TBMM Genel Kurulunda 24.7.2008 Perşembe günü Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı tarafından yapılan konuşma metni

   
   

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

5018 sayılı Kanun'a eklenen geçici 18'inci maddede 31/12/2012 tarihine kadar genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin mali tabloları muhasebe ve raporlama standartlarıyla, muhasebe tekniğine uygunluk açısından Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, 5018 sayılı Kanun ve ikincil düzey mevzuatla getirilen yeni kamu mali yönetimi ve kontrol sisteminde kamu idaresinde mali denetim yapma yetkisi iç denetçiler ve dış denetçilere verilmiştir. İç denetçiler bu görevi üst yöneticiler adına, dış denetçiler Meclis adına yapmaktadır.

5018 sayılı Kanun'un 68'inci maddesinde dış denetim tanımlanmakta ve nasıl yapılacağı izah edilmektedir. Orada mali denetimle ilgili ikinci fıkrada özellikle dikkatinize getiriyorum- diyor ki kanun: Mali tabloların güvenilirliği ve doğruluğuna ilişkin mali denetim. Bu tasarıda getirilen hükümle de bir mali denetim yetkisi alınmaktadır. Böylelikle "reform" olarak sunduğumuz kamu mali yönetimi ve kontrol sistemiyle ilgili sistem delinmektedir, bozulmaktadır, gelin bunu yapmayalım, diyorum. Zaten merkezî yönetim kuruluşlarının muhasebe kayıtları Maliye Bakanlığınca yönetilen Say2000 sistemi üzerinden tutulmaktadır. Ayrıca Say2000 sistemi mali tablolar da üretmektedir. Bu nedenle merkezî yönetimi kapsam dışına alalım. Mahallî idarelerin mali tablolarında bir sıkıntı varsa onu çözelim. Bizim teklifimiz de onu içermektedir. Bu değişikliğin kabulünü sizlerden istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, bu arada denetimle ilgili bir konu hakkında sizleri bilgilendireceğim. Bir süredir, denetim elemanlarının hazırladığı raporların sürekli olarak geri çevrilmesi, istenilen sonucu doğuracak içerikte rapor yazmaya zorlanılması, denetim elemanlarının sürekli gözetim altında tutulması ve uydurma belgelerle haklarında tahkikat açılması gibi uygulamalar yapılmaktadır. Bu durumun yolsuzluklarla mücadeleden çok, yolsuzluklarla mücadele eden denetim elemanlarının yıldırılmasına yönelik olduğu açıktır.

Asli görevlerinden biri yolsuzluklarla mücadele olan idarenin keyfî uygulamalarına son örnek, bu mücadelede en büyük destek ve yardımcı olacak olan denetim elemanlarının tek sivil toplum kuruluşu olan DENETDE'nin sekiz yıllık Genel Başkanı ve aynı zamanda Sağlık Bakanlığı Başmüfettişi Arkadaşımız hasmane bir tutumla, skandal bir şekilde düzenlettirilen raporlar bahane edilerek görevinden alınmıştır. Yapılan işlemleri kısaca anlatayım. Lütfen elinizi vicdanınıza koyun; böyle bir şey olabilir mi?

Bu arkadaşımız hakkında birinci suçlama: 19-20 Nisan tarihlerinde Teftiş Kurulundaki odasında bulunmadığı gerekçesiyle yapılan incelemedir. İlk önce 2 müfettişe inceleme görevi verilmiş, bu müfettiş arkadaşlar, raporları 2 kez iade edilmesine rağmen "İddia edilen konuların sübuta ermediği ve yapılacak bir işlem yoktur." sonucunu bildirmişler. Teftiş Kurulu Başkanlığı yeniden 3 kişilik bir müfettiş heyetine konuyu incelemeye vermiş. Bu müfettiş arkadaşlarımız da 2 defa aynı kanaati belirtmişler, artık üçüncüde bir kınama cezası verilmesi yönünde öneride bulunmuşlar. Ancak bu yeterli bulunmamış, tekrar iade edilmiş ve bu defa aylıktan kesme cezasına çevrilmiş.

Yine bir diğer konu: Bu arkadaşımız her insan gibi hastalanabilir, rapor almış, beş gün de hastanede yatmış, on dört günlük bir rapor. Bu konu inceleme konusu yapılmış, ki raporu veren de Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Hakem hastane olarak Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine incelettirilmiş. Hakem hastane, raporun doğruluğunu teyit etmiş, ki bu arkadaşımız da hastaneye çağırılarak, tekrar muayene edilerek bu doğruluk tespiti yapılmış. İkinci defa tekrar Numune Hastanesine bu arkadaşımız çağrılmış, bu defa arkadaşımız bu yapılan keyfî uygulamaya uymamış. Bunun üzerine yeniden bir soruşturma başlatılmış ve müfettişlerin uyarma cezası teklifi 2 kez müfettişlere geri iade edilmiş. Nitekim müfettişler en son olarak İstanbul Haseki Hastanesine raporu göndermişler ve İstanbul Haseki Hastanesi de raporun ilme ve fenne uygun olmadığı yönünde rapor vermiş ve aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmış. Sonuçta da bu arkadaşımız müfettişlik görevinden alınmış. Söylediğim suçlamalar da çok basit konular ve müfettişlerin ısrarla "Raporlarında herhangi bir suç yoktur." demesine rağmen.

Değerli arkadaşlarım, idari görevlerimi hariç tutarsak ben de on dokuz yıl denetim elemanlığı yapmış bir arkadaşınızım. On dokuz yıllık denetim görevim boyunca birçok başbakan ve bakanlarla çalıştım. Yani bakanlar, başbakanlar gelip geçicidir, denetim elemanları hep oradadır, onlar hancıdır, devletin malının bekçisidir; hırsızlarla, yolsuzluk yapanlarla amansız mücadele vermektedir. Siz ne yaparsanız yapın, istediğiniz baskıyı uygulayın o arkadaşlarım verdikleri mücadeleyi mutlaka sürdüreceklerdir.

Saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum.

Ana sayfa