TBMM tutanaklarından (30 Nisan 2008)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 216 sıra sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu 1989 yılında yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra, bu Kanun'un 15'inci maddesi uyarınca yirmi beş meslek mensubu bulunan il merkezlerinde oda kuruluşları gerçekleşmiş ve bugün itibarıyla Türkiye genelinde yetmiş serbest muhasebeci mali müşavir odası ve sekiz yeminli mali müşavir odası bulunmaktadır.

3568 sayılı Kanun'un 20'nci maddesi uyarınca odalar genel kurullarını yılda bir defa, mayıs ayının içinde, davet üzerine yapmaktadır. İki yılda bir seçimli olarak yapılan genel kurullarda odaların yönetim, denetim ve disiplin organlarının üyeleri ile birlik genel kurul temsilcileri seçilmektedir.

Yine, 3568 sayılı Kanun'un 34'üncü maddesi uyarınca da kısa adı "TÜRMOB" olan üst birliğin Genel Kurulu her yılın eylül ayında yapılmaktadır. İki yılda bir seçimli yapılan Genel Kurulda da birliğin organlarının üyeleri belirlenmektedir.

Görüşmekte olduğumuz tasarı, özü itibarıyla, oda ve birlik organlarının seçim esaslarını ve birlik genel kurulu temsilcilerinin sayısını yeniden düzenlemektedir.
Tasarıda, Plan ve Bütçe Komisyonunda, genelde bir uzlaşma sağlandı tüm partiler arasında. Ancak, bir yönüne ben yine değinmek istiyorum. Tasarının bugünlerde gündeme getirilmesi ve bu şekliyle yasalaşmasının önümüzdeki ay yapılacak oda genel kurullarına ve bu genel kurullarda belirlenecek birlik genel kurul temsilcileri üzerinden birlik genel kuruluna müdahale amacını taşıdığı açıktır. Bu hafta sonu, yani iki gün sonra, Konya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasının genel kurul toplantısı yapılacaktır. Sayın Başkanım, oda başkanımız ve yönetici arkadaşlarımız, şu anda Mecliste acaba ne olacak, bunu beklemekteler. Açıkçası ne olacak şimdi? Bu kanun yetişecek mi? Sayın Cumhurbaşkanımız hiç incelemeyecek mi, hemen imzalayacak mı? Yani, böyle bir garantimiz mi var?

30


Bütün odaların gözü, kulağı burada. Görüşülen tasarı, bu yönüyle hukuk kurallarına, hakkaniyete uygun düşmemekte, karmaşaya yol açacak nitelik taşımaktadır.

Tasarı, bugün itibarıyla Türkiye genelinde sayıları 74 bin civarında olan meslek mensuplarının yaşadıkları sorunlara çözüm getirecek hükümler ihtiva etmemektedir. Kronikleşmiş hâle gelen meslek sorunlarının çözüm yolları mesleğin sahipleriyle birlikte üretilmelidir. Meslek mensupları devletle mükellef arasında köprüdür. Bu köprünün zayıflatılması, kayıt dışına güç, vergi gelirine darbe demektir.

Tasarı, meslek mensupları arasındaki haksız rekabet, mesleğe girişle ilgili sorunlar, yetki karmaşası, tahsilat gibi sorunlara çözüm getirmiyor. Mesleğin yüksek standartlara kavuşturulmasını sağlayacak düzenleme yapılmalıdır. Alelacele hazırlandığı belli olan bu tasarının, meslek mensuplarının sorunlarına çözüm getirecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekli görülmektedir. Yeminli mali müşavirlerin tasdikten doğan sorumlulukları yeniden düzenlenmelidir.

Ayrıca, kısa süre içerisinde 3568 sayılı Kanun'da tekrar bir değişikliğe gidilmemesi için, içeriğinde meslek mensuplarını ilgilendiren birçok hüküm taşıyan ve hâlen Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı'nın yasalaşmasından sonra yeni duruma göre kapsamlı bir düzenlemenin yapılmasının daha uygun olacağını düşünmekteyim.

Değerli arkadaşlarım, tasarıda, oda ve birlik yönetim, denetim ve disiplin kuruluna seçilecek üyelerin fiili çalışanlar arasından seçilmesi hususu düzenlenmektedir. Bu hüküm, odalara aidatlarını ödeyen ve seçme hakkı bulunan birçok üyenin seçilme hakkının elinden alınması anlamını taşımakta olup hukuka ve demokratik teamüllere uygun bulunmamaktadır. Sanki eski Roma hukuku. Vatandaşın seçme hakkı var, asillerin seçilme hakkı. Burada da maalesef üyelerin bir kısmının, fiilen çalışmayanların seçilme hakkı elinden alınmaktadır. Buna hakkımız yok.

Yine tasarıyla kanunları uyarınca vergi inceleme yetkisini almış ve mesleki yeterlik sınavını vermiş olanlar için yeminli mali müşavirlik sınav şartı aranmamasına dair kanunda yer alan hüküm kaldırılmaktadır. Zorlu bir sınav sürecini başarıyla geçerek devleti temsil etme görev ve yetkisi tanınan denetim elemanlarının görevleriyle ilgili konularda tekrar sınava tabi tutulmasının nedeni anlaşılamamaktadır. Böylelikle denetim elemanlarının mesleki yeterlikleri sorgulanır hâle getirilmektedir. Şunu anlıyoruz: AKP Hükûmeti denetimi sevmemekte, müfettişi sevmemektedir. Ben, yıllarca denetim elemanlığı yapan bir arkadaşınız olarak net söylüyorum: Denetim elemanları hiçbir dönemde bu kadar baskı görmemiştir, bu denli yıldırma politikası uygulanmamıştır. Zaten "Sizi kapatacağız." demek başlı başına bir baskıdır. Denetimi iç ettiniz, adına da "iç denetim" dediniz zaten. Yolsuzlukla mücadele dediniz, ama yolsuzluklarla mücadele edenlerle mücadele ediyorsunuz.

Bu arada bu hafta Denetim Haftası. Tüm denetim elemanlarının Denetim Haftasını kutluyorum. Denetim elemanlarına aileleriyle birlikte sağlıklı, mutlu ve huzurlu günler temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, tasarıyla 3500 sayılı Kanun'a eklenmesi öngörülen geçici maddede de kanunları uyarınca vergi inceleme yetkisini almış ve mesleki yeterlik sınavını vermiş olanların on yılını tamamlamış olanlar için yeminli mali müşavirlik sınav şartı aranmaması öngörülmektedir. Yani yeterliğini vermiş, on yılını doldurmamış olan denetim elemanları yeminli mali müşavirlik sınavına girecekler. Hâlbuki 3568 sayılı Kanun'un 9'uncu maddesinin üçüncü fıkrası çok açık: Mesleki yeterlik sınavını vermiş olanlar için yeminli mali müşavirlik sınav şartını aramamaktadır. Hüküm çok açık. Buna göre, bugün itibarıyla yeterlik sınavını vermiş olup on yılını tamamlamayı bekleyenlerin kazanılmış hakkı elinden alınmaktadır. Buna hakkımız yok. Bu, tam anlamıyla hak ve hukuk tanımazlıktır. Yardımcılık sınavını kazanarak ataması yapılan ve henüz yeterlik sınavını vermemiş olanların bile bu görevleri tercih nedenleri dikkate alındığında, haklarının ihlali söz konusudur.

Değerli arkadaşlarım, Maliye Bakanlığı hesap uzmanlığı sınavını kazanan bir arkadaşımız, maliye müfettişliği sınavını kazanan bir arkadaşımız başka bakanlık ve kurumların sınavlarını da kazanmakta ama tercihini Maliye Bakanlığı hesap uzmanlığı veya müfettişliği yönünde kullanmaktadır. Tabii bu tercihini kullanmasında etkenlerden birisi de budur. Yani bunu göz ardı edemeyiz. Yani şu anda muavin olan arkadaşlarımızın bile, bana göre, haklarını elinden alıyoruz. Kaldı ki yeterlik sınavını vermiş, henüz on yılını dolduramamış arkadaşlarımızın hakkını elinden almak tamamen Anayasa'ya aykırı. Buna kesinlikle bizim hakkımız yok diyorum.

Bu hüküm, Anayasa'mızın 2'nci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Hukuk devleti ilkesinin ön koşullarından biri olan hukuk güvenliğiyle kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Bu konuda Anayasa Mahkemesinin emsal kararları bulunmaktadır. Son bir örnek verebilirim: 7 Şubat 2008 tarihli 2005/38 esas, 2008/53 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı, bu konuda emsal teşkil edecek bir karardır. Bu nedenle, diyoruz ki: Gelin -bu geçici maddede önerge vereceğiz zaten- özellikle yeterlik sınavını vermiş, on yılını tamamlayamamış arkadaşlarımızın bu haklarını ellerinden almayalım.

Tekrar söylüyorum: Kanun'daki hüküm çok açık. Yeminli mali müşavirlik sınavı ile yeterlilik sınavı denk tutulmaktadır. Şimdi, yeterlilik sınavını vermiş bir kişi, hâliyle yeminli mali müşavirlik sınavını vermiş anlamı taşır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

31


BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, lütfen tamamlayın.

MUSTAFA KALAYCI (Devamla) - Hâlbuki on yıllık süre ayrıdır. Yeminli mali müşavirlik sınavına tabi tutmanın burada anlamı yok. Yani on yıl bekleme kanundan gelen bir bekleme süresidir. Yeterlilik sınavı yeminli mali müşavirlik sınavının yerine geçmelidir. Bu haksızlığı yapmayalım diyorum.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kalaycı.

Ana sayfa