündeminde olan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı ile Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasa Tasarısı hazırlanmıştır.

Gündemdeki Kamu Yönetimi Temel Kanunu Taslağında; denetim elemanları etkin ve tarafsız olmamakla, yolsuzlukları önleyememekle suçlanmaktadır. Taslakta belirtilen bu önerinin oluşumunda,  müfettiş korkusuyla bürokraside işlerin yürümediği yönünde çeşitli kesimlerce zaman zaman kamuoyuna yansıtılan görüşlerin de etkili olduğu görülmektedir.

Müfettiş korkusuyla bürokraside işlerin yürümediği ve aksadığı yönündeki iddialar, her yönetim değişikliğinde gündeme gelmekle beraber keyfilik, usulsüzlük ve yolsuzluklara yatkın (siyasi ve bürokratik) çevrelerin dile getirdiği doğru ve haklı dayanakları olmayan bir iddiadır. Dikkat çekici olan bir husus ise; özel sektör, firmalar ve bunların meslek kuruluşları bu düşünceyi açıkça kamuoyu önünde dile getirememekte, fakat bu tasarının hazırlanmasında olduğu gibi bazı siyasi ve kamusal mekanizmaların arkasında görüşlerini empoze etmekte ve yasal hazırlık süreçlerini yönlendirmektedirler.

Müfettişler bağlı olduğu makamın onayıyla denetim yaparlar ve sonuçlarını bir rapor halinde bağlı olduğu en üst makama sunarlar. Bu raporlar, hazırlayıcı idari işlemler olup en üst makamın onayından sonra icraî nitelik kazanır; yani yürütülmesi gerekli bir idari işlem haline gelir. Denetime esas olan mevzuatın hazırlanmasında bugüne kadar müfettişlerin sorumluluğu bulunmamaktadır. Bürokraside müfettiş korkusuyla işlerin yürümediği iddiası, mevzuatı bilmeyen, liyakatsiz kamu görevlililerinin işi bilmemeleri veya yapmak istememelerini kamufle etmek amacıyla ileri sürdükleri bir husustur.

Ülkemizdeki en büyük yolsuzluk, ehil olmayan, liyakatsiz memurların üst görevlere getirilmesidir. Bu kişiler mevzuatı bilmemekte, dolayısıyla mümkün olduğunca iş yapmaktan ve sorumluluktan kaçınmakta, buna mazeret olarak da müfettişleri göstermektedirler. Yetkili makam ve mercilerce çıkarılmış ve yürürlüğe konulmuş, mevzuata uygun olarak yapılan işlerle ilgili olarak müfettişlerin suç ve sorumlu araması veya işe engel olması mümkün değildir. Yürürlükteki mevzuat, çağdışı kalmış, işleri formalitelere boğmuş ve yürümesine engel olmakta ise, bunların yeniden düzenlenmesi de müfettişin yetkisinde değildir. Kaldı ki, bu tür mevzuat hükümlerinin değişmesi için müfettişler sürekli raporlarında gerekli önerilerde de bulunmakta; ama idare bunları yeterince dikkate almamaktadır.

Taslakta teftiş kurulları objektif olmadığı ve tarafsızlığını yitirdiği, yolsuzlukları önleyemediği gerekçesiyle kaldırılmakta ve  denetimin, kurumun üst yöneticisinin görevlendireceği personel vasıtasıyla yapılması öngörülmektedir.

Getirilmek istenen bu denetim sistemi ile hangi kalitede, nasıl ve ne şekilde bir denetim yapılacağı açık değildir.  Bu siyaseten de, idari olarak da yanlış olduğu gibi yönetim biliminin verilerine de aykırıdır. Yolsuzlukları ortadan kaldıracağı iddiasıyla iş başına gelen bir iktidar için teftiş ve denetim birimlerinin kaldırılması, idari ve siyasi olarak da tam bir intihar olur, bu durumun  kamuoyu ve halka da nasıl izah edileceğini de merak ediyoruz.

Denetim hizmetleri, uluslararası alanda da  “ayrı bir meslek” olarak kabul edilmiştir. 1972 Yılında ABD’de genel kabul görmüş denetim standartlarının birinci şartında; “denetim, denetçi adı verilen, gerekli teknik eğitimden geçmiş, mesleki yeteneğe sahip kişi ya da kişilerce yapılmalıdır” ifadesine yer verilmiştir.

Avrupa Birliği’nin denetim standartları ile ilgili olarak yayımlanan 8 No.lu Genelgesinin 4. maddesinde ise; denetçiler için istenen temel özellikler;

- Meslekle ilgili teorik eğitim görmüş olmak, meslekle ilgili pratik eğitim görmüş olmak,

- Devlet ya da devletçe yetki verilmiş bir kuruluş tarafından düzenlenen mesleki yeterlik sınavında başarılı olmak.

Şeklinde sıralanmıştır.

Bu hususlar dikkate alındığında, denetçinin özel eğitilmiş, nitelikli ve tarafsız olduğu, idare içerisinde herkesin denetim yapamayacağı, gerek ABD, gerekse AB’de belirlenen standartlar ile de ortaya konmuştur.

Halbuki Taslağın 39’uncu maddesi ile getirilmek istenen düzenleme, yukarıda belirtilen kriterlere tamamen aykırıdır.

Teftiş ve denetim kurullarının kaldırılması, teftiş ve incelemenin yönetici tarafından atanan muhakkikler eliyle yapılmasını gerektirecektir. Bu ise teftiş kurullarının kaldırılması için öne sürülen gerekçelerden kat kat daha fazla sakıncalar taşımaktadır. Müfettiş güvencesine sahip olmayan, teftiş ve inceleme yapabilmek için gerekli nitelikleri bulunmayan ve yönetici tarafından keyfi olarak sadece bir olaya mahsus olarak görevlendirilen muhakkiklerden tarafsız rapor beklemek mümkün değildir. Zaten bu yönde yapılan teftiş ve incelemeler, denetim birimlerine yeniden yapılması için gönderilmektedir.

  Ülkemizdeki yolsuzlukların önlenememesinin suçunu denetim birimlerine yüklemek mümkün değildir. Taslakta belirtildiği halde yolsuzlukların diğer sebeplerine ismen dahi hiçbir şekilde vurgulama yapılmazken, denetim birimlerine yapılan suçlamanın husumet duygusundan kaynaklandığı aşikardır. Öte yandan,  Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonunca hazırlanan ve kamuoyuna açıklanan raporda belirtilen yolsuzlukların ortaya çıkarılması,  bu komisyonda görevlendirilen ve yolsuzlukları önlemekte etkin olamamakla suçlanan denetim elemanları sayesinde gerçekleşmiştir. Söz konusu Komisyonda  denetim elemanlarının görevlendirilmesi, bu konuda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olduklarının kabulü ve onlara duyulan güvenin bir eseridir. Bir taraftan tecrübe ve bilgi birikimlerine güvenerek Meclis Araştırma Komisyonunca görev verilmesi,  diğer yandan ise böyle karalayıcı bir tasarının gündeme getirilmesi uygulama ile çelişki arz etmektedir. Bunun izahını kimin, nasıl yapacağı, denetim elemanları dışında da herkes tarafından merak edilmektedir.

Tasarı taslağının genel gerekçesinde kaliteli bir yönetimin kaliteli denetim ile yakından ilişkili olduğu vurgulanırken, uygulamadaki denetimin kalitesinin artırılması yerine denetim birimlerinin kaldırılması mazideki bir Milli Eğitim Bakanının “OKULLAR OLMASA MAARİFİ ÇOK İYİ İDARE EDERİM” beyanı ile birebir uyuşmaktadır. Bu tasarıda önerilen iç denetim ve dış denetim sistemleri Kamu Mali Yönetim ve Kontrol  Kanunu Tasarısı ile getirilmek istenen  sistem ile benzerlik arz etmektedir. Bu düzenlemeler ile getirilecek denetim sistemleri denetimin bağımsızlığını, etkinliğini ve de yolsuzlukları önleme kabiliyetinden uzaktır.

Gündemdeki diğer bir yasa tasarısı ise, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasa Tasarısıdır. Bu Tasarıda denetim, iç ve dış denetim olarak ikiye ayrılmakta; dış denetim tümüyle Sayıştay’a bırakılırken, iç denetimin kurum yöneticisine tavsiye nitelikli rapor hazırlamakla görevli iç denetçiler tarafından yapılması hükmü getirilmektedir. 

Bu tasarı da, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Taslağında olduğu gibi, teftiş ve denetim birimlerini ortadan kaldırmaktadır.

Söz konusu Taslaklarla ilgili olarak, denetim elemanlarının görüşlerini iletmek amacıyla Hükümet üyeleriyle müteaddit defalar görüşme talep edilmiş, ancak katılımcı demokrasiyi getireceğini sık sık vurgulayan Hükümet bizleri yakından ilgilendiren bu tasarıların hazırlanmasında görüşlerimizi almadıkları gibi, görüşme taleplerimize Adalet Bakanı dışında cevap vermemişlerdir.

Teftiş ve denetim birimlerinin kaldırılmasına, yolsuzlukların önlenmesinde yeterince etkin olamadıkları, hazırladıkları raporlarda da tarafsız ve objektif   olamadıklarını gerekçe gösteren Hükümet, geçtiğimiz aylarda bazı teftiş kurullarının yönetmeliklerini değiştirerek, görevden aldığı, teftiş ve denetim nosyonu olmayan bazı kamu görevlilerini müfettiş olarak atayarak kendi söylemleriyle ve gerekçeleriyle çelişmiştir.  

Zaman zaman mafya, çete gibi suç örgütlerinin baskı, tehdit ve saldırılarına rağmen her türlü risk ve olumsuz koşullar altında bile görevini bugüne kadar yerine getiren denetim elemanlarına bu yapılmamalıydı. Söz konusu gerekçeler reva görülmemeliydi. Üzülerek belirtmek gerekir ki, uzunca  bir zamandır Türkiye ‘de ülkesine ve milletine hizmet eden, her türlü fedakarlığa katlanan kişi ve kurumlara ağır bedeller ödetilmekte, adeta bir gizli el tarafından birer birer ortadan kaldırılmaktadır. Tıpkı Kurtuluş Savaşı yetimleri için kurulan Emlak ve Eytam Bankasının ve daha nice Devletimizin kuruluşunda harcı olan kişi ve kurumların başına gelenler işte şimdi, bugün biz denetim elemanlarının da başına getirilmek istenmektedir. Kim bilir yarın sıra hangi kurumdadır.

Biz denetim elemanları yolsuzların, ülkemizi soyanların peşindeydik..Biz Devletimizin yasalarının takipçisiydik..Bu gerçeklere rağmen yolsuzlukları yapanlar, herhangi bir yaptırımla karşılaşmazken, teftiş ve denetim birimlerinin ortadan kaldırılması yolsuzluk kadrolarının ve lobilerinin ne kadar güçlü olduklarını bir kez daha göstermiştir.

Sonuç olarak;

Bankaları soyanları rapor ettiğimiz halde aflarla serbest bırakılmadı mı?

Bankacılık sırrı kaldırıldı da biz gereğini yapmadık mı?

Yolsuzlukları Araştırma Komisyonunun akibetini araştırdığı raporları kim hazırladı?

Egebank’ı soyanları biz rapor ettiğimiz halde, soygunun devamına müsaade edilmedi mi?

Balina, Kasırga, Bufalo, Beyaz Enerji Operasyonları bizim raporlarımızla başlamadı mı?

Yıllarca ülke soyuluyor dedik, denetim elemanına yetki ve  güvence verin dedik,  yetki verilip  güvencemiz sağlandı da biz gereğini yapmadık mı?

Suçumuz bunları ortaya çıkarmak mı? Bunun için mi cezalandırılıyoruz?

Biz hayali ihracat yapanları, bankaları batıranları, bu ülkeyi soyanları her türlü resmi ve gayri resmi engellemelere rağmen ağır bedeller ödeyerek ortaya çıkarttık, ancak bunlar hala elini kolunu sallayarak geziyor. Suç bizim mi?

Bir kez daha uyarıyoruz!

Teftiş ve denetimden rahatsız olan, ülkemizin krize sürüklenmesine, yabancılara muhtaç hale gelmesine, memur, işçi, çiftçi, köylü, esnaf ve dürüst işadamının, özetle tüm ülkenin fakirleşmesine neden olan hırsızları, yolsuzları ve hortumcuları  sevindirmeyin.

 

 

                                    DEVLET DENETİM ELEMANLARI DERNEĞİ

                                                       YÖNETİM KURULU