KAMUOYUNA
(27.07.2004)

 

 

5227 sayılı Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilerek Cumhurbaşkanlığına sunulmuş bulunmaktadır. 5227 sayılı Yasa ile yapılmak istenilen düzenleme Teftiş Kurulları ve Denetim Birimlerinin tasfiyesine yol açacaktır. Denetim birimlerinde görev yapan tüm denetim elemanları ile aşağıda isimleri bulunan Teftiş Kurulu ve Denetim Birimi Dernekleri olarak 5227 sayılı yasanın bu haliyle yürürlüğe girdiği takdirde devlet işleyişinde ve toplumsal yapıda telafisi imkansız zararlara yol açacağına inanmaktadır. Yasa ile;

 

v      Bu yasa ile 150 yıllık teftiş geleneği, değişim sloganıyla tasfiye edilmektedir.

 

v      Çeşitli uluslar arası belgeler ile denetimin ulusal ölçekte geliştirilmesi önerilmesine karşın, tasarıda iç denetim gerçekte tümüyle kaldırılmakta, amirler eliyle yapılacak hiyerarşik kontrol, iç denetimin yerine ikame edilmektedir.

 

v      Denetimin olmazsa olmaz koşullarından “kurumsal kültür” yok edilerek Anayasanın 112 nci maddesinde yer alan Başbakan ve Bakanların denetim ve gözetim yetkisinin içi boşaltılmaktadır.

 

v      Danıştay kararlarıyla kariyer mesleğe sahip olduğu kabul edilen denetim elemanlarının rızaları dışında başka bir hizmet sınıfına atanmaları  kazanılmış hak kavramı yönünden ciddi bir hukuk ihlalidir.

 

v      Denetim, yönetimin bir fonksiyonu ve ayrılmaz parçasıdır. Denetimin sağlıklı işlemesi yönetimin iradesiyle doğrudan ilişkilidir. Sağlıklı bir denetimin ön koşulu denetim elemanlarının çalışma bağımsızlıklarının sağlanması, önerilerinin yerine getirilmesi ve siyasi baskıların ortadan kaldırılmasıdır. Fonksiyonel bağımsızlığa sahip olmayan ve yeterli güvencelerden yoksun elemanlarca yapılacak denetim ve soruşturmalar sonucunda ciddi memur kıyımlarının yaşanması güçlü bir olasılıktır.

 

v      “Denetim elemanı olduğu halde yolsuzluklar önlenemiyor” savı tam bir çarpıtma ve gerçek dışıdır. Bugüne kadar kamuoyuna mal olmuş tüm önemli yolsuzluklar denetim elemanlarının gayretleriyle ortaya çıkartılmıştır.

 

v      Bugün yaklaşık olarak 13.000 civarında olan denetim elemanının hepsi de kariyer yaparak mesleğe girmiş, alanında yetişmiş kişilerdir.  Devlet, denetim elemanlarının yetiştirilmesi sürecinde önemli bir maliyete katlanmıştır. Bilindiği gibi en iyi yatırım insana yapılan yatırımdır. Yasa, kaynakların etkin ve verimli kullanılmasından bahsederken yetişmiş bir kadronun atıl hale getirilmesi yasanın gerekçeleriyle bağdaşmamaktadır. 

 

v      Avrupa Birliği’ne üye ülkelerinin ve ABD başta olmak üzere bazı Anglo-Sakson ülkelerinin denetim yapısı incelendiğinde teftiş kurulları ve denetim birimlerinin iyi yönetimin sağlanmasında en önemli kurumsal yapılar olduğu görülecektir.

 

v      Tasarının mevcut haliyle yasalaşması durumunda,  ülkemizdeki yolsuzlukların daha da artması kaçınılmaz olacak ve bu  alandaki kurumsal hafızanın yok edilmesi nedeniyle yolsuzlukla mücadele imkansız hale gelecektir.

 

v      Teftiş ve Denetim Kurullarının kaldırılması ile Yargı tıkanacak, işlenmiş olan suçlar delil toplama aşamasında zamanaşımına uğrayacak, yolsuzluk yapanlar bir anlamda ödüllendirilecek, haksız yere itham edilen kamu görevlilerinin zan altında kalma süreleri uzayacak ve mağduriyetleri giderilemeyecektir.

 

v      Tasarı ile getirilmek istenen görev devri ise denetim alanında 1999 yılında 4483 sayılı Kanun ile Bakanlıklar Merkez Biriminde bazı istisna memurlar hariç Müsteşarlara, İllerde Valilere ve İlçelerde kaymakamlara devredildiği halde, kamu görevlileri tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen suçların incelenmesi için bakanlıklar merkez birimleri ile Valilikler (Kaymakamlıklar Valilikler aracılığı ile) tarafından 4 yıldır “suç işlendiği isnat edilen hususun incelenmesi Müfettiş Bilgi Birikimi ve deneyimi gerektirmektedir “ denilerek teftiş ve denetim birimlerinden denetim elemanı istemektedirler. Bu da, tasarıda mahalli idarelere devredilen yetkilerin mahalli idarelerce gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğine  ilişkin tartışmalarda denetim görevinin merkez birimleri ve taşra birimleri tarafından kesinlikle gerçekleştirilemeyeceğinin açık göstergesidir.

 

v      Yasanın 40. maddesinde denetime yetkili kurumlar belirtilmektedir. Buna göre, dış denetimi Sayıştay yapacak ya da YAPTIRACAKTIR. Sayıştay, halen denetlemekle görevli olduğu birimlerin % 13’ünü denetleyebilmekte, kalan % 87’si denetim dışı kalmaktadır. Sayıştay’ın denetim yapacağı alanın genişlemesiyle denetimsizlik oranı daha da yükselecek, Sayıştay bu görevi yabancı denetim şirketlerine yaptırmak durumunda kalacaktır.

 

v      Sayıştay’ın denetim yetkisini devredebilmesini öngören bu düzenleme, Anayasamızın, Sayıştay’ın görevlerini düzenleyen 160. Maddesine ve “hiçbir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağını” belirten 6. Maddesine aykırıdır.  Öte yandan, bu kanun ile Sayıştay’a dış denetim misyonu verilmekte, kamuoyuna açıklanan Sayıştay Kanunu Tasarısı ile de bu misyon tanımlanarak, ofis denetimi yetkisi Sayıştay’a bırakılmaktadır. Bu durum ise Yasama ve Yürütme erklerinin birbirine karışması anlamına gelecek ve Anayasamızda belirtilen güçler ayrılığı ilkesine aykırılık teşkil edecektir.

 

v     Teftiş ve Denetim Kurulları köklü değişimlerde, kamu kaynaklarının akılcı kullanımı açısından vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Zira, değişime tabi tutulan idari yapıların tamamının belirlenen hedefe aynı şekilde yönlendirilmesi ve sonuçlarının denetlenmesi, aksayan yönlerinin belirlenerek gerekli tedbirlerin alınması sürecin rasyonel işleyişi açısından bir zorunluluktur. Tasarıda maliyet ve rekabet kavramlarına sık sık vurgu yapılmasına rağmen, değişimin maliyeti üzerinde durulmadığı anlaşılmaktadır.

 

v      Gelişmiş ülke uygulamalarında yerel yönetimlere yetki ve kaynak aktarımı oranında merkezi  denetim güçlendirilirken, Ülkemizde ise söz konusu Yasa ile tam tersi bir uygulama ile  merkezi denetim birimleri kaldırılarak Devlet gücünde zafiyete neden olunacağı değerlendirilmektedir.

 

Tüm toplumu ilgilendiren Kanunun hazırlanmasında toplumsal mutabakat aranmadığı gibi, yasa tasarısının hazırlanması aşamasında görüşlerine başvurulduğu ifade edilen kısıtlı sayıdaki Sivil Toplum Örgütü de gelinen noktada tasarının, özellikle denetim ile ilgili maddelerinin, yeniden düzenlenmek üzere  geri çekilmesi yönünde görüş açıklamışlardır. Yasa’nın  toplumsal desteği bulunmamaktadır. Yasa gerekçesi olarak ileri sürülen konuların büyük çoğunluğu idari tedbirlerle düzeltilecek hususlar olup, en çok ihtiyaç duyulan husus; siyasi kararlılık ve ilkeliliktir.  Yasa  toplumsal talebe ve gereksinime  dayanmamaktadır.

 

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

 

Tahir BAYINDIR                   Atılay ERGÜVEN

Denetde Genel Sekreteri  Denetde Genel Başkanı

 

 

 

 

Devlet Denetim Elemanları Derneği (DENETDE)

ve

Bakanlık Müfettişleri Derneği

Dış Ticaret Müsteşarlığı Kontrolörleri Derneği

Gümrük Kontrolörleri Derneği

Gümrük Müfettişleri Derneği

Hazine Kontrolörleri Derneği

İş Müfettişleri Derneği

Kamu Müfettişleri Derneği

Maliye Müfettişleri Derneği

Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişleri ve Yöneticileri Derneği

Milli Emlak Kontrolörleri Derneği

Muhasebat Kontrolörleri Derneği

Sağlık Bakanlığı Müfettişleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müfettişleri Derneği

SSK Başkanlık Müfettişleri Derneği

TCDD Müfettişleri Derneği

Vakıflar Genel Müdürlüğü Müfettişleri Derneği