DENETİM HAFTASI MESAJI
30 Nisan 2008; Türk Ulusu’nun önderi Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün 9. Ordu Müfettişliğine atanmasının 89. yıl dönümü.
30 Nisan 1919’da 9. Ordu Müfettişliğine atanan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, 16 Mayıs 1919’da 9. Ordu Müfettişi olarak Bandırma Vapuru ile İstanbul'dan başlattığı yolculuğun sonunda 19 Mayıs 1919’da Samsun'a ayak basarak İstiklal Savaşını başlatmıştır.
Milletimizin esaretten kurtuluşu, ulusal bağımsızlığımızın ilanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu açısından önemli bir rolü olan bu atamanın yapıldığı gün, Derneğimizce 2002 yılında Denetim Haftasının başlangıcı olarak ilan edilmiştir.
Her yıl Denetim Haftası kapsamında; Ülkemizin ve mesleğimizin sorunları ve çözüm önerileri ele alınmakta ve düzenlenen etkinliklerle kamuoyuna aktarılmaktadır.
Bu yıl yedincisini kutladığımız Denetim Haftasında da; denetim elemanlarının, denetim görev ve işlevini yeterince yerine getirememesi ile ilgili çeşitli olumsuzluklar bulunmaktadır.
Geçmişten günümüze gelen bazı uygulamaların; denetim elemanlarının özlük hakları ve çalışma koşullarını sürekli geriletici, çalışma barışını ve bağımsızlığı zedeleyici nitelikte olduğu görülmektedir.
Denetim ve denetim elemanlarını; bağımsızlık, objektiflik, yeterlilik, dürüstlük, güvenilirlik gibi meslek ilkelerinden uzaklaştırma gayretlerine rağmen, meslektaşlarımızın çoğunluğunun ilkelerinden taviz vermeyerek baskılara direndiğini ve görevlerini yerine getirmeye devam ettiklerini takdirle müşahede etmekteyiz.
Adına denetim yapılan makam tarafından dahi sahip çıkılmayan denetim elemanlarının, görevleri sırasında denetimin muhatabı olan kişi ve kurumlarla hasım konumuna düşürülmesine yönelik uygulamalar ise son dönemde denetime olan bakış açısını göstermesi açısından önem arz etmektedir.
Kamuda denetim dışı alanların gittikçe artması, kurumların merkez birimlerinin teftiş ve denetime kapalı hale getirilmesi ise teftiş ve teftişten beklenilen faydanın sağlanması açısından bir başka boyutu teşkil etmektedir.
Bu bakış ve uygulamaların doğal sonucu olarak yolsuzlukların boyutu giderek artmakta, denetim eksikliği sebebiyle gerçek durumun tespit edilmesinde güçlüklerle karşılaşılmakta, bazı yolsuzlukların ortaya çıkartılması ise tesadüflere bırakılmaktadır.
Benzeri uygulamalar, Hükümetin programında yer alan kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması amacını da imkansız kılmakta, savurganlık ve israfın artmasına neden olmaktadır.
Teftiş ve denetimden beklenen faydanın sağlanabilmesi için; Teftiş ve Denetim Kurulları ile bu kurullarda görev yapan denetim elemanlarının, sorun ve sorunların kaynağı değil, ülke sorunlarının çözümünün bir aracı olarak görülmesi gerekmektedir.
Yolsuzluklarla mücadelede başarı sağlanabilmesi, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılabilmesi, kamu yönetim kademelerindeki ehliyet ve liyakat sahibi olmayan görevlilerin ayıklanması suretiyle yönetimde etkinliğin sağlanabilmesi, yargıya sağlam ve hızlı delil temin edilebilmesi, yargı sürecinin hızlandırılabilmesi etkin bir denetime bağlı bulunmaktadır.
Hükümetin, üzerinde hassasiyetle durduğunu ifade ettiği yolsuzluklarla mücadelede başarılı olabilmesi, her şeyden evvel onlarca yılın birikimi ile donatılmış olan Teftiş ve Denetim Kurullarının önündeki engellerin kaldırılmasına bağlıdır.
Teftiş ve denetimden beklenen sonucun alınabilmesi için ise, kamuda denetimi düzenleyecek olan yasanın çıkarılmasına acilen ihtiyaç bulunmaktadır.
“Temiz toplum için temiz yönetim,
temiz yönetim için etkin denetim” diyor,
bundan sonraki denetim haftalarında, yolsuzlukların azaldığı, denetimin etkinleştiği, vatandaşları mutlu ve yarına güvenle bakan, ülkesi müreffeh, Anayasamızdaki demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkelerinin egemen olduğu bir Türkiye görmek temennisi ile Denetim Haftasının ülkemize, mesleğimize ve denetim elemanlarına kutlu olmasını diliyoruz.
|
||||||||