AKP, Hızla Meşruiyet Dışına Kayıyor !..
Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
ADD Genel Başkan Önceki Yrd.
www.ahmetsaltik.comGelin tanış olalım, işi kolay tutalım / Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.
G i r i ş :
AKP'nin yeni bir hukuk dışı eylemine daha tanık oluyoruz..
Dolayısıyla, bu UYARI yazısının yazılması kaçınılmaz olmuştur..
AKP kurmay ve ikincil kadrolarının ve de yerli-yabancı akıl hocalarınn dikkatine sunmak görevdir :Denetim Elemanları Derneği (DENETDE) web sitesinden öğrendiğimize göre,
Dernek Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Başmüfettişi Atılay Ergüven, kamu görevinden alınmıştır :HUKUK SAVAŞINDA GELİNEN SON NOKTA;
"DEVLET DENETİM ELEMANLARI DERNEĞİ ÇATISI ALTINDA, HUKUK DEVLETİNİN
EGEMEN OLMASI, YOLSUZLUKLARIN ÖNLENMESİ ve DENETİM ELEMANLARININ STATÜSÜNÜN İYİLEŞTİRİLMESİ İÇİN MÜCADELE EDEN GENEL BAŞKANIMIZ
SAYIN ATILAY ERGÜVEN, İSİMSİZ, TARİHSİZ ve MESNETSİZ İDDİALARLA
HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILARAK HUKUK SAVAŞIYLA KARŞI KARŞIYA BIRAKILMIŞ,
12 HAZİRAN 2008 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 2008/10143 SAYILI KARARNAME İLE MÜFETTİŞLİK GÖREVİNDEN ALINMIŞTIR."
******************************
AKP'nin Sicili Yeterince Kabarmadı mı ??
AKP hükümeti, gözükara biçimde "rejim" e saldırmaya devam ediyor..
Yaptıkları hükümet icraatı vs. değildir.
Düpedüz kurulu düzenle savaştır..
Bakalım, yılların denetçisi Sn. Atılay ERGÜVEN ile ilgili hangi nesnel-hukuksal gerekçeyi gösterecekler?
Sayısız yönetsel işlemlerinde (idari tasarruf) oluğu gibi Yargıdan dönerse ne diyecekler?
Tuhaf olanı, Çankaya sâkininin de bu tür işlemlerde "otomatiğe takılmış" "sabaha karşı" onayıdır..
Oysa bu zat, İktisadi ve İdari Bilimler alanında "Doçentlik" derecesine sahiptir !?
Hiç mi hukuk okumamışlardır ve "Kamu hukuku" nun genel ilkelerinden haberdar değiller midir?
Kaynağı meçhul % 47 diktatörlüğüdür bu !
Alet edilen de hiç sıkılmadan; "Cumhur", "Ulusal irade" gibi kutsal kavramlardır..
Utandıracak biçimde kirletilmektedir söz konusu temel değerler..75 milyonluk ülke insanı, "Allah ile aldatılmakta" dır!
"Yığın ve sürü haline gelen on milyonlarca Müslüman, şu anda vahim bir kırsal kesim ve
varoş zihniyeti, marjinallik, parçalanmışlık içindedir.. Bizi mahvedenler, militan din düşmanları değil, içimizdeki din sömürücüsü, din rantı yiyen işbirlikçi, hain alçaklardır..."
"Bütün gücümüzü Kuran kursu, imam-hatip mektebi, ilahiyat fakültesi açmaya sarf ettik.
Hesabı yapılsa, bunlara akıllara durgunluk verecek miktarlar harcadık. Daha bitmedi.
Birtakım din baronları için her yıl milyarlarca dolar para topladık. Bu paraların yerli yerince, akıllıca harcanıp harcanmadığını hiç sorgulamadık, kontrol etmedik."
(ALLAH ile ALDATMAK adlı kitabı, Prof.Dr.Yaşar N. ÖZTÜRK ve
Hasan Pulur, 29.05.08, Milliyet, M. Şevket EYGİ'nin acı itirafları)Bu cesaret nereden ??
Müttefikleri, demokrasi ve insan hakları sözde şampiyonu, sabıkalı emperyalistler; AB ve ABD'dir..
Kaldıraç gücü ne yazı ki buradan alınmakta ve Türkiye tarumar edilmektedir. Üstelik bile bile :Washington ziyareti sırasında ABD Dışişleri Bakanı C. Rice ile görüşen Dışişleri Bakanı
Ali Babacan'ın, Fransa'nın Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin olumsuz tutumuna karşı destek isterken;
"Türkiye'nin AB'ye alınmayacağını biliyoruz.""Ama ortaya çıkan olumsuz havanın dağılması ve Türkiye'de kamuoyunun
tepki göstermemesi için Fransa'ya baskı yapmanızı istiyoruz." dediği öğrenildi.
(www.cumhuriyet.com.tr/?em=cumhuriyet/w/c01.html, 11.06.08)Artık mızrak çuvala sığmamakta ve 1959'dan bu yana yarım yüzyıldır sürdürülen
utanmaz maskeli tangonun sonuna gelindiği açık seçik görülmektedir.Şevket Kazan'ın tarihsel suçlamaları :
Kapatılan Refah Partisi'nin Adalet Bakanı ve şimdilerde Saadet Partisi Genel Başkan Yrd.
Şevket Kazan'ın savları yenilir yutulur türden değildir :· R.T. Erdoğan Amerika ile işbirliği yaptı.
· İşbirlikçi oldu. O gidip Amerika'nın stratejik müttefiki oldu!
· .. bugün Türkiye Amerikanlaşıyor.. Benliğimizin gitmesinde de AKP'nin çok büyük rolü var.
· AKP, Amerika'ya hizmet ediyor.
· Erdoğan'a icazet verildi, gitti Amerika'ya.
Amerika, başbakan olmasına karşılık ondan 5 konuda söz aldı :· 1. "Bir; 'Ben Irak'ı işgal edeceğim. Sen bana yardım edeceksin.
· 2. İki; Annan Planı'nı Kuzey Kıbrıs'a kabul ettireceksin.
· 3. Üç, seni Büyük Ortadoğu Projesi'nin eş başkanı yapacağım.
Burada sana tarihi görevler var, bunları yerine getireceksin. (Ülkeni böleceksin! A.S.)· 4. Dört, IMF ile çalışacaksın.
· 5. Tabii AB ile de beraber olacaksın."
· Hepsine "Baş üstüne!" dedi Erdoğan.
· Bunların garantisi alındıktan sonra Erdoğan'ın başına bir güzel kipa giydirdiler.
· Amerika'ya teslimiyet, işbirlikçilik bunları perişan etti.
· Hele hele Türkiye'yi İran'la karşı karşıya getirirlerse büyük felaket olur.
· Ama bu akılsızlığı yapmazlar diye düşünüyorum.
Eğer onu da yaparsalar her şeye müstehaktırlar. (VATAN Gazetesi, 24-25.03.08, Mine Şenocaklı)
Aradan geçen 3 aya yakın sürede bu söyleşi AKP'lilerce herhangi bir biçimde yalanlanamamıştır! Böylece, sükut ikrardan geliyor ve AKP bu olağanüstü ağır suçlamaları çok acıdır ki kabul etmiştir.Sorun ciddiden öte, "ürkünç" (vahim) aşamadadır..
İktidar hızla meşruiyet zeminini yitirmekte
ve adeta kapatılma davasına malzeme hazırlamaktadır..(!?!)
Bu gaflet midir, dalalet midir?Yoksa 3. adım mıdır ??
Bunlar, Türkiye'yi kurgulu bir kaosa sürükleyen "istendik" adımlar mıdır?
Maliye Bakanlığı'nda 7500 dolayında olan denetçi kadrosunun ancak 1/3'ü ile çalışan ve
vergi adaletini sağlayacak etkin denetim yap(a)mayan, enaz ücretten % 40 kesinti yapan AKP!?
Dolayısıyla emekçiden, onun yoksulluk bordrosundan kaynağında, peşin ağır ve adaletsiz
vergi keserek, vergi toplayamadığı varsıl kesimlerden bütçe açığını kapamak üzere aldığı borca
ve faizine yatıran.. Şirketler vergisini asgari ücretin yarısına, % 20'ye indiren AKP'nin adaleti mi!?
Anımsayalım :225 milyar YTL'lik 2006 yılı bütçesinde toplamın ¼'ü 56 milyar YTL salt FAİZ gideridir.
Dinsel inançlarına göre faizi haram bilen kadrolar, ülkenin bütçesindeki her 4 YTL'den 1'ini faiz olarak iç ve dış rantiyeye yatırmaktadır. Özelleştirme = yabancılaştırma talanı bir başka stratejik yıkıcıdır.Borç ana parası olarak ise "Faiz Dışı Fazla" tuazağı ile 38 milyar YTL ayrılmıştır. Faiz ve ana para olmak üzere 56 + 38 = 94 milyar YTL toplam bütçenin % 41,5'idir! AKP'nin 2008 bütçesinde
her 5 YTL'den 2'si borca ve faizlerine gitmektedir. Oysa toplam yatırımlar 11 milyar YTL'dir.
Bu borcu kendilerinin almadığını sık sık söyleyen Başbakan ise halka doğruları söylememektedir. Devletin resmi rakamlarından, Hazine'nin, Merkez Bankası'nın, Maliye'nin, TÜİK'in, DPT'nin..
web sitelerinden uzman iktisatçılarca doğrulandığına göre;· AKP Kasım 2002'de hükümet olduğunda toplam borç 221 milyar $ iken, aradan geçen 5,5 yılda, Cumhuriyet'in 80 yılda edindiğinden çok daha fazlasını ekleyerek, toplam borç yükünü 490 milyar $'a tırmandırmışlardır. Üstelik pek çok altyapı sorunu da çözülememiştir. Bu paralar ne-re-de-dir?
Ekonomik talan laikliğin de altını oymuyor mu?
Emekçinin vergisi salt iç rantiyeye gitmiyor; bir de dış rantiye var. Dolaylı vergiler % 70'i aştı! AKP döneminde iç-dış rantiyeye 150 milyar $ gibi korkunç bir kaynak aktarıldığı savlanıyor ve hükümetten tık yok.İşszilik de düşmüyor! (www.cumhuriyet.com.tr/?xl=empopup&em=cumhuriyet/w/c1206.html, 26.05.08)
AKP bu yolla son 5,5 yılda 28 adet yeni dolar milyarderi oluşturdu (7'den 35'e!) ve dünyada 6. sıraya tırmandık.. Japonya'yı bile geride bıraktık. Bu AKP zenginlerinin (dolar milyarderlerinin!) gerçekte misyonu nedir? Neyi finanse edeceklerdir?? Siyaseti mi? % 47 demokrasiciliği mi oynayacağız?Ankara Ticaret Odası'nın Mayıs 2008 Yoksulluk Raporu'nda halkın 53 milyonunun, her 3 insandan 2'sinin yoksullaştırıldığı rakamlarla sergileniyor.. Hükümetten tık yok.. Erdoğan masal anlatıyor!
Bir hekim olarak uyaralım : Sakın Erdoğan, söylediklerine inanan sanal bir gerçekliğe düşmesin??Kasten yoksullaştırılan kitleler, AKP'nin ianeleri ile beslenerek "biat cemaatı" üretilmiştir.
Milyonlar, Cumhuriyet'in başı dik özgür yurttaşları olamamakta, tarikat ve cemaatlerin kucağına itilerek "oy deposuna" dönüştürülmektedir. "Allahın ipine sarılan" zavallılaştırılan insanlarımız..
Yoksullarımıza kısa erimde yapacağımız, yasa ile Aile Sigortası kurmak ve Devlet yardımı vermektir.Oyun pek yamandır gerçekten! Yerli ve yabancı akıl hocalarını, danışmanları alkışlamak gerek (!)..
Ancak uyaralım : Gayrı meşrudur! Haberiniz ola, ayrıca sürdürülemez de.. Duvara dayandınız..
AKP Denetim İstemiyor !MASAK kısaltmasıyla İçişleri Bakanı Sadettin Tantan zamanında kurulan "Mali Suçları Araştırma Komisyonu" nu kapatan da AKP.. Oysa MASAK işliyordu.. İlginç biçimde, en çok bildirim de (ihbar) savcılıklardan geliyordu! Kara para mafyası ve siyasetle kirli ilişkileri ortaya dökülüyordu..
"Savcılar ihbar ediyor :
MASAK'ın kurulduğu 1997 yılından 2005'in sonuna kadar yapılan "suç ihbarlarında",
1138 ile Cumhuriyet savcıları birinci sırada.
Bunun ardından 815 ihbarla kamu kurumları, 66 ihbarla bankalar, 27 ihbarla da basın
(yazılan haberler ihbar olarak nitelendiriliyor) geliyor. Gerçek kişi ve kurumlar yapılan ihbarlarda
556 ile önemli bir ağırlık oluşturuyor. Yurtdışından gelen ihbarların sayısı ise 36...
Demek ki bankacılar da MASAK'a "ihbarda" bulunabilir ve para kaynaklarının "aklanması" yönünde katkı sunabilirlermiş! (http://www.milliyet.com.tr/2006/03/14/yazar/yilmaz.html, S. Yılmaz)
Çalışma Bakanlığı da Felç ve Sermayenin Güdümünde..Çalışma Bakanlığı'nda, SSK 2006 verilerine göre sayısı 1 milyon 50 bine yaklaşan işyerlerini denetimi için yalnızca 278 denetçi var! 1 (bir) denetçiye yaklaşık 4 bin işyeri düşüyor yıl içinde.. Bu işyükünün altından kalkılamayacağı tartışmadan uzaktır.. Yıllardır "bir türlü Maliye'den kadro alınamamakta" ve denetçi açığı kapatılamamaktadır. ((İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Genel Müdürü Kasım Özer, 22. İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası, 12-13 Mayıs 2008, Ankara)
Dolayısıyla Tuzla'da utanç verici "iş cinayetleri" durdurulamamaktadır. Bakanlık aczini itiraf ediyor :
"Tüm bunlara (denetimlere.. A.S.) rağmen, Tuzla tersaneler bölgesinde ölümle sonuçlanan
iş kazaları yaşanmaya devam etmiştir."
· Bazı ölümlerin, Cumhuriyet Savcılıklarına bile duyurulmadan
ailelerin rızasıyla kapatılıyor oluşu, konunun diğer bir yanını oluşturmaktadır."
(25 Şubat 2008, http://www.calisma.gov.tr/article.php?article_id=353)İşverenin kusuruna dayalı işyeri kapatmada çalışanların ücretlerinin ödeneceği yasalaştırılmamıştır. Dolayısıyla, etkin bir yaptırım olan "kapatma" işçiyi mağdur etmekte, geri teperek kullanılamamaktadır.
Oysa Diyanet kadroları ve bütçesi, "istikrar" içinde sorunsuz büyümeyi sürdürmektedir. Dinci kesimin duayenlerinden "Bugünün Dervişi" "6. Filo savunmanı" (Vikipedi) M. Şevket Eygi açıkça itiraf ediyor :• "Sevgili din ve iman kardeşlerim! Biz, 1950'lerden bu yana 40 bin cami binası, bu iş için trilyonlarca dolar harcama yaptık. Bunların mihraplarına geçecek kaliteli imamlar, minberlerine çıkıp hutbe okuyacak kaliteli hatipler, Müslümanları uyaracak kaliteli vaizler yetiştirmeyi düşünmedik. 79 bin camiye hela, imam ve müezzin lojmanı yaptırdık.
• On binlerce camiye kalorifer yaptırdık, pahalı klima cihazları taktık. Camileri hoparlörlerle, ışıldaklarla, vantilatörlerle doldurduk. Evet, son elli yıl içinde bunlara trilyonlar harcadık."
• "Ramazanlarda birtakım din cemaatleri 5 yıldızlı lüks otellerde bin kişilik ihtişamlı, israflı,
gösterişli, günahlı iftarlar veriyordu. O fücur yuvalarında verilen iftarlar dinimize uygun muydu?"
(ALLAH ile ALDATMAK adlı kitabı, Prof. Dr. Yaşar N. ÖZTÜRK ve Hasan Pulur, 29.05.08, Milliyet,
Milli Gazete'nin "ücretsiz" yazarı müzmin bekâr Mehmet Şevket EYGİ'nin acı itirafları)
Sayın M. Şevket Eygi'nin sık kullandığı bir söz : "Merhamet etmeyene merhamet edilmez."...
Güya Devlet küçültülmekte, kamu kadroları daraltılmaktadır : Laik Devletin "Hurafe üreten"[1],
tek bir mezhebin (Sünni İslam öğretisinin!) öğretisini halka dayatan kamu kurumu ayrıktır (istisna)!
Ara -ama önemli- sonuç :
· Türkiye Cumhuriyeti, çırılçıplak bir irtica tasallutu ve tehdidi altındadır.
· İrtica dış desteklidir ve müttefikleri ise, Genel Kurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın
Harp Akademileri konuşmasında belirttiği gibi ne hazindir ki, Batı'dır : AB ve ABD'dir !(www.ekolay.net/haber/haber.asp?pid=2705&haberid=546939, 05.06.08)
AKP Dokunulmazlıklara Dokundurtmuyor, Ödü Patlıyor !
Anayasanın "milletvekili seçilme yeterliliği" başlıklı 76. maddesinde :
"Zimmet, ihtilâs, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma, terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanların, affa uğramış olsalar bile"
milletvekili seçilemeyecekleri kuralı yer alıyor.Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu döneme ilişkin, TBMM'de halen
"görevi ihmal, zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmi evrakta ve kayıtlarında sahtecilik, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak" suçlarından savcılık fezlekesi var. Milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle bu suçlardan yargılanması karara bağlanamayan RT Erdoğan açısından suç dosyaları risk taşıyor. (www.haber3.com/haber.php?haber_id=373233, 17.05.08) Erdoğan, yargıdan yıllardır kaçıyor!S o n u ç :
Peki nereye dek?? Bu ne biçim milliyetçi-muhafazakâr, müslümanlıktır?
Yoksa, apaçık, aylardır hapiste tutulan İP Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçek'in yerinde deyimi ile "HAÇLI İRTİCA" nın ta kendisi midir? "Yeşil Kuşak" ın günceli sözde Ilımlı İslam taşeronluğu mudur?
Nereye dek; kulaklarını-gözlerini-dillerini ve de gönüllerini mühürlemiş, vicdanları nasırlaşmış
AKP'li kardeşlerimiz; nereye dek? Bu gaflet uykusundan sonsuza dek uyanmayacak mısınız?
Sizi kim(ler) böyle felç etti?? Dış kökenli psikolojik savaşa neden kökten teslim oldunuz?Bu ne derin afsundur, büyüdür, keramettir? Takdir-i ilahi midir yoksa?! Basiretiniz mi bağlandı!
Temel rasyonalizasyon mekanizmanız, psikolojik savunma düzeneğiniz bundan mı ibarettir?
Sizin terminolojiniz ile soralım : İrade-i külliyeye eyvallah; ya irade-i cüz'iyenin sorumluluğu?
Bundan da kaçmak ve Tanrı'yı aldatmak mümkün müdür? Hesabınız çok basitçe böyle midir?
Prof. Y.N. Öztürk'ün sorduğu gibi koskoca Türkiye'yi "ALLAH ile ALDATMAK" mıdır tuttuğunuz yol?Yine de uyaralım : Sorumlu yurttaş görevini yerine getirelim. Hem de profesyonel yeti ve yükümle :
Bu dizelerin yazarı 30 yılı aşan hekimlik kıdemine sahiptir ve uzmanlık alanı TOPLUM HEKİMLİĞİ'dir.
Dolayısıyla akademik birikimiyle, iyi niyetle, içtenlikle size bir çağrı yapmaktadır, yabana atmayın :1. AKP kadrolarına bir "mola" almalarını, derin derin nefesler alarak "streslerini denetlemelerini",
2. Ezberlerini sorgulamak üzere sükunetle, bizler gibi aklı başında, uzmanlara da danışmalarını..
Cidden, hararetle ve de sizler adına da kaygılar duyarak tavsiye etmekteyim. Yarın çok geç olabilir.
Hiç kuşku yok, AKP'nin yangına körükle gitmesiyle sürüklenilen kaosta en büyük "bedel"i bu kadrolar ödeyecektir. Tarihsel pratikte pek çok örneği vardır. Milyonların ağır ahını ve vebalini almaktasınız.
Kendi inanç sistematiğiniz bakımından da zor durumdasınız ve bir "kökten muhasebe" ye ivedilikle gereksiniminiz var. Bu meş'um sürüklenişe ve RTE'ye mahkûm değilsiniz, ol mamalısınız da !Türkiye kadim ve sanıldığından çok daha güçlü bir ülkedir. Bu kuşatmayı da yarmasını bilecektir.
Bir kez daha düşünün, içinizdeki sese kulak verin, sağduyunuz egemen olsun; hepimizin hayrınadır!
[1] "Cengaver Atatükçü" Prof.Dr.İlhan Arsel'in nitelemesi ve yazıları, ki biz de katılıyoruz. Özellikle "Diyanet' e Cevap" kitabı.
17 Haziran 2008