‘Teftiş kurulları çalıştırılmıyor’
19 Mayıs 2008 Radikal
Atılay Ergüven, son dönemde KİT’leri denetimden kaçırmanın yolu olarak sermayedeki kamu payını yüzde 50’nin altına indirme yöntemi uygulandığını söyledi. Ergüven, THY örneğini verdi.
Hakkında altı rapor hazırlatılan Sağlık Bakanlığı Başmüfettişi ve Devlet Denetim Elemanları Derneği Başkanı Ergüven, ‘Teftiş kurulları 2003’ten beri çalıştırılmıyor, yolsuzlukların ortaya çıkarılması istenmiyor’ dedi.
ANKARA - Son yıllarda yolsuzlukların arttığını söylediği için hakkında altı rapor hazırlatılan ve aylıktan kesme cezasına çarptırılan Sağlık Bakanlığı Başmüfettişi ve Devlet Denetim Elemanları Derneği (DENETDE) Genel Başkanı Atılay Ergüven, teftiş kurullarının 2003 yılından beri fiilen çalıştırılmadığını söyledi.
Teftiş kurulları çalışmazsa, yargının yolsuzluklar hakkında delil toplayamaz hale geleceğini vurgulayan Ergüven, “Yolsuzlukların ortaya çıkartılması istenmiyor. Yolsuzluklarla mücadele edeceğiz diye halktan oy alan siyasetçiler, yolsuzluklarla mücadele edenlerle mücadele etmeye başladı” dedi.
Bunlar basına yansıyanlar
Kamu teftiş kurullarında beş yıldan beri süren tedirginlik giderek tırmanıyor. Yolsuzlukların üzerine giden müfettişler hakkında, karşı suçlamalarla soruşturmalar açılıyor. Maliye Müfettişi Hamza Kaçar, Gümrük Başkontrolörü Bayram Çolak, DENETDE Genel Başkanı Atılay Ergüven sadece basına yansıyanlar.
Bazı bakanlıklarda 40-50 müfettiş, birbirleri hakkında soruşturma yürütmekle görevlendiriliyor. Müfettişler soruşturma izni verilmemesinden, izin verilse bile yazdıkları raporların işleme konulmamasından, sümen altı edilmesinden yakınıyor. Abdullah Gül başkanlığındaki ilk AKP hükümetinde denetimi derli toplu hale getirerek mükerrerlikleri önlemeyi amaçlayan Kamu Denetimi Temel Yasası hazırlıkları, görünmez bir el tarafından yarım bırakıldı. AKP hükümetinin öncülüğünde TBMM’de oluşturulan Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu yolsuzlukların önlenebilmesi için denetim yapısının ve teftiş kurullarının daha da güçlendirilmesini önerdi.
Sezer veto etmişti
Hükümet ise bu önerilerin tam tersi bir icraat sergiledi. Teftiş kurullarının kaldırılarak, bunların görevlerinin iç denetçilere bırakılmasını düzenleyen Kamu Yönetimi Temel Kanunu eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edildiği için yürürlüğe giremedi. Ama daha sonra çıkarılan çeşitli kanunlarla kurumlar bünyesindeki teftiş kurulları tek tek kaldırılmaya başlandı. Son olarak da yolsuzluklarla mücadelede sembol haline gelmiş kurumlardan 130 yıllık Maliye Teftiş Kurulu kaldırılıyor.
Kamudaki teftiş kurulları ve denetim birimlerine yönelik uygulanan politikanın planlı olduğunu ifade eden DENETDE Genel Başkanı Atılay Ergüven, şu görüşleri dile getirdi:
-Kararımızı kimse sorgulamasın deniyor: Teftiş kurulları idarenin, yöneticilerin aldığı kararların, iş ve eylemlerinin hukukiliğini, yerindeliğini de sorgulayan bir mekanizmadır. Bu mekanizmadan, bu işlevden rahatsızlık duyuyorlar. Alınan kararların yerindeliği sorgulanmasın, buna biz karar veririz, bizim kararımızı kimse sorgulamasın diyorlar.
-Teftiş kurulları yolsuzlukları önler: Teftiş kurulları sadece yolsuzlukları, usulsüzlükleri ortaya çıkarmaz. Yolsuzlukları ve usulsüzlükleri önleyici rolü de vardır. Bir müfettiş bir kurumu denetlemeye gittiğinde o kurumun A’dan Z’ye fotoğrafını çeker. Denetleneceğiz korkusuyla yöneticiler kendilerine çeki düzen verirler. Artık yapılan iş ve işleyişin hukuka uygunluğunu, yerindeliğini denetleyecek bir mekanizma kalmayacak.
-İç denetçiler açığı kapatamaz: 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile ihdas edilen iç denetçiler bu açığı kapatamaz. İç denetim yolsuzlukları ortaya çıkaracak bir yönetim yapılanması değil. İç denetçiler, kanunlarla kurumlara verilen görevlerin, tahsis edilen ödenekler çerçevesinde ne ölçüde yerine getirildiğine, yapılan işlemlerde risk odaklarının mali açıdan neler olduğuna bakacak.
-Yolsuzluklar önlenemez: Yapılan bu girişimlerden yolsuzlukların ortaya çıkartılması arzu edilmiyor anlamı çıkıyor. Çünkü bu konuda uzmanlaşmış müfettişler, teftiş kurulları, denetim birimleri ortadan kaldırılınca yolsuzluklar ortaya çıkartılmayacak demektir. Teftiş kurulları, denetim birimleri kaldırılırsa hiç bir şekilde Türkiye’de yolsuzluklar önlenemez.
-Yargı delil toplayamaz: Teftiş kurullarının önemli bir işlevi de yolsuzlukları ortaya çıkarmanın yanında yargının en önemli delil toplayıcısı, delil hazırlayıcısı kurumlar olmasıdır. Danıştay Başkanının geçtiğimiz günlerde dile getirdiği “Denetim engellenirse yargı zedelenir” ifadesine dikkatinizi çekmek istiyorum.-Müfettişin adı yeter: Bir ülkedeki denetim elbette sadece teftiş kurullarından ibaret değil. Ama teftiş kurullarının bir geçmişi var. Sadece ismi bile caydırıcılık kazandıran bir yapıdır. İsmini değiştirip işlevini aynı bıraksanız bile bu yapıya büyük zarar verirsiniz, kamuda oto-kontrol sağlayan bir sistemi ortadan kaldırırsınız.
-130 yıllık kurum: Türkiye’de hep kurumsallaşmamaktan yakınılır. 1879’da kurulmuş Maliye Teftiş Kurulunu, yine aynı yıllarda kurulan Milli Eğitim Teftiş Kurulunu ortadan kaldırırsanız, kurumsallaşamamaktan nasıl şikayet edebilirsiniz.
-KİT’ler denetimden kaçırılıyor: Yüksek Denetleme Kurulu, TBMM adına KİT’ler üzerinde ekonomik denetim yapan bir organ. Son dönemlerde KİT’leri denetimden kaçırmanın yolu olarak sermayedeki kamu payını yüzde 50’nin altına indirme yöntemi uygulanıyor. Örneğin THY gibi.
‘Kapatmak istiyorlar’Kamuda yolsuzlukların denetimi konusu şu an boşlukta. Zaten yolsuzlukları ortaya çıkarmak gibi bir amaç yok. 2003 yılından beri teftiş kurulları ve denetim birimleri çalıştırılmıyor. Teftiş yapan bazı bakanlıklar var ama yetersiz; ağır aksak çalıştırılıyor. Bazılarında ehliyet ve liyakat sahibi olmayan yöneticilerin atanması sebebiyle iç huzursuzluklar başladı. Bazı teftiş kurullarında 40-50’ye yakın müfettiş birbirlerini soruşturtuyor. Bu çok feci bir durum. Bugüne kadar hiç karşılaşılmamış bir durum. Bunların planlı olduğunu düşünüyoruz. Tıpkı KİT’lerin özelleştirilmesine zemin hazırlamak için önce zarar ettirilmesi gibi, teftiş kurullarını da önce kilitleyip, çalıştırmayıp, görev yapamaz, işlevsiz hale getirip, sonunda da tümüyle kapatmak istiyorlar.
‘Arjantin modeli’
Teftiş kurulları sistemi bugün Avrupa ülkelerinin büyük kısmında geliştirilmeye çalışılıyor.
ABD 1970’li yıllardan itibaren teftiş kurullarını güçlendirmeye başladı. Türkiye’de şu anda uygulanmak istenen model ise Meksika, Arjantin gibi ekonomisi dibe vurmuş, küresel sermayenin tasallutu ve tahakkümü altına girmiş ülkelerde uygulanıyor. Bu ülkelerdeki gibi bizde de denetim zayıflatılarak yabancıların operasyonlarına daha
açık hale getirilmeye çalışılıyor.
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=878507&Date=22.05.2008