KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU  TASARI TASLAĞININ

DENETİMLE İLGİLİ HÜKÜMLERİ  HAKKINDAKİ

GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİMİZ

        

 

 

Bakanlar Kurulu gündeminde bulunan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarı Taslağında; etkin ve tarafsız olmadığı, kaynak maliyetine yol açtığı gibi gerekçelerle Teftiş Kurullarının ve Denetim Birimlerinin kaldırılmasının önerildiği öğrenilmiştir.

Ayrıca, denetim  korkusuyla bürokraside işlerin yürümediği yönünde iddialar ileri sürülmektedir. Bunlar, her yönetim değişikliğinde gündeme gelmekle beraber keyfilik, usulsüzlük ve yolsuzluklara yatkın bir kısım siyasi, bürokratik ve iş çevrelerinin dile getirdiği tutarsız ve haklı dayanakları olmayan iddialardır.

Denetim elemanları bağlı olduğu makamın onayıyla denetim yaparlar ve sonuçlarını bir rapor halinde bağlı olduğu en üst makama sunarlar. Bu raporlar, hazırlayıcı idari işlem niteliğinde olup en üst makamın onayından sonra icraî nitelik kazanırlar. Denetim elemanlarının görevlerini ifa ederken esas aldıkları kriter, meri mevzuattır. Denetim elemanları görevleri sırasında, özellikle mevzuattan kaynaklanan işleyiş bozukluklarının giderilmesi amacıyla raporlarında önerilerde de bulunmaktadırlar. Kaldı ki, mevzuatın hazırlanmasında denetim elemanlarının etkin bir rolü de bulunmamaktadır. 

Bazı bakanlıklar ve bağlı kuruluşlarında, yoğun soruşturma trafiği nedeniyle, denetim elemanlarının asli görevlerinden olan  periyodik teftiş ve denetim   yıllardan beri yaptırılmamaktadır. Eğitici ve öğretici nitelikleri haiz periyodik teftiş ve denetimlerin yapılamaması, hataların katlanarak suça dönüşmesine yol açmaktadır. Özetle, periyodik teftiş ve denetimlerin sıklıkla ve etkin  yapılmasının hata ve suç oranlarını azalttığı istatistiksel bir gerçektir.   

Ülkemizdeki yolsuzlukların en önemli nedenlerinden biri de,    görevlerinin gerektirdiği bilgi ve  donanımdan yoksun kamu görevlilerinin üst görevlere getirilmeleridir. Bunlar, görevlerinde yetersiz olmaları  nedeniyle,  mümkün olduğunca iş yapmaktan ve sorumluluktan kaçınmakta, buna mazeret olarak da teftiş ve denetimi  göstermektedirler.  Oysa, yasama ve yürütme tarafından çıkarılmış ve yürürlüğe konulmuş yasa, tüzük, yönetmelik, yönerge ve genelgelere  uygun olarak yapılan iş ve işlemlere ilişkin olarak,  denetim elemanlarının  suç ve sorumlu araması veya işleyişe engel olması düşünülemez. 

Yolsuzlukların diğer önemli nedenleri, Derneğimizce de son yıllarda sürekli  gündemde tutulan;

-Bankalar Kanunundaki sırlar,

-Yasalarla getirilen aflar,

-Ceza ve usul yasalarından kaynaklanan olumsuzluklar  ve  cezaların   caydırıcılığını yitirmesi,

-Bilirkişilik müessesesinin güvenilir olmaktan çıkması,

-Mahkemelerin ihtisaslaşamaması nedeniyle mevzuata vakıf olunamaması,

-Kamuoyuna yansıyan bazı iş ve işlemlerin  denetimden ve yargıdan kaçırılması,

-Teftiş ve denetim raporlarının yönetimlerce uygulamaya konulmaması,

şeklinde sıralayabileceğimiz hususlardır.

Denetim  görevinin yöneticiden bağımsız, kendi alanında uzmanlaşmış, kariyer sahibi ve nitelikli elemanlarca yerine getirilmesinin çağdaş kamu yönetimleri için bir zorunluluk olduğu aşikardır.

Denetim hizmetleri, uluslararası alanda “ayrı bir meslek” olarak kabul edilmiştir. 1972 yılında ABD’de genel kabul görmüş denetim standartlarının birinci şartında; “denetim, denetçi adı verilen, gerekli teknik eğitimden geçmiş, mesleki yeteneğe sahip kişi ya da kişilerce yapılmalıdır” ifadesine yer verilmiştir.

Avrupa Birliği’nin denetim standartları ile ilgili olarak yayımlanan 8 No.lu Genelgesinin 4. maddesinde ise, denetçiler için istenen temel özellikler;

-Meslekle ilgili teorik ve  pratik eğitim görmüş olmak,

-Devlet ya da devletçe yetki verilmiş bir kuruluş tarafından düzenlenen mesleki yeterlik sınavında başarılı olmak,

Şeklinde belirlenmiştir.

Bu hususlar dikkate alındığında, denetçinin özel eğitilmiş, nitelikli ve tarafsız olması gerektiği, idare içerisinde herkesin denetim yapamayacağı, gerek ABD, gerekse AB’de belirlenen standartlar ile de ortaya konmuştur. Ülkemizde faaliyette bulunan denetim birimleri mensupları da bu kriterlere göre yetişmiş ve görev yapmaktadırlar.

Önceki Hükümetlerin Programlarında olduğu gibi, gerek 58. ve 59. Hükümet Programlarında, gerekse Acil Eylem Planında “yolsuzlukla mücadele” önemli bir yer tutmaktadır. Bu  kapsamda, kamunun önemli mevkilerine yerleşmiş, hesap vermekten kaçınan ve yolsuzluğun önemli bir kaynağı olan kamu görevlileriyle etkin mücadele, daha bağımsız ve güçlendirilmiş bir denetim sistemini gerektirmektedir. 

Kasım 2002 Genel Seçimleri öncesi, yolsuzluklar ve neden olduğu ekonomik krizler, kamuoyunda önemli bir yer tutmuş, bu nedenle seçim sonrası oluşan TBMM’de, Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu kurulmuştur. Söz konusu  Komisyonda  uzman sıfatıyla görevlendirilenlerin tümünün denetim elemanı olması, yolsuzlukların ortaya çıkarılmasında en etkin ve uzmanlaşmış kamu görevlilerinin denetim elemanları olduğunu bir kez daha göstermiştir. 

Hesap verilebilirlik, şeffaflık gibi uluslararası alanda da genel kabul görmüş güncel kavramların kamu yönetimine hakim olabilmesi için, teftiş ve denetim birimlerinin kaldırılması değil, bilakis daha etkin çalışabilmesine imkan tanınması gerekmektedir.

Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı Taslağıyla belirtilen denetim kavramlarıyla  beklentilerin karşılanamayacağı düşüncesiyle,   söz konusu Taslak TBMM’ne sevk edilmeden önce, denetim ile ilgili hükümlerin (EK)’deki önerilerimizi dikkate alacak şekilde düzenlenmesini arz ederiz.

Saygılarımızla,

 

Tahir BAYINDIR                    Atılay ERGÜVEN

  Genel Sekreter                          Genel Başkan

 

EK

Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarı Taslağında

Denetimle İlgili Maddelere İlişkin

Görüşlerimiz ve Değişiklik Önerilerimiz

 

1– Taslağın 2 inci bölümünde yer alan “Danışma Birimlerinin Görev ve Yetkileri” ibaresinin, “Danışma ve Denetim Birimlerinin Görev ve Yetkileri” şeklinde değiştirilerek bu bölüme Teftiş ve Denetim Kurulu Başkanlığının görev ve yetkilerini belirten bir madde eklenmesi ve bu maddenin;

Teftiş ve Denetim Kurulu  Başkanlığı

Madde :…. Teftiş ve Denetim Kurulu  Başkanlığı aşağıdaki görevleri yapar.

a) Kurumun hukuka uygunluk denetimi ile  mali ve performans denetimini  yapmak.

b) Gerektiğinde inceleme ve soruşturma yapmak.

c) Kurumun en üst amiri tarafından verilen denetimle ilgili diğer görevleri yapmak.

Şeklinde düzenlenmesi gerektiği düşünülmektedir.

2– Taslağın 39. maddesinin ülkemizin gerçeklerine ve  ihtiyaçlarına uygun olmadığı düşünülmektedir.

Bu tasarıda önerilen iç denetim ve dış denetim kavramlarının Kamu Mali Yönetim ve Kontrol  Kanunu Tasarısı ile getirilmek istenen denetim sistemi ile benzeştiği görülmektedir.

Mali denetim ve performans denetiminin kurumsal yapıyı çok iyi bilen,  alanında uzmanlaşmış personel tarafından yapılması gerekmektedir.  

Tasarıda dış denetimin tümüyle Sayıştay tarafından yapılacağı öngörülmektedir. Anayasal bir kurum olarak Sayıştay görev alanındaki kamu kurum ve kuruluşlarının işlemlerinin   %13’ünün denetimini yapabilmektedir.   Sayıştay Kanunu’nun 66 ncı maddesi gereğince  iki yıl içinde denetimi yapılmayan kurum ve kuruluşların hesaplarının ibra edilmiş sayılacağı belirtilmektedir. Bu durum karşısında, Sayıştay’ın taslaktaki beklentilere ne ölçüde cevap verebileceği müphemdir.

 

 

Önerimiz

Madde 39- Kamu kurum ve kuruluşlarında iç ve dış denetim yapılır. Kamu kurum ve kuruluşlarının iç denetimi; hataların önlenmesi, risk ve zayıflıkların belirlenmesi, iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması, yönetim sistemlerinin ve süreçlerinin geliştirilmesi, işlemlerin mevzuata uygunluğunun denetlenmesi amacıyla kurum ve kuruluşun en üst amirine bağlı teftiş ve denetim kurulu başkanlığınca yerine getirilir.

Objektif, bağımsız ve etkin bir denetim ve denetim elemanlarının özlük hakları ile ilgili hususlar ayrı bir kanunla düzenlenir.

Her kamu idaresinde sadece bir teftiş ve denetim kurulu oluşturulur. Bu kurul, teftiş ve soruşturma yapmakla görevli müfettişler, iç denetimle görevli iç denetçiler ve varsa özel ihtisas gerektiren konularda görevli denetçilerden oluşur. Teftiş ve denetim kurulunda görevli her  denetim elemanı  iç denetim eğitimine tabi tutulur. 

Merkezi idareye dahil kurum ve kuruluşlarla il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı kuruluşlar ve mahalli idare birliklerinin dış denetimi Sayıştay tarafından yapılır veya Sayıştay’ca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde yaptırılır, sorumluların hesapları kesin hükme bağlanır. Bu amaçla Sayıştay’ın teşkilat yapısı içinde özel ihtisas daireleri oluşturabileceği gibi, bölge düzeyinde taşra birimleri de kurulabilir.

Köyler ile köylerin kendi aralarında kurdukları birlikler, mülki idare amirleri eliyle denetlenir.

Gerekçe

Taslağın 38 inci maddesi, kamu kurum ve kuruluşlarının denetiminin, hukuka uygunluk, mali denetim ve performans denetimi şeklinde olmasını öngörmektedir.

Taslakta kurum ve kuruluşların yöneticileri ya da görevlendireceği elemanlar tarafından yapılacağı belirtilen denetim sistemi ile ilgili ciddi kaygılar olduğu gibi, ülkemizin böyle bir sistem denemesine de  tahammülünün bulunmadığı açıktır. 

Tüm kamu idarelerinde yapılacak denetimlerin objektif, bağımsız ve etkin bir şekilde yürütülebilmesi ve denetim elemanları arasındaki yetki, görev ve özlük hakları çatışmasının önlenebilmesi açısından denetimle ilgili ayrı bir kanuna ihtiyaç duyulmaktadır.

Dış denetimin yanı sıra  her kamu idaresinde “teftiş ve denetim kurulu başkanlığı” adı altında bir birim oluşturularak teftiş ve denetim fonksiyonlarının birbirinden ayrı şekilde ve farklı unvanlar altında yürütülmesi,  özel ihtisas gerektiren mevcut denetim birimlerinin tek çatı altında, aynı konum ve statüde birleştirilmesi gerekmektedir.

Böylece, mali denetim ve performans denetiminin kurumsal yapıyı çok iyi bilen,  alanında uzmanlaşmış denetim elemanlarınca yapılması mümkün olacaktır.