DENETİM HAFTASI MESAJI

Bugün 30 Nisan;

88 yıl önce  bugün Türk Ulusu’nun önderi Gazi Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişliğine atanmıştır.

16 Mayıs 1919’da, 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun'a gitmek üzere, Bandırma Vapuru ile İstanbul'dan ayrılan Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun'a ayak basarak Kurtuluş Savaşını başlatmıştır.

30 Nisan;  Kurtuluşumuz, Ulusal Bağımsızlığımız ve Cumhuriyetimiz  açısından sahip olduğu bu önem nedeniyle Derneğimizce 2002 yılında Denetim Haftasının başlangıcı olarak ilan edilmiş, bu güne kadar Denetim Haftası boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenmiş, Ülkemizin  ve mesleğimizin sorunları ve çözüm önerileri düzenlenen etkinliklerle kamuoyuna aktarılmıştır.

6. sını kutladığımız Denetim Haftasında; denetim elemanlarının, denetim görev ve işlevini yeterince yerine getirememesi ile ilgili çeşitli olumsuzluklar bulunmaktadır.

Geçmişten günümüze denetim elemanlarının özlük hakları ve çalışma koşulları sürekli geriletilmiş, çalışma bağımsızlığı zedelenmiştir. Denetim ve denetim elemanlarını; bağımsızlık, objektiflik, yeterlilik, dürüstlük, güvenilirlik gibi meslek  ilkelerinden uzaklaştırma gayretlerinin  iyice yoğunlaştığı görülmektedir.

Buna rağmen, meslektaşlarımızın çoğunluğunun  ilkelerinden taviz vermeyerek baskılara direndiğini, görevini yerine getirdiğini takdirle müşahede etmekteyiz.

Adına denetim yapılan makam tarafından dahi  sahip çıkılmayan denetim elemanlarının, görevleri sırasında denetimin muhatabı olan kişi ve kurumlarla hasım konumuna düşürüldüğü görülmektedir.

Öte yandan, kamuda denetim dışı alanlar gittikçe çoğalmaktadır. Bunun en iyi örneklerinden birisi; kurumların merkez birimlerinin teftiş ve denetime kapalı hale getirilmiş olmasıdır.

Bir başka örnek ise; son zamanlarda, özelleştirme uygulamalarında KİT hisseleri şu veya bu şekilde, zaman zaman halka arz  görüntüsü altında kamu payı %50’nin altında kalacak hale getirilerek kamu denetiminin dışına çıkartılmasıdır. Türk Hava Yolları örneğinde olduğu gibi kamu sermayesinin çok küçük bir sermaye farkı ile %50’nin altına düşürülerek, kuruluş kamu denetiminin (Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından ve dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yapılan)  dışına çıkarılırken, kurumun mevcut teftiş kurulu da kapatılarak kurum hafızasının yok edilmesi suretiyle denetimde boşluk oluşturulmaya çalışıldığı görülmektedir.

Aynı yöntemin önümüzdeki günlerde Halk Bankası’nda  da  yaşanacağı muhtemeldir.

Bu bakış ve uygulamaların doğal sonucu olarak yolsuzlukların boyutu giderek artmakta, denetim eksikliği sebebiyle gerçek durum tespit edilememektedir. Bir kısım yolsuzluklar ise artık  tesadüfen ortaya çıkmaktadır.

Öte yandan Hükümetin de program  amacı olan kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması mümkün olamamakta, savurganlık ve israf  artmaktadır.

Teftiş ve Denetim Kurullarımız ile bu kurullarda görev yapan biz denetim elemanlarının, sorun ve sorunların kaynağı  değil, ülke sorunlarının çözümünün bir aracı olarak görülmesi halinde;

-Yolsuzluklarla mücadelede hissedilir başarılar sağlanacak,

-Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılabilecek,

-Kamu yönetim kademelerindeki, ehliyet ve liyakat sahibi olmayan görevliler ayıklanmak suretiyle yönetimde etkinlik  sağlanabilecek,

-Yargıya sağlam ve hızlı delil temin edilecek, yargı süreci hızlandırılabilecektir.

Hükümetin, üzerinde hassasiyetle durduğunu ifade ettiği yolsuzluklarla mücadelede; onlarca yılın birikimi ile donatılmış teftiş kurullarının önündeki engellerin kaldırılması halinde, ülkeye hizmet konusunda önemli katkılar sağlanabilecektir.

Teftiş ve denetimden beklenen sonucun alınabilmesi için, kamuda denetimi düzenleyecek olan yasanın çıkarılmasına acilen ihtiyaç bulunmaktadır.

“Temiz toplum için temiz yönetim,

temiz yönetim için etkin denetim” diyor,

bundan sonraki denetim haftalarında, yolsuzlukların azaldığını, denetimin etkinleştiğini görmek temennisi ile Denetim Haftasının ülkemize, mesleğimize ve denetim elemanlarına kutlu olmasını diliyoruz.