Yolsuzlukla mücadelenin neresindeyiz?

   
Akşam 26.01.2008 / İsmail Küçükkaya
   
   

Türk ekonomisi, dünyadaki 179 ülke sıralamasında 17’nci büyük ekonomi haline gelmiş durumda. Ülkemiz, “Temiz toplum sıralamasında” ise 64’üncü sırada yer alıyor. Yolsuzlukla mücadele konusundaki performansımız 10 üzerinden yapılan bir puanlamada 4.1 olarak gösteriliyor. En azından 5 ortalamayı tutturamayıp yeterince başarı gösterememişiz yani.

Konuya dair yapılan bütün araştırmalar, “Türk halkı yolsuzluk ve kirlenmeyi toplumun önündeki en büyük problemlerden birisi olarak görmektedir” sonucuna çıkıyor. Bu cümle Etik Kurul’un resmi proje raporunda özellikle vurgulanıyor.

Yukarıda aktardığım rakamları önceki gün Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun düzenlediği bir toplantıda öğrendik. Avrupa Komisyonu ile Etik Kurul “Yolsuzluğun Önlenmesi için Etik Proje” ismiyle bir çalışma başlattı.

Organizasyon komitesi, projeyi hayata geçirmeden önce bir dizi toplantıyı gerçekleştiriyor. Önce müsteşar yardımcıları ve genel müdür yardımcıları düzeyinde, ardından vali ve belediye başkanlarıyla, üçüncü olarak sivil toplum temsilcileriyle, son olarak medya ve akademik dünyadan katılımcılarla birer yuvarlak masa toplantısında yolsuzluk konusu tüm detaylarıyla ele alındı.

Görüşmelerden ve araştırmalardan çıkartılan ortak sonuçları üç cümleyle şöyle özetlemeliyim:

“Yolsuzluk, eskiden sanıldığı gibi yalnızca az gelişmiş ülkelerin sorunu değildir. Türkiye’ye özgü temel sorun, siyasete duyulan güven ve itibarın hızla aşınmasıdır. Yolsuzlukla mücadele pek çok ülkede sık sık karşılaşıldığı gibi konjonktürel olmamalıdır.”

Dokunulmazlıklar kalkmadan yolsuzluk önlenir mi?

Toplantının kuralı gereği, elde edilen bilgileri ancak kaynak belirtmeden aktarabiliyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi’nden bir milletvekilinin hepsi de gayet olumlu saptamalarından ve iyi niyetli temennilerinden sonra bir gazeteci arkadaşımızın, “Ama siz 6 yıldır iktidardasınız. Artık muhalefet partisi temsilcisi gibi konuşmayın. Niye dokunulmazlıkları kaldırarak işe başlamıyorsunuz” demesi toplantıya damgasını vurdu. Bu soru yuvarlak masanın gündemini de değiştirdi, haliyle.

Etik Kurul yöneticileri, yerleştirmeye çalıştıkları kültürü şu şekilde aktardılar:

“Kamu yönetiminde tarafsızlık, dürüstlük, eşitlik, adalet, hesap verebilirlik, saydamlık ve kamu yararının gözetilmesi.”

Son dönemde benzeri çabaların toplumun çeşitli katmanlarında arttığını görüyoruz. Yolsuzlukla mücadele bağlamında dernekler kuruluyor mesela. Özel kuruluşlar da önem veriyorlar. Show TV, düzenli olarak etik kurul toplantısı gerçekleştiriyor ve yayınları her yönüyle ele alıyorlar. Bunlar sevindirici gelişmeler.

Konunun bürokrasi ve siyaset ayağına gelince..

Çok radikal düzenlemelere gidilmesi şart gibi gözüküyor.

Dokunulmazlıkların kalkması ve ayrıcalıkların yok edilmesi gerekiyor. Yargı bağımsızlığının mutlaka tam olarak sağlanması şart. Aksi halde her yıl en az 20 operasyon yaparsınız, ama hiçbir somut sonuç elde edemezsiniz. Siyasetin ekonomiye müdahalesini önlemeniz gerekir. Toplumsal sorumluluklarımız da yüksek. Ekonomik faaliyetlerin yarısının kayıtdışı olduğu, nüfusun beşte birinin Hazine arazileri üzerine yapılan gecekondularda oturduğu ve çağdaş bir vergi reformunun yapılmadığı bir ülkede yolsuzluk ne kadar önlenebilir emin değilim. Bu açıdan bakınca, 2007’de aldığımız 4.1 puan bile çok gibi göründü bana. Dünyada 17’nci büyük ekonomi, ama 64’üncü temiz toplum. Ne dersiniz?